Del 1: 15 minutters stimulering av huden på affisert fot/ben med bind for øynene
5.2 Drøfting av funn relatert til tidligere studier og teori
Resim 3.6. Alexander Master, Noah Enters the Ark with his Family and the Animals, Gravür, c. 1430, Koninklijke Bibliotheek, Lahey
Alexander Master’ın 1430 tarihli gravüründe Nuh, ailesi ve birer çift hayvanlar gemiye girerken betimlenmiştir. Nuh elindeki çubuk ile hayvanları yönlendirmekte, ailesi ise O’nun arkasında durumu izlemektedir. İnsanların vücutlarındaki orantısızlık ve geminin ebadındaki küçüklük ayrıca resmin sağ üst köşesinde bir tepeye çizilmiş kilise ve diğer yapılar naif unsurlar taşımaktadır. Nuh, dönemin Avrupasının din adamlarının kıyafeti ile betimlenmiş, ailenin diğer üyeleri ise kırsal kesim insanının kıyafetlerine bürünmüşlerdir.
Gravürün üst orta kısmında yarım bir hale içerisindeki Tanrı, sağ kolunu öne doğru uzatmış işaret parmağı ile Nuh’u göstermekte ve O’nu yönlendirmekte gibidir. Tanrı figürünün başlığında kullanılan sarı ki resimdeki tek renktir; Nuh’un elbisesinde de tekrarlanarak ona yüklenen dinsel anlam arttırılmıştır.
Kompozisyonun sağ üst köşesinde, arka planda iki tepe ve bu tepelerde birer kilise görülmektedir. Öndeki kilise yapısı kule ve surları ile kale mimarisini anımsatmaktadır.
Resim 3.7.Unknown artist, Flood, Holkham Bible Picture Book,14. yy. British Library
“Kutsal kitap metinlerine, büyük bir içten bağlılık ve dikkatle kendilerini adayan sanatçılar, genellikle, kutsal öykülerin tümden yeni bir yorumuna girişmişlerdir” (Gombrich, 1986, s. 12). Yukarıdaki resimli Holkham İncili’ne ‘Tufan’ konusunu resimlemiş olan ismi bilinmeyen sanatçı da olguya ayrı bir yorumla yaklaşmıştır.
Resimli Holkhamİncili’nin bu sayfasında Nuh’un hikayesi anlatılır. Üstte Nuh, geminin inşasında gecikmiştir ve sağdaki uzun boylu Tanrı figürü yukarıdaki tehditkar bir yağmur bulutunu işaret eder. Sadece geminin gövdesi tamamlanmıştır ve Tanrı, Nuh’a keserini bir tarafa bırakıp üst tarafın ahşap çerçevesini sazlarla kaplamasını telkin eder. Altta Nuh karısı, oğulları ve hayvanların ardından gemiye girer.(http://www.english.cam.ac.uk,2015).
Ortaçağ batı sanatı da, tıpkı Osmanlı minyatüründe görüldüğü gibi, bireysel olanın canlandırılışını minimumda tutmak zorunda kalmış; kutsal yazıların metinlerinin resimlenmesi, tıpkı Osmanlıda olduğu gibi süslemecilik ile hikaye-edicilik arasındaki çelişkiyi yaşamıştır; bir yanda dinsellik doğrultusunda ideal manevi olana erişme çabası içinde simgesel bir “süslemecilik”, öte yanda, dünyevilik doğrultusunda somut-maddi nesnel olanı verme çabası içinde “gerçekçi” bir “hikaye- edicilik”; budur bizdeki gelenekselsanatı ortak kılan temel estetiksel olgudur (Çalışlar, 1988, s. 130).
“Minyatür gibi bir sanatın İslam’dan öncede varoluşu bize dünyanın islami algılanışı ile sanatsal algılanışının birbiriyle özdeş olmadığını gösterir”(Çalışlar, 1988, s. 129).
