• No results found

2.2 Tilpasset opplæring

2.2.1 Tilpasset opplæring som formål, prinsipp og virkemiddel

Normatif etik, ahlaki faaliyetlerimiz ile ilgili kararlar almamızla ilgilidir.39 Normatif etik kuramları, uygulamalara rehberlik etmeyi hedeflemekte ve eylem öncesi kendimize, “Ne yapmalıyım?” sorusunu sordurarak, cevabını bulma aĢamalarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Normatif etik; tıpkı belirlenimci etikte olduğu gibi, değer etiğinin ve faydacılığın da olduğu gibi çeĢitli etik türlerinden bir tanesidir. Normatif etik, temel olarak etik felsefi düĢünce üzerinde var olmaya çalıĢan bir eğilimdir. Burada bahsedilen Ģey normatif olan, kural koyucu konumundaki bir etiktir. Bir baĢka açıdan baktığımızda ise herhangi bir kuralın veya ilkenin ıĢığında değerini bulan etik düĢünce türü normatif etiktir. Normatif etik, ödev ahlakı olarak da ifade edilmektedir. Bireyin iyilik istemesi bir ödev olarak görülmektedir. Bahsini ettiğimiz ödev normatif etikte koĢulsuz olarak kabul edilen bir buyruk olarak görülmektedir.

GerçekleĢtirilen bir aksiyonun ahlaken ne derece değerli olduğunun değil, dayandığı ahlaki form veya etik ilkenin önemli olduğu normatif etiğin bir diğer adı da formalist etiktir. Normatif etikte bahsedilen formlar veya etik kurallar tüm eylemler için aynı olmakta, değiĢkenlik göstermemektedir. Hizmet sektöründe yer alan kuruluĢların en önemli örgütsel felsefesi bireylerin mutluluğuna önem vermek olarak ifade edilmektedir.40

1.8.2.5. Betimleyici Etik

Diğer yönden, betimleyici iĢ etiği, ticaret hayatındaki iliĢkilerin ahlaki sorunlarını ve boyutunu inceleyerek ticari hayattaki davranıĢ ve tutumların nasıl olması gerektiğini ortaya çıkarma çabası olarak görülmektedir. “Kısacası, ticari hayattaki etik davranıĢların çeĢitlerini ve nedenlerini irdeleyerek çözümleyici bir tutum sergilemektedir.

39 Aydın, a.g.e., s. 17.

40 Hilal Demirel, “ÇalıĢanların ĠĢ Tatminlerinin Etik Davranma Eğilimleri Üzerine Etkisi:

Ankara‟daki Seyahat Acentaları Üzerine Bir Alan AraĢtırması” (YayımlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi),

23

1.8.2.6. ĠletiĢimsel Etik

ĠletiĢimsel etik, iĢ yeri ve personel arasında iletiĢimi sağlayarak iĢ yerinin değerlerini, ilkelerini ve etik anlayıĢını, karar ve uygulamalarına yansıtarak personel ile iĢ yeri değerleri arasında bağ kurabilmelerini gerektirmektedir.41

Elde edilen etik kodlarının farkındalık içinde uygulanabileceği ortam oluĢturabilmesi öngörülmektedir.

1.8.2.7. Meta Etik

Meta etik, etiğin ahlaki sebepleri ve doğası konulu yorumlar yapılmaktadır. Ġnsanın bencil mi yoksa değil mi, hep kendi menfaatleri doğrultusunda mı hareket ettiği ya da etiğin göreli olup olmadığı Ģeklindeki tartıĢmalar meta etiğin alanına girebilmektedir.42

Aslında normatif etik, uygulamalı etik ve meta etik arasında bir çizgi çizmek üzerine yapılan tartıĢmalar da meta etik bakımdan gerçekleĢen tahlilin kendisini oluĢturmaktadır. Meta etik, temel olarak etik biliminde bahsedilen etik özelliklerin, anlatımların ve elde edilen bildirimlerin, sergilenen davranıĢların ve elde edilen yargıların özünü saptamak ve bunların altında yatan olguları bulmak amacında olan bir etik türüdür. Meta etik, etik biliminin felsefecilerin genel kabul göstermiĢ olduğu dört temel etik türünden birisi olarak görülmektedir. Felsefecilerin, üzerinde genel kabul göstermiĢ olduğu diğer etik türleri ise normatif etik, betimleyici etik ve uygulamalı etik olarak görülmektedir. Meta etik, temel olarak normatif etik sistemlerini ve bu sistemlerin temel ilkeleri olan ahlaki değerler ile etiğin temel kavramlarını çözümlemeye çalıĢmaktadır. Normatif etiğin saptamıĢ olduğu yargılara eleĢtirel bir açıdan yaklaĢmakta olan meta etik, yargının gerektiği ve ahlaki kavramların dil ve ahlak iliĢkisi içerisinde analiz edildiği bir etik dalı olarak kabul edilmektedir. Bireyler, normatif etik aracılığı ile “Bu durumda ne yapılması gerekir?” vb. sorulara cevap bulmaya çalıĢırken meta etik, iyiliğin ne olduğu ve bir Ģeyin iyi veya kötü olarak kabul edilip edilemeyeceği gibi soruların cevaplarını bulmaya çalıĢmaktadır. Özetle meta etik, etik değerlerin özünü arayan bir etik dalı olarak ifade edilmektedir.

