Anayasa‟nın 8. maddesine göre “Yürütme yetkisi ve görevi, CumhurbaĢkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” Yürütme organı da yürütme yetkisini ve görevini kullanırken genel, soyut, objektif, kiĢilik dıĢı hukuki iĢlemler yapabilmektedir. Yürütme organı bu iĢlemlerle be- lirli bir kiĢiye iliĢkin somut bir iĢlem yapmamakta, belirli bir durumda olan herkesi ilgi- lendiren kurallar koymaktadır; yani “ kural-iĢlem” niteliğinde iĢlemler yapmaktadır. ĠĢte yürütme organının bu tür iĢlemlerine, “yürütme organının düzenleyici iĢlemleri” den-
269 Birkaç örnek vermek gerekirse: AYM. BB. No.: 2012/30, K.T.: 5/3/2013; AYM. BB. No.: 2012/837,
116
mektedir. Yürütme organının düzenleyici iĢlemleri, “kanun hükmünde kararname”, “tü- zük” ve “yönetmelik”tir. Yürütme organı, bu düzenleyici iĢlemleri yapabilmek için hem kanuna dayanmalıdır hem de yaptığı düzenlemeler kanuna aykırı olmamalıdır. Yani kanun, yürütme organının düzenleme yetkisinin hem Ģartı hem de sınırıdır270
.
6216 sayılı kanunun 45/III. maddesine göre “Yasama iĢlemleri ile düzenleyici idari iĢlemler aleyhine doğrudan bireysel baĢvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mah- kemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dıĢında bıraktığı iĢlemler de bireysel baĢvurunun konusu olamaz.” Yani, idarenin çıkarmıĢ olduğu kanun hükmünde karar- name, tüzük, yönetmelik ve adsız düzenleyici iĢlemler271
aleyhine doğrudan bireysel baĢvuruda bulunulamaz. Mesela, devlet memurunun atama ve tayinleri usulü ile ilgili bir yönetmelik çıkarıldığında, memur kiĢinin tayini bu yönetmelikle yapılmamakta, bu yönetmeliğe uygun olarak yapılan idarî iĢlemle yapılmaktadır. Bir hakkının ihlal edildi- ğini düĢünen memur ise doğrudan bu iĢlem aleyhine bireysel baĢvuru yapamaz. Önce- likle, o iĢlem aleyhine öngörülen hak arama yollarını tüketmelidir (idareye baĢvuru, idareden cevap alamama ya da olumsuz cevap alma durumunda mahkemede dava açma, dava sonucunda verilen kararı üst mahkemeye götürme gibi), halen hakkının ihlal edil- diğini düĢünüyorsa ancak o zaman bireysel baĢvuruda bulunmalıdır.
Ġdarenin düzenleyici iĢlemeleri aleyhine bireysel baĢvuruda bulunulamaması, bi- reysel baĢvurunun ikincil olma özelliği ile ilgilidir. Bu ilke gereğince, bir iĢlem aleyhine iç hukukta tüketilebilecek ve tüketilmesi gerekli hak arama yolu varsa önce o hak arama yolunun tüketilmesi gerekir. Tüketilen bu hak arama yolundan herhangi bir netice ala- mayan ya da alamadığı iddiasında olan kiĢi ancak bireysel baĢvuruya gidebilir.
Durum böyle olmak beraber, idarenin yaptığı bazı iĢlemler aleyhine, Anayasa gereği, herhangi bir hak arama yoluna gidilememektedir. Bu iĢlemler, yapıldıkları anda kesindir ve herhangi bir kanun yolu öngörülmemiĢtir. Mesela, cumhurbaĢkanının tek imza ile yaptığı iĢlemler. Anayasa‟nın 105/II. maddesinde “CumhurbaĢkanının resen
270 Gözler, Anayasa Hukukuna GiriĢ, s. 315.
271 Gözler, s.317, 328-329. “Yürütme organının düzenleme yetkisi konu bakımından sınırlandırılmamıĢtır.
Yürütme organı, bir kanuna dayanmak ve kanunlara uygun olmak Ģartıyla istediği her alanda düzenleme yapabilir. Ancak Anayasamız birtakım düzenlemelerin kanunla yapılmasını öngörmektedir. Örneğin, temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir.”, “Anayasada öngörülmüĢ yürütme organının dü- zenleyici iĢlemleri kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmelik olmak üzere üç tanedir. Ancak uygulamada, yürütme organının bunların dıĢında “kararname”, “karar”, “tebliğ”, “sirküler”, “genelge”, “ilke kararı”, “esaslar”, “yönerge”, “talimat”, “statü”, “genel emir”, “tenbihname”, “genel tenbih”, “ilan”, “duyuru”, “plan”, “tarife” gibi değiĢik isimler taĢıyan iĢlemlerle genel, soyut, objektif hukuk kuralları koyduğu görülmektedir. Bu nedenle, bu iĢlemler de yürütme organının düzenleyici iĢlemidirler. Bu tür düzenleyici iĢlemlere, bunların adı Anayasada geçmediği için “adsız düzenleyici iĢlemler” denmektedir.