Resim 3.8. Jacoppo Bassano, Nuh’un Gemisine Hayvanların Girişi, 207x265 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1570, Madrid Prado Müzesi, İspanya
J. Bassano’nun ‘Nuh’un Gemisine Hayvanların Girişi’ resmi tipik bir Rönesans eseridir. “Rönesans ressamları sanatın bir tat alma ve öğretme aracı olduğu görüşünü benimsemiş ve geliştirmiştir” (Lynton, 1982, s. 18). Realiteyi olanca gerçekçiliği ile yansıtma ve konunun detaylarını esere aktarma bu tat alma ve öğretme arzusundan kaynaklanmaktadır.
Yapımı tamamlanmış olan ve kara üzerindeki gemiye kutsal kitapta belirtildiği gibi çiftler halinde hayvanlar girmektedir. Hayvanların sakin ancak düzenli hareketleri, rampadaki bir çift hayvandan başlayarak soldan sağa doğru bir akış gösteren oval yapıyı oluşturmaktadır. Bu oval yapının tam ortasında kırmızı kıyafeti ile Nuh betimlenmiştir. Nuh’un eşi, oğulları ve oğullarının eşleri de günlük işleri yerine getiren hareketlerle kompozisyonda yerlerini almışlardır.
Resmin sağ üst köşesi doğa manzarasına ayrılmış ve bu manzaranın hemen önündeki ağaçta tünemiş olan kuşlar sıralarını bekler durumdadır. Kararan bulutlar tufan anının yaklaştığını gösterirken, dağın doruğunun biraz üzerinden kuzgun gemiye doğru süzülmektedir.
İtalyan Maniyerizminin önemli isimlerinden olan J. Bassano, üslubun biçimsel nitelikleri olan devinim, uzun figürler ve hareketli bir kompozisyon özelliklerini resminde sergilemiştir. Ayrıca Hristiyan kutsal üçlemesine ilişkin olan renkler bu resimde de kendini gösterir.
Resim 3.9.Francesko Bassano The Younger, Nuh’un Gemisine Hayvanların Girişi, 101x121 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1570, Louvre Müzesi, Paris
16. yüzyıl İtalyan Rönesansı’nın isimlerinden Francesko Bassano, Jacoppo Bassano’nun oğludur. 1570 tarihli Nuh’un gemisine hayvanların girişi adlı resmi, babasının aynı tarihli ve adlı resmi ile tipik benzerlikler göstermektedir. En ayırıcı nitelik geminin duruş yönü ve doğal olarak hayvanların hareket yönündeki karşıtlıktır. Her iki resimde de önde bir çift arslan rampadan gemiye girmektedir ancak F. Bassano kuzgunu gemiye doğru süzülen bir harekette değil de arslanların önünde rampada yürüyerek betimlemiştir. Resimde yer alan diğer hayvan çiftlerinin sıralanışı tıpkı babasının resmindekiyle aynıdır. Ağaçta sırasını bekleyen kuşların sayısı F. Bassano’da bir çifte inmiştir.
F. Bassano’nun resminde de kararan bulutlar tufanın yaklaştığını haber vermektedir ancak figürlerin üzerine düşen ışık bu resimde daha serttir. Nuh’un kırmızı kıyafetini tüm detayıyla belirgin kılan ışık ön plana yaklaştıkça şiddetini korumakta ve detay realizmini açığa çıkarmaktadır.
Resim 3.10.Jacob II Savery, Noah's Ark, 74x104 cm. Oil on panel, Private collection
Hollanda toplumu, imgeler ve iktisadi sistem, ideolojik-dini düzen ile siyasal mücadeleler gibi toplumsal yapılar arasındaki ilişkilerin iç içe geçmişliğinin en bariz şekilde gözlemlendiği toplumlardan biri olarak değerlendirilebilir. Özellikle 16. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve 17. yüzyıl ortalarında en yetkin örneklerine rastlanan tür resmi, Hollanda toplumunun söz konusu tarihsel dönemdeki siyasi, kültürel, iktisadi ve toplumsal yapısının, bu yapının geçirdiği dönüşümlerin ve özellikle de günlük hayatın yansıdığı bir ayna olarak nitelenebilir (Çeler, 2012. 73).