41 Halil Saylı ve Duygu Kızıldağ, „‟Yönetsel Etik ve Yönetsel Etiğin OluĢmasında Ġnsan

Kaynakları Yönetiminin Rolünü Belirlemeye Yönelik Bir Analiz‟‟, Sosyal Bilimler Dergisi, 2007, 231- 250, s. 243.

42

24

1.9. ETĠK TEORĠLERĠ

ĠĢletme yöneticilerinin etikle ilgili konularda daha önceki bilimsel düĢünceleri ve araĢtırmaları incelemeleri önemli yararlar sağlayabilmektedir. Etik konusunda ortaya atılan teoriler; adalet teorisi, faydacılık teorisi, haklar teorisi ve bencillik teorisi olarak sıralanabilir.

1.9.1. Adalet Teorisi

Adalet teorisi iĢletmeler açısından; çalıĢanların çalıĢtığı kurumlara emeksel katkıları ve örgütün belirlemiĢ olduğu kurallara uymaları karĢılığında, ceza veya ödül dağılımında karar mercilerinin adil yansız ve eĢitlikçi olmalarının gerekliliğine dikkat çekmektedir. Suç ve ceza, eĢitliğini hata–tahrik dengesini önemseyen eĢit davranıĢçı, eĢit özgürlükçü gibi adalet deyimlerini kapsamaktadır.43

EĢit davranıĢçı adalet, "iĢ yerinde kıdem gibi konularda eĢit durumdaki" bireyler için eĢit bir tutum benimsemekte, eĢit özgürlükçü adalet de herkesin özgürlük esasında denkliğini öngörmektedir. Suç–ceza eĢitliğini kapsayan adalet kavramı, "iĢlenen suça verilecek cezanın, suçun tam karĢılığı olmasını, fazlası veya az olmamasını", hata–tahrik dengesini koruyan adalet deyimi de hatalardaki tahrik unsuru değerlendirilerek bir denge sağlanmanın gerekli olduğunu esas kabul etmektedir.44

Bu bağlamda adil karar, belli hâllerde geçerli olan kuralların ıĢığında ayrım gözetmeyen makul ve eĢitlikçi bir karar olmasının gerekliliğini doğurmaktadır.

1.9.2. Faydacılık Teorisi

Bazı etik bilimciler tarafından etik davranıĢın en çok faydada bulunan veya en az zarar veren davranıĢ olduğu vurgulanmaktadır. Bir diğer deyiĢle etik davranıĢ, kötüye kıyasla iyiyi en çok dengede tutulandır, denilebilir. Etikte faydacılık teorisi, insanın temel amacının iyi olana ulaĢmak olduğunu düĢünen bir öğreti olarak kabul edilmektedir. John Stuart Mill‟in 1863 yılında kaleme aldığı Utilitarianism adlı eserde bahsedilen bu düĢünce yapısı, sonucu itibarıyla insanoğlunu, iyi olana götüren ve mutlu olmasını sağlayan davranıĢların etik olarak doğru, insanoğlunun acı

43 Saylı ve Kızıldağ, a.g.e., s. 234.

44 Mehmet Ali Gürol, Küresel Arena’da Girişimci ve Girişimcilik, Gazi Kitabevi, Ankara, 2006,

25

çekmesine sebebiyet veren davranıĢların ise yanlıĢ olarak görüldüğünü belirten bir öğreti olarak ifade edilmektedir.45

Mill‟in ifadelerine göre gerçekleĢtirdiğimiz aksiyonlar, iyi olanı yani bizi mutlu edecek olanı sağladıkları sürece doğru olarak kabul edilmektedir. Bahsettiğimiz iyi olanın, bizi mutlu edenin tersi olanın, bizi yanlıĢ olana götüren ve mutsuz eden aksiyonlar ise bize olumsuz etki ettiği sürece yanlıĢ olarak değerlendirilmektedir.

Ġnsanoğlunun sahip olduğu duygular adeta insanlar gibi doğal, etkin ve hassastır. Sosyal olan insanların daha etkin ve güçlü karakterlere sahip olmaları gibi sosyal olan duygular da eğitim ve iletiĢimle güçlenebilmektedir.Ahlak duygusu doğuĢtan gelen bir özellik olmamaktadır. Farklı duyguların birleĢerek oluĢturduğu birleĢik bir duygudur. Söz konusu bileĢimin temel üyeleri; sempati, korku, inançlar, deneyimler, öz saygı, saygı görme arzusu olarak ifade edilebilinir. Ahlak duygusunu oluĢturan ögelerden ancak sempatinin doğuĢtan gelen bir özellik olduğu iddia edilebilinir.

