• No results found

5 Empiri/ Analyse

5.2 En intensjons- og adaptasjonsanalyse

5.2.2 Cappelens ABC som pedagogisk tekst

1.2.5.1. Bölgeler Arası Ticarete Dayanan Kalkınma Teorileri

Bu teorinin esasları üretim faktörleri ve mallarının miktar ve fiyatının bölgeler arası ticarete dayalı kalkınmaktaki önemine değinilmesidir. Bu teoride mikro iktisatta olduğu gibi analizlerin eksenini miktar ve fiyat üzerinde odaklanma oluşturmaktadır.

Bölgeler arası ticarete dayalı büyüme teorisinde kalkınma iktisadi büyüme ile yakın anlam taşımakta ve tüketicinin refah seviyesinin artması sonucunu vermekte ve ayrıca bu teoriye esasen kalkınma sürecinin ilerlemesi fiyat mekanizmasına dayanmaktadır bunun sonucu denge fiyatının istikrarı ve fiyat değişikliğinin kaldırılması ve azalması amacını gütmektedir (Shahrabi, 2007,s. 33).

Bu teorinin iki özgün güç noktası bulunmaktadır. Birincisi iş yaratma amacı yerine tüketicinin refahı (genel tüketimde artış)’nın artması bir ana ilke olarak tanınmaktadır. İkincisi bu teori fiyat/maliyet’in tam belirlenmesine dayanmaktadır. Bu teorilerde kalkınmanın sürecinin nasıl oluştuğu ve gelişmesine bakmayarak gelişmenin piyasa fiyatlarına dayalı kendiliğinden baş vermesine önem verilmektedir. Ayrıca gelişme dinamizmine önemin verilmemesi ve sınırlayıcı noktalar bu teorilerin eleştirilmesinde önemli noktalar sayılmaktadır. İktisadi düşünürler bu teori esasında devletin ekonomide müdahale etmemesi, uluslar arası serbest ticaret serbest bölgelerin artışı ve genel olarak piyasanın rekabete daha fazla açık olmasını savunmaktadırlar. Bu teoriler devletin işlevlerinde iyileşmeği, yerel yapısal kalkınmanın desteklenmesi ve yerel verimliliği artıran diğer önlemlerin alınmasına özenle değinmektedirler. Bölgeler arası ticaret teorisi aslında uluslar arası ticaret teorisini biraz daha kısıtlı kapsamda gerçekleşmesini göze almaktadır (Farjadi, 1989,s. 86).

1.2.5.2. Alan Teorisi

Alan teorisi ekonomiyi üç ana sektöre ayırmaktadır; ilk sektör tarım, orman ve denizcilikten oluşmakta ve ikinci sektör sanayi ve madencilikten ve üçüncü sektör ise hizmet ve ticaret sektöründen oluşmaktadır. Bu teoriye esasen ilk iki sektörün gelişmesi üçüncü sektörün gelişmesine ve üçüncü sektördeki gelişmeler ise ilk iki sektörün gelişmesi sonucuna sebep olmaktadır. Ekonomik ilerlemenin belirgin göstergelerinden ekonominin daha geniş sektörlere ayrılması, ayrıca uzmanlaşma, iş bölünmesi ve verimlilik düzeyinin ilerlemesi sayılmaktadır. İş gücündeki verimlilik düzeyinin artışı daha yüksek teknik ve teknolojiyi geliştirerek sektörlerin daha fazla gelişme ve bölünmesine sebep olacağı bu teori esasında savunulmaktadır (Farjadi, 1989,s. 87).

Gelirdeki artış talepteki artışa sebep olarak teknoloji ve üretim artışı sonucunu vermekle ilkin sektörlerden iş gücünün hizmet ve ticaret sektörüne kaymasına sebep olacaktır. Teknolojik ilerlemenin olumsuz yönleri bu teoriye göre ekonominin daha fazla alan ve sektöre ayrılması ve yeni istihdam alanlarının ortaya çıkmasıyla bertaraf olmaktadır.

Alan teorisi deneme ve işlev açısından cazip görünse de ekonomiyi ilkin ve sonraki sektörlere ayırması pek yararlı görülmemektedir (Farjadi, 1989,s. 87).