Çeler’in değindiği 16-17. yüzyıl Hollandasının sosyo-kültürel ortamı, Jacop II Savery’nin resminde yansımasını bulur. Özellikle kırsal kesim sivil mimarisi ve figürlerdeki dönemsel kıyafetler bunu kanıtlar gibidir. Savery 17. yüzyılın Hollandalı resim sanatçısıdır ve geleneksel manzara ve hayvan resimleri konusunda bir üne sahiptir. Resmin özellikle ön planındaki kusursuz anatomik detayların yansıdığı hayvan figürleri Savery’nin ününün kanıtıdır.
Resimin üslubu ve konunun ele alınışındaki tutum, değinilen diğer resimlere göre ayrı bir yaklaşım sergilemektedir ve bir önceki yüzyıla göre daha zengin bir renk paleti sunmaktadır. Kroma değerleri yüksek renkler kompozisyonun büyük bir kısmında egemen durumdadır. Resmin merkezindeki geniş açık alandan gerilere doğru gidildikçe, perspektif ve detaydaki incelik dikkat çekicidir.
Nuh ve ailesinin hayvanları gemiye bindirme çabası sürerken arka planda dünyevi zevklerinden vazgeçememiş bir grup insan günlük yaşamını sürdürmekte hatta dans ederek eğlenmektedir.
Resim 3.11.Kaspar Memberger, Entering the Ark Cycle: 2,124x163 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1588, Residenzgalerie, Salzburg
Kaspar Memberger’inEntering the Ark Cycle. 2 adlı resmi prens-başpiskopos WolfDietrich von Raitenau için yaptığı ‘Tufan’ serisinin ikincisidir. Bu resmin Francesko Bassano The Younger’ın ‘Nuh’un Gemisine Hayvanların Girişi’ adlı 1570 tarihli resim ile olan benzerliği dikkat çekicidir. İtalyan ressam Bassano’nun Rönesans etkileri Alman sanatçı Memberger’de Barok yöndedir. Kompozisyon, insan ve hayvan figürlerinin yerleri hatta hareketleri, günlük eşyaların form ve duruş açıları her iki resimde de bire bir örtüşmektedir. En önemli ayrım Nuh figürü dışındaki insan figürlerinin kıyafetlerindedir. Hayvanları düzenli bir biçimde gemiye yönlendiren Nuh yine kırmızı elbisesi ile betimlenmiştir. Nuh’un karısı, iki oğlu ve oğullarının eşleri ise dönemin Almanya’sının Avrupa tarzında kıyafetlere büründürülmüştür. Yalnızca geminin girişine uzanan rampanın yanındaki oğul figüründe sarık, yelek gibi orta doğu kıyafet tarzı işlenmiştir.
Kompozisyonun sağındaki kurumuş bir ağaç ile geri plandaki karanlık bulutlar tufan ve sonrasındaki ölüme bir gönderme gibidir.
Memberger bu resminde piskoposluk armasını resmin üst kısmında ve tam ortada kullanarak izleyicinin bakışını büyük bir üçgen yapının tepe noktasına çekmektedir.
Resim 3.12. Jacob II. Savery, Nuh’un Gemisine Hayvanların Girişi, 42.5x72.2 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 16. yy. The Bridgeman Art Library, Londra, İngiltere
Hollandalı sanatçı J. II. Savery’nin resminde dönemin tipik Flaman özelliklerinin yanında, Hristiyan dini mabetleri olan kiliselerin sunak odasını kapsayan, çoğunlukla yarım daire planlı apsis denilen bölümgeminin arka kısmında yer almıştır. Geminin tavan örtüsünün de yarım silindir şeklinde tonoz denilen formla resmedilmesi, sanatçının Nuh’un gemisini kutsal bir yapıya dönüştürmesini sağlamıştır.