Faydacılık düĢüncesini benimseyenlere göre ahlaken belirsizliklerle dolu olduğu düĢünülen dünyada herhangi bir eylemin doğru veya yanlıĢ olup olmadığına karar verebilmenin tek yolu söz konusu eylemin insanoğluna ne derece zevk veya acı vermesi nedenlerinden dolayısıyla faydacılık teorisine göre, etik olan kurumsal davranıĢ, tüm müĢterilere, çalıĢanlara, hissedarlara, camiaya ve çevreye en az zarar veren ve en çok fayda sağlayan davranıĢ olarak ifade edilebilmektedir.

Faydacı yaklaĢımda sonuçlara odaklanılmaktadır: Yapılan menfaati artırmakla beraber yapılan zarar azaltılmaya çalıĢılmaktadır.

1.9.3. Haklar Teorisi

Bireylerin hayatlarını idame ettirirken ve tercihlerini belirlerken sınırsız bir özgürlük ve egemenlikleri bulunmamaktadır. Mevcut normlar ve yasaların belirlediği çizgiler içerisinde, bireyler ilkelere uymak durumundadırlar. KiĢiler, baĢkalarına müdahale etmediği sürece yasaların belirlediği çizgiler içerisinde kendi haklarını ve özgürlüklerini kullanabilmektedir.46

45 Cengiz Toraman, ”Muhasebe Denetiminde Etik ve ENRON Örneği”, Muhasebe ve Denetime

Bakış, 2003, 24-59, ss. 24-33.

46

Cennet Uslu, Doğal Haklar ve Doğal Hukuk İnsan Haklarının Felsefi Temelleri, Liberte

26

Haklar teorisinin temelinde ise insanların saygıyı hak ettikleri ve baĢkalarının amaçları için kullanılmamaları gerektiği yatmaktadır. Deontoloji olarak da bilinen haklar teorisi, Immanuel Kant tarafından ileri sürülmüĢtür. Kant‟ın teorisine göre, bazı aksiyonların sonuçları ne olursa olsun bu eylemler insanlık adına ahlaken bağlayıcı aksiyonlar olarak kabul edilmektedir. Eğer örneklendirmek gerekirse; birini öldürmek, birine tecavüz edilmesi, kiĢi veya kiĢilere iĢkence edilmesi veya soykırım yapılması gibi durumlar, sonuçları her ne olursa olsun, kötü/yanlıĢ olarak kabul edilen aksiyonlardır. Kant‟ın haklar teorisine göre evrenselleĢmiĢ birtakım doğrular vardır. Bu doğrular, zamana ve içerisinde bulunulan durumun Ģartlarına göre değiĢiklik göstermemektedir. Sabit kalmaktadır. Kant‟ın ifadelerine göre ahlakın temelinde değiĢmez bir olgu bulunmalıdır. Söz konusu olgu ise iyilik istemek ve ahlak yasası olarak ifade edilmektedir. Kant‟a göre ahlak yasası, herhangi bir koĢul veya kayda bağlı değildir. Ġnsanoğlunun aksiyonları ve eylemleri hem kendisi hem de baĢkaları için bir ilke ve yasa görevi görmelidir.

Kant‟ın öne sürmüĢ olduğu görev ahlakının genel olarak benimsenmiĢ ve herkesin benimsemesi istenen evrensel ve tarafsız ilkelerden oluĢtuğu da söylenebilinir. Haklar teorisine iĢ dünyası özelinde yaklaĢacak olursak sorulması gereken temel sorunun, etik düĢüncenin ve etik aksiyonların organizasyonların çıkarları adına mı veya toplumun iyiliği için mi gerekli olduğudur. Bu sorunun Ģu sorularla geniĢletilmesi de mümkün olabilmektedir: Organizasyonların, sırf çıkarlarına uygun olduğu için, etik düĢünceye uygun hareket etmesi etik midir?47

Kant‟ın teorisine göre böyle bir durum etik değildir. Yine örneklendirmek gerekirse, bir organizasyonun çalıĢanlarına sağladığı sağlık ve güvenlikle ilgili yan hakların var olma nedeni, Kant‟ın teorisine göre insanoğlunun yaĢama hakkına saygı duyulmasından kaynaklanıyor olabilmektedir. Etik düĢüncenin standartları, genel olarak Kant‟ın teorisine yakın bir görüntü sergileyebilmektedir.

Bir baĢka Ģekilde ifade etmek gerekirse, insanlar yalnızca insan olmalarından dolayı iĢ dünyasında da belli baĢlı haklara sahip olabilmektedirler.