1.2.5.3. İş Üretimine Dayanan Teoriler

Bu teoride iktisadi kalkınma aşamaları iş yaratma, faaliyetlerle ilgilenerek iş üreten insanlar ve kurumlarla ilerlemektedir. Sanayi ve şirketler ve iktisadi kuruluşlarda ortaya çıkan değişimler bölgesel ekonomilerin iğcileşmesine ve ilerlemesine sebep olarak, makro iktisat düzeyine yayılıp, bütün ekonomiği anlamlı bir şekilde ileriye itmektedir. Bu teoride de iktisadın ana değişme mekanizması yeniliklerin gelişmesiyle ortaya çıkmaktadır. Yenilik kavramı değişik teorilerde çok farklı tanımlanarak genelde yeni karışım, yaratıcılık veya yaratıcı risk alma özelliğini taşımaktadır. İş üretme teorisi itibar açısından bir dolaylı teori sayılmaktadır. Kütle (iş üretenler vs.) iktisadın kalkınmanın gelişmesini sağlamaktalar. Bu özellik bu teorinin ana özelliği olmasına rağmen bir zaaf noktası sayılmaktadır. Çünkü bu özellik, bu teorinin uygulanmasında ve uygulanma süreçlerinde müdahale etmeği zorlamaktadır. Bu teorinin asıl odak noktası iş

ve çalışma ve sanayi ortamının iş üretmeye yönelmesini desteklemektir (Shahrabi, 2007,s. 44).

1.2.5.4. İktisadi İlke Teorisi

Bu teorinin içinde ki bölünmeler bir bölgesel ekonominin parçasını içinde barındırarak ana bölüm ve ek bölümlere ayrılmaktadır. Bu teori yerel ekonomideki gelişmeyi göz önüne alarak kalkınmayı yerel ekonomide gelir düzeyi, üretim ve istihdamdaki büyüme ile değerlendirmektedir (Farjadi, 1989,s. 89).. Aslında bu teoride iktisadi kalkınma iktisadi gelişme ile eş anlamlı tutulmaktadır. Bu teorinin iktisadi büyüme sonucu veren canlılık ve etkinlik mekanizmasının doğru çalışması yerel iktisadın ana bölümlerinin yurtiçi üretimin ihracatına olan fazla talepten kaynaklanmaktadır. Bu teorinin odak noktası yerel iktisadın ana bölümlerine verilen önemden kaynaklanmakta ve ana bölümlerde ortaya çıkan büyüme etki ve oranları başka bölümlere de yansıyarak tüm ekonomiyi etkileyeceği düşünülmektedir. Bu teorinin güçlü yönlerini şöyle sıralanmaktadir. (Farjadi,1989,s. 89).

1.Bu teori kuzey Amerika’da iktisadi gelişmenin esasını oluşturmuştur. Bazı iktisat uzmanlarınca bu teori kuzey Amerika’daki gelişmelerinin sürecini tamamen açıklamaktadır.

2.Bu teori esasında planlanan iktisadi geleceği tahmin etmenin çok kolay olduğunu söyleye biliriz. Belirgin ve açık faktörlerle analiz yöntemine sahip olması bu teorinin önemini artırmaktadır.

3.İktisadi kalkınma ve büyümede yurt içi üretimin artması gerektiğine gösterdiği özen ve önemde bu teoriye verilen önemin nedenini açıklamaktadır.

İktisadi ilke teorisi istatistiksel açıdan nicelik boyutu kazana bilir. Çünkü üretim, gelir ve istihdam düzeyi kolaylıkla ölçülebilmektedir. Bu teorinin esas zaaf noktası ve yetersizliği uzun süreli bir kalkınmayı planlamaktaki analizinde yetersizliğidir. Bazı uzmanlar bu teoriği eleştirdiklerinde, ekonominin ana bölümlerine verdiği aşırı önem karşısında diğer kısımlarının üzerinden basitçe geçmesine değinmekteler. Ayrıca bu teori bölgesel iktisadı değişik parçaların bütünleşmiş biçimde olduğunu kabul etmeyerek bölgeleri parçalar halinde dikkate almaktadır (Farjadi, 1989,s. 89).

Bu teori sanayiin güçlendirilmesi ve artmasına odaklanarak ihraç edile bilir ürünlerin artışına odaklanmaktadır. İş gücü ve pazarlamaya önem vermekte ve ihracatı geliştirmek yolunda iktisadi alt yapıların güçlendirilmesinden yanadır (Shahrabi, 2007,s.

45).

1.2.5.5. Ana Ürün Teorisi

Bu teori sanayi önem ve düzey itibarı ile ayrı sektörlere bölerek farklı değerlendirmelere tabi tutmaktadır. İhracata yönelik bir yaklaşım olarak ekonomik kalkınmayı üzün süreli amaçlara odaklanmasını ve istikrarlı bir büyüme süreci olarak görmektedir. İlk kez Kanada’da uygulanmaya geçen bu yaklaşımın ana üründen kastı ülke ihracatında önemli yer ve röle sahip olan sanayi sektörüne ve ürünlerine verilmesi gereken önemi vurgulamaktır. Geleneksel açıdan buğday, balık, ahşap ve bu gibi ürünler bu teori çerçevede önem arz etmiştir (Farjadi, 1989,s. 93).