Resmin kompozisyonunda dikkat çeken önemli bir unsur da ayrı iki mekan izlenimi veren, sağdaki peyzaj ile resmin geri kalan kısmını oluşturan hayvanların gemiye yönelişleri sahnesidir. Resmin sağındaki, hortumunu kaldırmış filin sağladığı hareketin devamı olan tepenin kenarı ve büyük ağaç ile sahne ikiye ayrılmıştır. 16. yy’ın Flaman resim sanatının aydınlık bir peyzaj ve kroması yüksek renklerin kullanılma özelliğini yansıtan çalışma, orta tonların egemenliğindedir. Kompozisyonun sağından ve solundan sahneye giren hayvanlar izleyicinin bakışını resmin merkezine ve oradan yukarıdaki gemiye değin yönlendirmektedir.
Resim 3.13. Hans Jordaens I, Nuh’un Gemisine Giriş, Tuval Üzerine Yağlıboya, 1600, Residenz Galeri, Salzburg
17. yy. Flaman sanatçı Hans Jordaens’ın ‘Nuh’un Gemisine Giriş’ adlı resmi sanki konunun dini niteliklerinin dışında bir etki yaratması isteği ile yapılmış gibidir. Kırsal bir alanda özgür hareketler içinde oynayan, koşan hayvanlar arasında bir grup insan gezintiye çıkmış gibidir. Hatta sade, sarı renkte bir Antik Yunan kıyafeti giymiş ve elinde o döneme özgü bir formda şarap kabı tutan kadın figürü sağ eli ile gemiyi işaret etmese gemiyi görme olasılığımız çok az gibidir.
Kırmızı pelerini ile 16-17. yy Flaman kıyafeti ile Nuh, kendinden emin; ama kaygısızca gelininin işaret ettiği yöne doğru ilerlemektedir. Kutsal kitapta konu ile ilgili olarak geçen diğer figürlerde aynı yönde hareket halindedir.
Bu Barok tarzdaki resmin realitesine aykırı olarak mitolojik bir varlık olan tek boynuzlu at çifti gemiye doğru koşmaktadır. Kompozisyonun sağındaki ağaçtaki papağan çifti ile alt ortadaki tavuskuşu ise resme egzotik unsurlar yüklemektedir.
Resim 3.14. Hans Jordaens III, Nuh’un Gemisine Giriş, Tuval Üzerine Yağlıboya, 17. yy başı, Khanenko Museum of Art, Kiev
Jordaens sanatçı ailesinin diğer bir üyesi olan Hans Jordaens III’ün ‘Nuh’un Gemisine Giriş’ resmi de bir önceki resim ile benzerlikler göstermektedir. Özellikle 17. yy Flaman aristoklarının kıyafetleri detaylı bir gerçekçilikle işlenmiştir. Nuh’un püsküllü sarığı ile gelininin şapkası formal açıdan aynıdır. Nuh figürüne dinsel temayı yükleyen kırmızı pelerin bu resimde de kullanılmıştır.
Kompozisyonun solunda yakın planda yer almış olan figür grubunun kıyafetlerinin işleniş tarzı ve parlak renk tercihi Barok resim unsuru olarak dikkat çeker. Hayvanların gemiye yönelmiş hareketleri bu resimde daha sakin ve düzenlidir. Bir yamacın kenarında yapımı tamamlanmış gemi karanlık bulutların altında suların yükselmesini bekler gibidir.
Hans Jordaens I’in resmindeki uçan kuşun hareketi ile daldaki bir çift papağanın duruşu, Hans Jordaens III’ün resminde bire bir tekrarlanmıştır.
Nuh’un oğullarından birinin eşi olduğunu düşündüğümüz, dönemin Flaman bayan modası şapkayı taşıyan, sarı etekli figür poz vermiş bir tavırla izleyiciye bakarak gruptan ayrı, konu dışı bir izlenim vermektedir.