117
imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine baĢvurulamaz” hükmü yer almaktadır. Yani anayasa, cumhurbaĢkanının tek baĢına yap- tığı iĢlemler (ör. Rektör seçme, cezaları kaldırma) için herhangi bir hak arama yolu ön- görmemiĢtir. Dolayısıyla bu iĢlemler aleyhine de bireysel baĢvuru yoluna gidilemeye- cektir. Aynı maddenin ilk fıkrasında ise “CumhurbaĢkanının, Anayasa ve diğer kanun- larda BaĢbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek baĢına yapabileceği belirtilen iĢlemleri dıĢındaki bütün kararları, BaĢbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan BaĢbakan ve ilgili bakan sorumludur” demek suretiyle, karĢı imza ile yapı- lan iĢlemelerden cumhurbaĢkanının sorumlu olmayacağını belirtmiĢtir.
Burada, Anayasa ile hak arama yolu kısıtlanan kesin kararlar ile verildiği anda kesin olan kararları karıĢtırmamak gerekir. Verildiği anda kesin olan kararlar için her- hangi bir hak arama yolu (mesela idareye itiraz edip idarenin vereceği cevabı mahke- meye taĢımak gibi) öngörülmemiĢse de bunlar aleyhine bireysel baĢvuruda bulunulabi- lir272. Ancak, Anayasa gereği verildiği anda kesin olan kararlar aleyhine, bizzat Anayasa hak aramayı yasakladığı için bireysel baĢvuruda bulunulamaz273
.
272 Bu durumu, yargı organları tarafından verilen ve çeĢitli sebeplerle (mesela belli bir meblağın altında
kaldığı için) verildiği anda kesin olup aleyhine mahkemelere yeniden baĢvurulamayan kararlara benzet- mek mümkündür.
273 Örnek bireysel baĢvuru kararı için bkz.: AYM. BB. No.: 2013/1581, K.T.: 16/4/2013, §. 14-16, “6216
sayılı Kanun‟un 45. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, Anayasa‟nın yargı denetimi dıĢında bırak- tığı iĢlemler bireysel baĢvuru konusu olamazlar. Anayasa‟nın 159. maddesinin onuncu fıkrası ile de HSYK‟nın meslekten çıkarma cezası dıĢındaki kararları yargı denetimi dıĢında bırakılmıĢtır. BaĢvuru konusu olayda baĢvurucu, idare mahkemesi hâkimleri hakkında yaptığı Ģikâyetin iĢleme konulmaması kararı ve bu karara karĢı itirazının HSYK tarafından reddi iĢlemi aleyhine bireysel baĢvuruda bulunmuĢ- tur. Anayasa‟nın 159. maddesinin onuncu fıkrası gereğince HSYK‟nın bu kararı aleyhine yargı mercileri- ne baĢvurulması mümkün değildir. Dolayısıyla baĢvuru konusu iĢlem, Anayasa‟nın yargı denetimi dıĢın- da bıraktığı iĢlemlerden olduğundan bireysel baĢvuruya konu olamaz. Açıklanan nedenlerle, Anayasa‟nın yargı denetimi dıĢında bıraktığı bir iĢleme karĢı yapıldığı anlaĢıldığından baĢvurunun, diğer kabul edilebi- lirlik koĢulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez oldu- ğuna karar verilmesi gerekir.” Aynı yönde: AYM. BB. No.: 2012/620, K.T.: 12/2/2013, §. 18-22, “Ana- yasa‟nın hak arama özgürlüğüne iliĢkin 36. maddesiyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taĢımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken Ģekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birini oluĢturmaktadır. KiĢinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karĢı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygu- lama veya iĢleme karĢı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. KiĢilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması adil yargılamanın ön koĢulunu oluĢturur. Öte yandan, Anayasa‟nın 125. maddesinde belirtilen idarenin her türlü eylem ve iĢlemine karĢı yargı yolunun açık olması ilkesine göre, idari iĢlemle- re karĢı yargı yolu, Anayasa‟da belirtilen kimi ayrık durumlar dıĢında yasalarla sınırlandırılamaz (Anaya- sa Mahkemesinin 2/6/2011 tarihli ve E.2008/88, K.2011/85 sayılı kararı). Anayasa koyu- cu, 17/3/2011 tarihli ve 6214 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanun‟la Anayasa‟nın 59. maddesinde değiĢikliğe giderek spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine iliĢkin kararlarına karĢı ancak zorunlu tahkim yoluna baĢvurulabileceğini, tah- kim kurulu kararlarının kesin olduğunu ve bu kararlara karĢı hiçbir yargı merciine baĢvurulamayacağını hüküm altına almıĢtır. 6216 sayılı Kanun‟un 45. maddesinin (3) numaralı fıkrasında Anayasa‟nın yargı
118
Ġdare organları tarafından verilen bir karar aleyhine bireysel baĢvuruda bulun- mak bazen iĢin içine yargı organının da girmesini sağlar. Mesela, tayin kararının hukuka aykırı olduğunu düĢünen memurun, kararın iptali için açtığı idarî davada mahkeme, olağan süreler içinde davayı sonuçlandırmazsa burada artık adil yargılanma hakkının ihlali için bireysel baĢvuruda bulunulabilir ve idarenin yapmıĢ olduğu iĢlem değil bizzat mahkemenin yaptığı (ya da yapmak zorunda olup da yapmadığı iĢlem) hak ihlaline ne- den olmuĢtur.