Genel olarak bu teorinin güç kaynağı ve hareket ekseni küresel seviyede pazarlana bilen ve geniş çapta üretile bilen ana ürünlerin üretimine odaklanmaktır. Bu teorinin güçlü yönlerinden biri kuzey Amerika’nın gelişmesi sürecindeki tarihsel önemi ve etki sürecidir. Ayrıca geçmişteki gelişmenin başarı nedenlerinin ana ürünlerin üretim ve ihracatına dayandırılması bu teoriye siyasi ve tarihi itibar sağlamaktadır. Bu teorinin zaaf noktası iktisadi gelişmenin analizini vermek yerine gelişme sürecini betimlemeye çalışmasıdır. Bu yüzden bu teori geleceğe yönelik derin tahminler ve analizlerde bulunmayı zorlaştırmaktadır. Buna rağmen geleceğe yönelik genel bir planın gelişmesinde derinden etki bırakmaktadır. Küresel ekonominin bölge içi ve dışındaki potansiyel durumuna bakarak ana ürünlerin pazarlama kabiliyetlerini büyük ölçüde kaybedene kadar ana ürünlerin üretim ve ihracatına yüksek seviyede özen gösterilmesi gerektiği bu teori kapsamında önemli yer bulmaktadır. Bu süreçte devlet müdahalesinin sadece ana ürünlerin daha fazla rekabet gücüne sahip olması açısından gerekli görülmektedir (Shahrabi, 2007,s. 46).

Bu teorinin ana düşüncesi belli sektörlere fazla odaklanma ve uzmanlaşmayı farklı verimsiz bölümlerle ilgilenmekten daha önemli görülmesidir.

1.2.5.6. Üretim Döngüsü Teorisi

Üretim döngüsü teorisinde ekonomik gelişme aşamaları ürünün gelişme aşamalarına bağlanmaktadır. Bu teoride ürünlerin yeni guruplar olgun veya istikrar bulmuş aşaması en ileri aşama olarak değerlendirilmektedir. Zamanın her bölümünde iktisadi alan yeni ürünlerin üretimine uygunlaştırılmış bölümlere ayrılabilir ve bu bölümler bu teori esasında gelişmenin dinamiğini oluşturmaktadır. Aslında bu teoride ekonomik değişim süreci yeniliklerin ortaya çıkışına bağımlıdır. Önce yenilikler ortaya çıkar istikrar bulmuş ürünlere dönüşür ve daha sonra yayılmaya başlar (Farjadi, 1989,s.97). Bu teori esasında iktisat karar vericileri iktisadi gelişmeyi, üretim döngüsü teorisi esasında yöneltmek istediklerinde yeni ürünler üreten birimleri belirleyip destekleyerek ekonomik gelişmeyi sağlayabilirler. Bir ülkenin ekonomik gelişme sorumluları, iktisadi alt yapının oluşumundaki gerekli olan kaynakları, yeni ürünlerin üretiminin teşvik ve kalkınmasına sağlayarak bölgelerin gelişmesine ve nihayet ulusal ekonominin kalkınmasına yardımda bulunabilirler (Shahrabi, 2007,s. 49).

Üretim döngüsü teorisinde her ürünün bir doğuş ve ölüm aşaması vardır. Her yeni ürünün veya yeni üretim sürecinin doğuşuyla yeni bir piyasa gelişmektedir. Yeni piyasanın canlanması ile üretim artar ve çok yaygın biçimde diğer üreticilerin dikkatini çeker. Bu yeni dönem yeni ürünün yaygınlaşma aşaması olarak tanımlanır. Diğer aşamada bu ürün istikrar bulmuş ve sıradan bir ürüne çevrilmekle gelecekteki yeni ürünlerin üretimine zemin hazırlar. Bu teori esasında yenilik ortaya çıkmazsa ekonomi, durgunluğa uğrayarak kalkınma döngüsü çalışmaya devam edemez (Farjadi, 1989,Ss.

97-99).

1.2.5.7. Kalkınma Kutupları

Kutuplu büyüme teorisi bazı sanayiyi analizlerin ana birimi olarak göze almaktadır. Analiz birimi bir soyut kavram olarak iktisadi alanın bir parçası olmaktadır.

İktisadi gelişme bu teori esasında yeni önder sanayinin büyümesindeki yapısal değişim olarak tanımlanmaktadır. Başka bir değişle yeni önder sanayinin olumlu ve yapılandırıcı role büründüğünde iktisat gelişme yoluna girmektedir. Önder sanayi büyüme kutupları olarak tanımlanmakta ve bu teorinin etkinliği bu birimlere dayanarak baş vermektedir.

Büyüme kutupları ilk adımda büyüme sürecini başlatmakta ve büyümeği

yaygınlaştırmakta ve genişletmekte rol oynamaktadır. Kutuplu büyüme teorisi iktisadi gerçeklerden iyi bir kavrayış ve bakış açısı verse de genel bir teori olarak tanınmakta başarısız bulunmaktadır. Büyüme merkezleri stratejileri bu teorilere esasen biçimlenmiştir. Gunnar myrdal’a göre bu teorinin önemli düşünürlerinden sayılmaktadır (Farjadi, 1989,Ss. 99-1001).