Resim 3.15. Jan Brueghel, Paradise Landscape with the Animals Entering Noah's Ark, 27x36 cm. Bakır Üzerine Yağlıboya, 1596, Private collection
“Alpers’in Bruegel’in tabloları hakkında geliştirdiği yorumlar daha sonrakidönemlerin Hollanda resimleri için de söylenebilir. Moral ve pedagojik mesajlartaşımalarının yanı sıra bu tablolar, ayrıca gündelik hayatın geçici doğasınıda yansıtan anlık fotoğrafik betimlemelerdir”(Çeler, 2012, s.83). Jan Brueghel’in Hayvanların Nuh’un Gemisine Girişi ile Cennet Manzarası adlı resmi bu bilgiye görsel bir örnektir.
Geniş ve açık bir alan yerleştirilmiş insan ve hayvan figürleri ve kullanılan renklerin kromalı ve açık tonları 16. yy Hollanda resim özelliklerini yansıtmaktadır.
Resme sol ve sağdan giren hayvanlar başarılı bir perspektif uygulaması ile bakışımızı resmin merkezine doğru yönlendirmektedir. Merkezde kırmızı pelerini ile Nuh yanında eşi ile gemiye doğru yürümektedir. Oğulları ve onların eşleri de ellerindeki gerekli eşyalar ile merkezdeki figür grubunu oluşturmaktadır. Daha önce değindiğimiz resimlerden ayrı olarak bu resimde gemiye binemeyecek olan halk geri planda yer almıştır.
Bu resimde tufan anının yaklaştığını haber veren karanlık bulutlara yer verilmemiştir. Açık bir mavi gökte uçuşan kuşlar, neredeyse dans ederek uçan bir çift tavuskuşuna eşlik etmektedir. Bu cennet manzarasında tufan sonrası ölüme ilişkin tek unsur soldaki kuru dalları ile ağaçtır.
Resim 3.16. Jean Brueghel The Elder, Nuh’un Gemisine Hayvanların Girişi, 54.6x83.8 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1613, Budapeşte Güzel Sanatlar Müzesi, Macaristan
Realist bir anlatımla kurulmuş resimde ormana ilişkin hayvanları görmezsek, hayvanları yönlendiren bir çobanın günlük yaşantısını konu almış bir esermiş gibi izlenim vardır. Resimde 17. yy’ın başlarında Hollanda’nın resim sanatı anlayışını yansıtan özellikler görülmektedir: Doğa, açık ve geniş alan, güçlü ışık.
Hayvan figürlerinin arkasındaki insan grubu içinde yaşlı ve sakallı bir figür Nuh’u betimlemektedir. Jean Brueghel The Elder resminde kırmızı renkli kıyafeti elinde bir çubukla hayvanları yönlendiren genç figüre yani Nuh’un oğluna giydirmiştir. Ayrıca resimde dört insan figürü görülmektedir. Bu iki özellik bu resmi diğerlerinden ayırmaktadır. Geri planda bir kent silüeti, açık geniş bir alan ve buna uygun açık bir gökyüzü, bir veya daha çok canlı ve gelişmiş ağaçlar arasında kurumuş bir ağaç 16. ve 17. yy ‘Tufan’ konulu Hollanda resimlerinde gördüğümüz tipik aynılıklardır. Figürlerin hareketlerine baktığımızda da tufan anına yaklaşmış olmanın ve bundan duyulacak endişenin olmadığını, figürlere bir piknik ya da gezinti espirisi verilmiş olduğunu görüyoruz.
Gemi resmin ufkunda bir silüet durumunda resmedilmiştir ve sanatçı öndeki figürün duruşu ve elindeki çubuğu tutuş yönü ile aynı yöne hareketlenmiş birkaç hayvan figürü ile bakışımızı ufuk yönüne çevirmekte ve gemiyi ayırt etmemizi sağlamaktadır.
Resim 3.17. Giovanni Benedetto Castiglione, Nuh’un Gemisine Hayvanların Girişi, Tuval Üzerine Yağlıboya, 17. yy. Museu Nacional de Belas Artes, Rio de Janeiro, Brezilya
Barok dönem bilindiği üzere Rönesans ile klasizm arasında kalan bir çabayı anlatır. Abartılı hareket ve net detaylar dönemin tipik özellikleridir. 17. yy’ın ilk yarısında yaşamış olan İtalyan sanatçı G. B. Castiglione’nin‘Nuh’un Gemisine Hayvanların Girişi’ kompozisyonunda bu Barok nitelikler özellikle kendini göstermektedir.
