Bir önceki seansta kapı eşiğine bıraktığı söylemini hatırlatmamayı seçtim. Bırakıp kaçan bir çocuk gibiydi. Ona yeniden dönüp kucaklayabileceğine inanmıştım. Bu nedenle seansın açılışını yine ona bıraktım. Anlatacak çok şeyi vardı.
Rose seansı yeni gittiği iş görüşmesi mülakatının nasıl geçtiğini anlatmakla açmıştı. Uzun süredir çalışmaya ara verdiğini fakat yeniden çalışma hayatına dönmek istediğini dile getirmişti. Ardından seansların ona iyi geldiğinden bahsederek ‘’artık hayır diyebiliyorum’’ demişti. Bu söylemini o an anlamlandıramamıştım. Söyleminin ardından ise eklemlediği: ‘’ Bunu daha önce size söyledim mi bilmiyorum eski işyerinden ayrılma sebebimi’’ Aslında bana anlatmadığını çok iyi biliyordu. Onun için ‘’bazı şeyleri söylemek zordu’’
Eğer konu bir tacizse…
Önceki iş yerinden ayrılma nedeni patronu tarafından tekrarlanan sözlü ve davranışsal cinsel istismardı: ‘’Böyle bir şey(taciz) vardı. Ben 3 -4 kere 5- 6 kere
120
daha fazla buna maruz kaldım. Hem sözlü hem yaklaşımla maruz kalmama rağmen, ben şey yapamadım, ne yapıyorsunuz bilmem ne çantamı alıp çıkamadım. Gereksiz kabul ediyormuşum gibi durumlar oldu. En son ayrılırken bahaneyle ayrıldım’’ Kendisini ruhsal ve fiziksel olarak cinsel istismardan koruyabilmesi için bir bahane oluşturmaya ihtiyacı vardı. Baş etmekte zorlandığını şu söylemlerinde yeniden duyabilmekteyiz: ‘’Ben nasıl baş edeceğimi o an için bilmiyordum. O geldiği saatlerde başka mağazada başka işler yani onunla karşılaşmamak için elimden geleni yaptım. Maalesef ki ofis bir taneydi. Ofiste birlikte kalmamak için resmen bir mücadele verdim’’ İş yerinde hiçbir güvenlik alanı yoktu. Her an istismar edilmeye açık alan içerisinde sıkışıp kalmış gibi hissediyordu.
Yetişkinlik döneminde yaşadığı cinsel istismarın ardından ‘’ Ben hayatımın birçok aşamasında bunu(istismarı) yaşamış bir insanım’’ diyerek bir başka istismar öyküsüne yer verdi.
Markette çalışan yaşlı amca cinsel istismar da bulunan bir diğer kişiydi. Bu öyküsüne yer verirken ‘küçük’ olmasını vurguluyordu. Onu duyabiliyordum. 5-6 yaşlarında oyun çocuğuna bakkalda çalışan yaşlı amca tarafından gerçekleştirilen bir istismardı bu. O amca "Memişleriniz çıkmış mı bakalım" falan diyerek çocukların göğüslerine dokunduğundan bahsetmişti.
Ardından terapilerin kendisinin sınırlarını korumakta fayda sağladığını yeniden getirerek seansın açılışına dönüş yapmıştı: ‘’Türkiye'de kadın olmak zor ama artık mesela şimdi sizinle terapilerimizden sonra sanki bunlara hayır diyebilirim. Bir daha girsem böyle bir şeyle karşılaşsam başka bir iş yerine girmiş olsam yine aynı şey olsa kendimi ifade ederim diye düşünüyorum. Size anlatırken keşfettim kendimi. Aslında bazı şeyleri olumlu ve mükemmel bir yaklaşımla yaklaşmak zorunda değilim. Evet, hoşlanmadığım şeyleri hayır diyebilirim tepki gösterebilirim bunları fark ettim sizinle konuşurken. Çünkü bu şeyleri hakikaten göz yumuyormuşum gibi bir algı oluşuyor karşı tarafta’’ Bu söyleminde mağdur konumundan kendi sorumluluğunu sorguladığı, öznel olarak etken konuma geçiş duyulabilmektedir.
121
Kapının eşiğine bırakılan söylem devamında çok şey getirmişti. Ardı ardına sıralayarak aktardığı cinsel istismar öyküleri beni o an için kaygılandırdı. İlk defa seansa getirdiği istismar öyküsünün hemen ardından artık sınır koyabileceğini söylüyordu. Rose’un yaşamında ortalama olarak 28 sene kadar tekrarlama zorlantısı biçiminde tekrar eden cinsel istismara 5-6 seansta sınır koyabilmek mümkün mü sorusu zihnimde oluşmuştu. Bu oluşan sorunun ardından 6 yaşındaki kızının okul servisi içerisinde yaşadığı bir öyküye yer verdi. Kızının servisteki erkek arkadaşı pantolonunu indirerek cinsel organını göstermişti. Kızı ise bu durumdan rahatsız olarak şikâyet etmişti. Bir başka zaman diliminde ise kızının babaannesi: ‘’ Gel memişlerinden öpeyim’’ demişti. Kızı ise: ‘’ Hayır, memişlerim bana ait’’ diyerek kendi sınırlarını koruyabilmişti. Bunu anlatırken yüzü gülüyor ve kızından gurur duyduğunu söyleyerek ekliyordu.