Özellikle iĢ dünyasında etikle ilgili olarak uygulanabilecek birtakım evrensel ilkeler vardır. Bu evrensel ilkeler Ģu Ģekilde sıralanabilir:48

47Murray N. Rothbard and Hans–Hermann Hoppe, The Ethics of Liberty, New York University

Press, New York, 2002, pp. 133-147.

48 David Tilman, “Causes, Consequences and Ethics of Biodiversity”, Nature, 2000, 208-211,

27

 Hâlihazırda birlikte çalıĢılan ve ileride birlikte çalıĢma imkânı olabilecek müĢterilerin, çalıĢanların ve/veya etkileĢimde bulunulan diğer kiĢi ve kurumların ve elbette toplumun aldatılmaması,

 KiĢilerin fiziksel veya ruhsal olarak taciz edilmemesi,

 Doğru olmak, dürüst olmak ve adil olmak ilkelerine uyulması,

 Çevrenin korunması, en azından çevreye zarar verilmemesi,

 Organizasyon ile iliĢkisi ne olursa olsun (müĢteri, çalıĢan, paydaĢ vb.) haklarına saygı duyulması,

 Yolsuzluk, rüĢvet, torpil ve kayırmacılık gibi uygulamalardan kaçınılması,

 Verimlilik ilkesinin etik sınırlar içerisinde gerçekleĢtirilmesi.

Bir genelleme yaparak etik kurallara uyan organizasyonların baĢarılı olacağını söylemek mümkün olmayacak olsa da genel olarak etik düĢünceye uyum gösteren, etik kurallara uygun hareket eden bir organizasyonun uzun dönemde amaçlarına ulaĢacağı/yaklaĢacağı söylenebilinir.

1.9.4. Bencillik Teorisi

Bencillik, yalnızca kendini düĢünen, baĢkalarını dikkate almayan manasını taĢımaktadır. KiĢinin sadece kendi için uygun olanı iyi ölçütü sayması fikri olarak da adlandırılabilir. Hobbes, kendini koruma, kendini sevme içgüdüsünün, insan için yönlendirici olduğunu savunmaktadır.49

Bu düĢünceye göre evrensel ahlak yasasının varlığından söz edilememektedir.

Thomas Hobbes‟un temsilcisi olarak kabul edildiği bencillik teorisi yani egoizm, Hobbes‟a göre bireylerin ben sevgisiyle dolduğu, her daim öncelikli olarak kendilerini düĢünerek hareket ettikleri bir öğreti olarak ifade edilebilmektedir. Bencilliğin temel var olma sebebi ve insanların sergilemiĢ olduğu eylemlerin gerçekleĢme nedeni, bireylerin, kendi hayatlarını korumak ve sürdürülebilmek istemesi olarak açıklanabilmektedir.

Ahlaklı olmak, bireylerin kendilerini koruma güdülerinin dıĢa vurulmasının bir sonucu olmaktadır. Bireyin gerçekleĢtirmiĢ olduğu eylemleri iyi veya kötü olarak nitelendiren yine bireyin kendisi olabilmektedir. Bireyler, doğaları gereği her zaman

49

28

kendi çıkarlarına uygun olan eylemleri gerçekleĢtirebilmektedirler. Elbette herkesin çıkarı aynı olamamaktadır. Bu nedenle de evrenin bir ahlak yasası olamamaktadır.

Bencillik teorisi, genel olarak kiĢilerin bireysel kazançları yönünde eylemlerde bulunmasıdır. Bencillik teorisi ile ahlaki bencillik, psikolojik bencillik veya rasyonel bencillik kavramlarından birinden bahsediliyor olabilmektedir. Ahlaki bencillik, bireyin daima bireysel çıkarlarına uyan eylemleri gerçekleĢtirmesinin doğruluğunu savunan bencillik türü olarak görülmektedir.Psikolojik olarak bencillik; bireyin daima kendi çıkarı adına aksiyonlarda bulunması gerektiğini savunan bencillik türü olarak ifade edilmektedir. Rasyonel bencillik ise bireyin Ģahsi çıkarları yönünde eylemlerde bulunmasının rasyonel bir olgu olduğunu savunan bencillik türü olarak ifade edilebilmektedir.

29

ĠKĠNCĠ BÖLÜM

LĠDERLĠK KAVRAMI, TANIMI, ÖNEMĠ, GELĠġĠM SÜRECĠ, KURALLARI, TEMEL TAġLARI, VAZGEÇĠLMEZLERĠ VE LĠDERĠN BAġARISINI OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNDE ETKĠLEYEN FAKTÖRLER, BENZER KAVRAMLARDAN FARKI, LĠDERLĠK KONUSUNDA ĠLERĠ SÜRÜLEN KURAMLAR