Kompozisyon geleneksel usluptan ayrı bir biçimde oluşturulmuştur. İlk bakışta tufanın yaklaşmasından kaynaklanan bir telaş ve kaos düzensizliği varmış gibi görünse de sol alt köşedeki kuş çiftinden başlayarak beyaz kediden ve başının üstü beyaz olan köpeğin sırt çizgisinden devam eden ve Nuh figürünün başına değin uzanan eğik bir çizgi ile sağ alt köşedeki kanatlarını açmış beyaz kuştan başlayan ve ineğin boyun altından devam eden, keçinin başı ile birleşerek yine Nuh figürünün başında sonlanan diğer eğik çizginin oluşturduğu yapı; resimsel geometrik bir düzen oluşturmaktadır. Elbette konuya ve figür önemine uygun olarak da bu üçgenin tepe noktasına kırmızı bir kumaşı beline dolamış, üst bedeni açıkta görünen Nuh figürü yerleştirilmiştir.
Şimdiye dek irdelediğimiz birden çok resimde beyaz at figürü konu içerisine alınmış ve bir şekilde değinilmiştir. Ancak G. B. Castiglione’nin resmindeki kadar göze çarpıcı ve şiddetli bir ışık oyunuyla karşımıza çıkmamıştır. Resimdeki atın detay netliği ve çarpıcı açık tonu
resmin geneli ile kontrast oluşturuyorsa da uçuşan yeleleri kararan bulutların hareketliliği ile uyum içindedir.
Resmin sol üst kenarından kırmızı şapkasıyla izleyicinin gözünün içine bakarak göğü işaret eden Nuh’un oğullarından biri, uyaran bir imge durumundadır. Resimdeki bazı hayvanların da izleyiciye bakıyor olması bu figürü desteklemektedir.
Resim 3.18. Edward Hicks, Animals is Entering of Noah’s Ark, 66.8x77.2 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1846, Philadelphia Museum of Art
18. yy’ın sonlarından 19. yy’ın ortasına değin yaşamını sürdüren Amerikalı sanatçı Edward Hicks,
Quaker (Arkadaşlar Cemiyeti) üyesi ve vaiziydi. Tanrıdan gelen ‘ışığı’ ya da ‘içsel ışığı’ insanlarla paylaşan biri olarak bilinirdi. Eski eşyaları süslerdi. Eski kanepeleri, tabelaları, mobilyaları boyayarak süslerdi. Quaker, Mennonite Kilisesi ve Brethren Kilisesi’yle birlikte Hristiyan pasifizmini savunan üç tarihi barış kilisesinden biri olarak değerlendirilir(https://tr.wikipedia.org, 2015).
Kilisenin ve Kutsal Kitap’ın (Bible) salt otoritesini reddedip sadece Kutsal Ruh’un otoritesini kabul ederler. Tanrı’nın direk olarak insan kalbinde ortaya çıktığına inanan Quaker’lar; ibadet, kredo, sakrament, rahip ve din görevlisi kabul etmezler… Sade giyimleri, dürüstlükleri, yardım severlikleri, ağırbaşlılıkları ile tanınırlar (www.dunyadinleri.com,2015).
Bir Quaker üyesi olan E. Hicks’in insana yönelik bu sade giyinme ve ağırbaşlılık felsefesi resimdeki silüet halindeki az sayıdaki insan figürü çiziminin bir göstergesidir.
Kompozisyonda, gemi kutsal kitapta değinildiği gibi karada değil su üzerinde durmaktadır. Bu betimleme, Quaker’ların Kutsal Kitap’ın (Bible) salt otoritesine bir başkaldırı olarak nitelenebilir. Ayrıca geminin formunun basit yapılı bir ev ya da ahır görünümü de bu düşüncenin bir sonucu olarak yorumlanabilir.