Rose kızının bu öyküsü üzerinden geçmişe dönüyor ve yeniden okuyordu. Kendisinin kızıyla aynı yaş dönemlerinde olmasına rağmen sınır koyamamış olmasını ailesiyle ilişkilendirmişti: ‘’ Ben o yaşlarda(çocukken) hiçbir şey anlamıyordum. Gelip annenize de söyleyemiyorsunuz. Hem o dönemde bence anne ve babanın bu dönem eğitimsizliği. Kendini yetiştirememiş olması’’
Söylemine devam ettikçe kendi bedensel sınırlarını koruyamamış olmasını sadece ailesinin eğitimsizliği olmadığını duyuyordum. Babasının hastalığı olduğundan ve hiçbir zaman teşhis edilemediğinden bahsetmişti. Konuşmakta asıl zorlandığı şey buydu: ‘’Ben uzun süredir size söylemek isteyip de söyleyemediğim şey bu, babamın hastalığı’’ Yaşam olayını anlatırken sesi kısılıyor, kelime seçmekte zorlanıyor ve kısa duraksamalar yaşıyordu.
Babasını anlatmaya başladı: ‘’ Dünyanın en mükemmel insanı diye düşünürsün ve çok çok düzgün bir insandır. Ama neden böyle bir şey yapıyor konusunda baya bir şey düşünüyordum’’ Hala tam olarak neyi ifade ettiğini anlatmıyor ve konunun etrafında dolaşıyordu. Ona soru sormamayı tercih ettim.
Konuşmaya ihtiyacı olduğunu duyuyordum. Sadece anlatmak için
hazırlanıyordu… ‘’ Hatırladığım kadarıyla 7 yaşlarındaydım. O dönemlerde anlamıyorsunuz tabi bir şey. Küçük bir çocuksunuz. Babam evde çok fazla porno film izlerdi’’ Sözcüklerden çok gözyaşı damlaları eşlik ediyordu söylemine.
122
Rose bireysel olarak yaşadığı bir cinsel istismardan ziyade, iki ablasının ve annesinin de babası tarafından istismar edildiği bir öyküden bahsediyordu: ‘’ Hepimiz biliyorduk elbette ama hiçbirimiz konuşamazdık. Hiçbirimizin birbirimize ortalık bir yerde söylemediği bir konudur.’’ Babasının porno izlemesi var olan ama hiç konuşulmayan bir konuydu.
Bu durumu ‘’sapıklık, sapkınlık’’ olarak adlandırdığında babasının porno izlediğini nasıl fark ettiğini sordum.‘’Biz fark etmeyecek bile olsak annemle babamın tartışmalarından fark ederdik. Yani televizyonun değiştirilirdi biz yaklaşırken biliyoruz. Evde CD (porno) olduğunu biliyoruz. Bunu annem mesela örtbas edebilirdi, saklayabilirdi. Annem de bunu çok açık açık söylüyordu. Evet bizim göremeyeceğiz bir şekildeydi ama biz onu zaten biliyorduk geldiği zaman odayı yaklaştığın zaman ya da gittiğin zaman televizyonun değiştirildiğini biliyorduk yani’’ Sadece babası tarafından değil aynı şekilde annesinin de bu CD’leri gizlememiş olmasına yönelik öfkesini duymuştum. Ona annesinin de eşiyle olan ilişkisinde sınırlarını koruyamadığını söyledim. ‘’Evet, evet ben de bunu yaşadım!’’ diyerek maruz kaldığı cinsel istismar karşısında, tıpkı annesi gibi konum aldığından bahsediyordu.
Gördüğümüz gibi yaşamının farklı evrelerinde bir erkek tarafından istismar edilmesine yönelik anıları vardı. Bu istismarların bir diğer ortak noktası sınır koyamamak ve uzun süre maruz kaldığını söyleyerek yeniden edilgenliğe işaret ediyordu. 28 sene boyunca babasının durumunu ‘’sapıklık, sapkınlık’’ olarak adlandıran Rose, aile üyelerinin de birbirleriyle dile vurmakta zorlandıkları bir yaşam olayından bahsediyordu. Bu durumu kimseyle paylaşamamış olan Rose, terapi odasının kapısına bıraktığı söylemin ardından boşalttığı bir şey olmuştu. Bir sonraki seansımız da bedeninde bazı belirtilerin ortaya çıktığından bahsetti: ‘’ İnanılmaz vücudum uyuştu.. Her tarafımda uyuşma oldu. Anlattım kalkarken zorlandım yürüyemedim. Seanstan çıktıktan sonra böyle inanılmaz ayaklarımın üstüne basamadım. Elim ayağım boşaldı. 20 dakika kadar toplayamadım. Özellikle bacaklarım kollarım bir rahatlama ile birlikte kendimi toparlayıp yürüyememe gibi bir şey oldu. İlk kez böyle oldu’’