• No results found

Research question

5 Discussion

5.6 Research question

İklim koşullarının değişmesiyle değişen beslenme türleri, insanların yerleşik hayata geçişini sağlamıştır85. Ayrı alanlarda bulunan yiyecek ve avlara yakın ortalama yerlere yerleşmek gerekmektedir. Bu yerleşim yerleri yani barınaklar, kimi zaman dallar ve yapraklarla yapılırken kimi zaman da kalın kürklü hayvan kalıntılarından yapılmaktadır86.

Geçmişten gelen adetler ve alışkanlıkların oluşturduğu gelenekler günlük yaşamın gereksinimlerinde yeniliklere dönüşmektedir. Yeni

84 Ohri, İskender (1987). Yurdumuzun Öyküsü, Zafer Matbaası, İstanbul, S. 18-19.

85 Özdoğan, Mehmet (1996). Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşim, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, S. 20.

62 ANADOLU ve TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR

yiyecek üretme, hazırlama ve depolama süreçlerinin gereksindiği mekansal büyümeler, bölünmeler ve birleşmeler yuvarlak yapı tarzı tarafından karşılanamıyordu. Meselâ Çayönü'nde geleneksel konik örtülü, yuvarlak çukur yapılı, aşamalarla uzayarak dörtgenleşti ve sonunda ayrı duvarları ile dümdüz damı olan yapılara dönüşmüştür.

Yakın doğu mimarlığında bilinen en eski dörtgen yapılar Kuzey Suriye’de ve Şeyh Hasan kazı yerlerinde 9000 yıl kadar önceye tarihlenir. Ancak her iki yerleşmede de bulunan yapılar köşe ve duvarları ile tam olarak gelişmiş durumda olduklarından dörtgen yapıya nasıl ve niçin geçildiği sorularına çözüm getiremezler87.

Çayönü’nün ızgara planlı yapı evresindeki bulgular dörtgen yapıların nasıl ortaya çıktığını tüm aşamalarıyla ortaya koymuştur. Yuvarlak yapıların bulunduğu katın hemen üstünde yer alan en eski ızgaralı yapı, plan olarak bakıldığında tam bir dikdörtgen biçimini

vermektedir. Ancak bunu yapanların, ne dörtgen biçimini vermek, ne

de köşeleri olan bir yapı elde etmek gibi bir kaygı taşımadıkları da açıktır. Yapı yere sık aralıklarla hatıl gibi serilmiş ve işlevi yalnızca oturma tabanını yerden yükseltmek olan, birbirine koşut taş dizinlerinden oluşmaktadır. Izgara olarak tanımladığımız bu taş dizileri, her ne kadar taş duvar gibi düzgün yüz verecek şekilde dizilmişse de, taşlar birbirine bağlanmadan yan yana konmuştur. Başka bir deyişle yükü ya da üst yapıyı taşıyacak bir örü söz konusu değildir; ancak üstüne konacak dal ve kamış alt yapılı tabana destek yapabilir. Izgara

87 Özdoğan, Mehmet (1996). Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşim, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, S. 25-26.

63

planlı yapıların üst örtülerinin, aynen yuvarlak planlı yapılarda olduğu gibi dal ve kamış gibi hafif malzemeden örüldüğü ve üstlerinin de düz değil tonoz biçiminde olduğu anlaşılmaktadır.

Yuvarlak planlı yapı geleneğine sahip bir topluluğun bu tür bir plan değişikliğine gitmesi üç nedene bağlanabilir. Bunların ilki yuvarlak kulübelerin alan olarak yeni gereksinmeleri karşılamada artık yetersiz kalmasıdır. İkinci neden yuvarlak planlı bir yapıda değişik işlevler için ayrı bölmeler oluşturmanın güçlüğüdür. Üçüncü neden ise Çayönü’ne özgü bir sorundur; yağışlı dönemlerde nemden, sıcak mevsimlerde de ısıdan koruyan bir yalıtım sistemi oluşturmak, aynı zamanda da, olasılıkla haşere ve kemirgenlerin yapı içine girmesini güçleştirmek için ev tabanının yerden yükseltilmesidir.

Çayönü’nde ne kadar sürdüğünü tam olarak bilemediğimiz ızgara planlı yapı evresi altı yapı katından oluşmaktadır. Izgara plan bu altı yapı katı boyunca sürekli olarak evrim geçirmiştir88.

Yuvarlak yapıların duvarı olarak adlandırabileceğimiz üst örtüsünün sepet örgüsü gibi dal ve kamışlardan yapıldığı, bunun üstünü de olasılıkla killi toprak sıvanarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Aynı uygulama ızgara planlı yapılarda da sürdürülmüştür. Ancak giderek düz kenarlı ve köşeli olmaya başlayan bir yapıda, tonoz gibi eğimli bir üst yapı yerine, daha yüksek ve dayanıklı duvarlara da gereksinme duyduğu açıktır. Nitekim kanallı yapılar evresinde yapıyı çevreleyen

88 Özdoğan, Mehmet (1996). Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşim, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, S. 25-28.

64 ANADOLU ve TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR

taş duvar sağlam üst yapı yükünü taşıyabilecek bir duruma gelmiştir. Bu evrede yapıların üst örtüsünde de değişme olmuş, ilk olarak taş duvar üstünde dökme kerpiç kullanılmıştır. Bunu izleyen yapı katı olan taş döşeli yapı evresinde ilk olarak taş duvarların tabandan bağımsız olarak zemine oturduğu, hücre planlı evrede ise temel çukuru ile birlikte yapıldığı görülür89.

Bunların yanı sıra Yümüktepe kazılarının en önemli özelliği ise; en eski devirde bile şehri bir surla çevrilmiş olmasıdır. Harç kullanılmaksızın, suların düzleştirdiği taşlarla inşa edilmiş olan bu sur, müşterek emekle yapılan amme hizmetlerinin dahi bu devirde başladığını ifade etmektedir90.

Hacılar ve Kuruçay gibi yerleşmeleri çevreleyen kurma duvarları herhalde, yağmacıları dışarıda tutmak kadar, hayvanları da içeride tutmak amacındadır. Bu tür çevirimlerin, giderek yayılan neolitik tarım dünyasının sınırlarında korumalı bir varoluş biçimi oluşturması, çiftçilik yapan yerleşik halkların, çevrelerinde hala avcılığa dayalı yaşam biçimlerini sürdüren kabileler ilişkilerinde güvenliği sağlamış olmalıdır91.

89 Özdoğan, Mehmet (1996). Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşim, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, S. 27-28.

90 Kınal, Füruzan (1991). Eski Anadolu Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, S. 16.

65