Beyaz at figürü ile bu resimde de karşılaşıyoruz; ancak asıl dikkatimizi çeken izleyiciye net bir tavır ile bakan arslan figürüdür. Resmin sağ alt kısmından kompozisyona giren hayvan figürleri düzenli, sıralı ve sakin bir biçimde gemiye giriyorlar. Hatta o kadar sakinler ki kompozisyonun alt orta bölümündeki koyun, durumu pek umursamaz durumdadır. Resimde naif bir üslubun öne çıkışı bir Quaker üyesi olan sanatçının bu dünyayı anlatımındaki sadeliği de açıklar bir biçimdedir.
Resim 3.19. James Tissot, The Animals Enterthe Ark, Tuval Üzerine Yağlıboya, 1896-1902, Jewish Museum, New York State, USA
Fransız sanatçı J. Tissot’un ‘Hayvanların Gemiye Girişi’ adlı resmi, daha öncede değerlendirdiğimiz çalışmasındaki gibi Orta Doğu’nun sıcak çöl ortamını hissettirir niteliklere sahiptir. Egemen olarak kullanılan renklerin toprağı anımsatan sıcak havası bunun en belirleyici özelliğidir.
Hayvanlar sıra ile ve sakin tavırlarla kendileri için hazırlanmış bir rampadan gemiye girmektedirler. Bu durağan atmosferi bozan ve resme kontrast bir devinim kazandıran sahne, kompozisyonun üst kısmındaki karışık ve panik durumunda uçuşan kuşlardır. Resmin sağındaki devenin, sağ alttaki koçun ve özellikle alttaki ceylanın başı açık kompozisyon etkisini arttırmaktadır. Sanki sahneden bir kesit alınmış, en önemli olan gemi girişinin vurgulanması istenmiş gibidir.
Hayvanların gemiye girişini konu alan daha önce irdelediğimiz resimlerde, gemi yapımının tamamen bitmiş olduğunu gördüğümüz halde bu resimde aynı izlenim yoktur. Ahşap, büyük bir kulübeyi andıran geminin etrafında, yapımın henüz tamamlanmadığını belirten iskelekurulu durumdadır. Nuh ve ailesinin de resmedilmemesi, bu resmi diğerlerinden ayıran bir niteliktir.
Resim 3.20. Margaret Gere, Noah's Ark,26.4x26.4 cm. İpek Üzerine Tempera, 1909, Tate Galleri, Londra
İngiliz sanatçı Margaret Gere’in ‘Gemiye Giriş’ konusunu yorumlayışı oldukça ayrıdır. Bu resimde ilk kez Nuh’un ailesinde küçük çocukları görmekteyiz. Nuh ve ailesi hayvanları gemiye sokmakta özel bir çaba göstermekte iken çocuklar kendi dünyalarında olaydan uzak bir tavırdadırlar. Nuh kırmızı pelerini ile önce karısını gemiye alırken hayvanları da gemiye bindirmek için çaba içindedir. Nuh’un oğulları hayvanları gemiye yönlendirme uğraşında iken, gelinleri çocukları ile ilgilenmektedir. Konunun anlatım tarzında o an ile ilgili bilgiler verilmek istenir gibidir. “19. yy’ın ikinci yarısında İngiliz resim sanatına akademik anlayış egemen olmuştur. Genellikle Antik Çağ öyküleri ve tarihsel konular betimlenmiş, portre ve manzara geleneksel bir sanat dalı olarak gücünü korumuştur”(http://dolusozluk.com, 2016).
19. yy. sonu ile 20. yy’ın başından itibaren modernizm akımının İngiltere’de gelişmeye başlamasıyla resim sanatında da geçmişten ayrı anlatımlar ve yaklaşımlar belirmiştir. M. Gere’in resminde de çocukların kompozisyona alınması ve daha önce gördüğümüz kurumuş ağacın yerini kesilmiş ağacın alması bu ayrı anlatıma kanıt