4.1 Del 1 – Analyse av åtte karriereberetninger
4.1.7 Birgitte Ringstad Vartdal
Sigortayı işlevlerine göre birçok ayrıma tabi tutabiliriz. Bu ayrım da sözleşme taraflarına ve sigorta branşlarına göre ele alınarak gerçekleştirilebilmektedir.
2.5.1. Sosyal Sigortalar - Özel Sigortalar
Genel olarak sigortayı, sigorta akdini gerçekleştiren (sigorta ettiren) tarafından bakıldığında; sosyal sigortalar ve özel sigortalar olarak ikiye ayırmak mümkündür. Sosyal sigorta, toplumun tümünü veya bir kesimini tehdit eden risklere karşı genelde devlet tarafından zorunlu kılınan sigorta çeşididir. Sosyal sigortaları yapan kuruluşlar belirlidir, devlet eliyle yürütülür ve denetlenir (Çoban, 2009, s. 11).
Özel sigortalar ise, gerçek veya tüzel kişilerin karşı karşıya kaldığı risklerin sonuçlarını karşılamak için bir sigorta şirketine devredilmesi ile yapılan, devletin zorunlu kılmadığı isteğe bağlı sigortalardır (Çoban, 2009, s. 11).
24
Özel sigortaları, kişiler gerekli görürlerse yaptırırlar, zorunlu kılınmamıştır, isteyen yaptırabilmektedir (Akça, 2010, s. 10).
Genel olarak bakıldığında sosyal sigortalar ve özel sigortalar arasında birçok ayrım söz konusudur.
Tablo 1. Sosyal Sigortalar ile Özel Sigortalar Arasındaki Farklar
Sosyal Sigortalar Özel Sigortalar
Devlet kuruluşlarıdır Özel kuruluşlardır
Sigorta (finansmana iştirak) zorunludur Gönüllü katılıma tabidir (belli branşlarda kanunen zorunlu tutulabilir)
Sigorta uzun sürelidir Sigorta süresi anlaşmayla belirlenmekte ve genellikle bir yıldır
Sigorta çalışan, işveren ve devlet tarafından finanse edilir
Sigortalı tarafından yatırılan primle finanse edilir
Toplumsal boyut esastır Kişisel menfaatler önemlidir Ödenen primle sağlanan sosyal güvenlik
arasında kuvvetli bir ilişki yoktur
Sigorta poliçesi her branş için farklılık göstermektedir.
Sigortalı olabilmek için belirli süre prim ödeme şartı vardır
Karşılıklı anlaşmayla düzenlenebilmektedir. Sigorta kurumlarının faaliyetlerinde kamu
hukuku ağır basmaktadır
Özel sigorta hukukuna tabidir Kamu çıkarlarını gözetir Özel çıkarları gözetmektedir
Kâr amacı gütmez Kar amaçlı kuruluşlardır
Yalnızca bağlı olduğu kurum ile ilişkili çalışma yapılabilir. Birden fazla kurumla çalışılamaz
Birden fazla sigorta şirketi ile çalışılabilir Risk unsuruna dikkat edilmez, değişik risk
gruplarından aynı prim talep edilebilir
Sigorta yapmadan önce risk analizi yapılır, uygun bulunmazsa sigorta yapılmaz ya da yüksek prim talep edilebilir
Kaynak: (Yılmaz, 2010, s. 12)
Bununla birlikte, özel sigortalar sigorta çeşitliliği nedeniyle çeşitli bölümlere ayrılmaktadır. Bu ayrım risk durumları bakımından benzer birimlerin bir arada bulunmasından dolayı da kaynaklanmaktadır. Her bir sigorta branşının kendi içinde risk derecelenmesi yapılarak, bazı hususlarda birbirinden ayrı tutulmuşlardır. Örneğin, yangın sigortası kendi içinde, ev, mobilya sigortası, sanayi sigortası gibi alt birimlere bölünebilmektedir (Akça, 2010, s. 10). İnsanların sahip oldukları değerlerin, tehlikeler karşısındaki, para ile ölçülebilen kayıplarını oluşturan, risk türlerinin artmasına bağlı olarak, bunları güvence altına almak için geliştirilen ve zaman içinde çeşitliliği artan sigorta branşları; sigortacılıkta risk
25
durumlarına ve çeşitlerine göre, bazı gruplarda toplanmışlardır. Bu gruplar hayat ve hayat dışı sigortaları olarak iki başlık halinde belirtilebilmektedir (Muratlıoğlu, 2012, s. 14). Günümüzde, uluslararası boyutta bilgi derleyen, bunları işleyen ve sonra da yayımlayan kurumlar ve onların yayınları, sigortacılık sistemine bazı sınırlamalar getirmiştir. Sigortacılık faaliyetleri belirtildiği gibi branşlar açısından esas alındığında hayat sigortaları ve hayat dışı sigortalar olmak üzere iki ana grupta toplanmıştır. Bu ayrımla birlikte sigorta şirketleri, hayat sigortaları ve hayat dışı sigortaları branşlarından sadece birinde faaliyet gösterebilme hakkına sahiptir. (Çoban, 2009, s. 12).
2.5.2. Hayat Sigortaları - Hayat Dışı Sigortalar
Genel olarak sigortayı risk konusuna göre hayat ve hayat dışı sigortalar olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Hayat sigortaları, sigortalıyı yaşam kaybı, sakatlık ve ölümcül hastalıklar gibi büyük risklere karşı güvence altına alan, sigorta konusu insan hayatı olan, sigorta dalıdır. Sigortacı, bu sigorta ile bir kimsenin belirli bir süre içinde veya sözleşmede belirtilen şart ve haller içinde ölümü veya o kimsenin sözleşmede belirtilen belli bir süreden fazla yaşaması ihtimalini ya da her iki ihtimali beraber sigorta edebilir. Ancak, küçüklerin, kanunen kısıtlı olanların veya ayırt etme kabiliyetine sahip olmayanların, ölümünü şart koyarak sigorta etmek batıl, bunların hayatı üzerine sigorta yapmak geçerlidir. Her iki halde de ölüm gerçekleşirse sigortalının ölüm tarihindeki maddi karşılığı ya da anlaşılan meblağ ödenir (Taşpunar, 2010, s. 19).
İlk hayat sigortası 1583 tarihinde yapılmaya başlamıştır. Yapılan ilk hayat sigortası poliçeleri, kısa süreli olup, primleri yüksek ve ölüm tazminat miktarları ise daha önceden veya o sene içinde aidat ödeyen üye sayısına göre belirlenmekteydi (Çoban, 2009, s. 17). Özetle hayat sigortaları, sigortalının vefatı ya da malullüğü halinde, sigortalının ya da geride kalan yakınlarının yaşamlarını sürdürebilmeleri için belirli bir meblağın ödenmesi sigortasıdır şeklinde açıklanabilir. Ancak bireylerin ihtiyaçları her geçen gün farklılaştığı için hayat sigortaları çok değişik biçimlerde de kullanılabilmektedir. Örneğin birikimli hayat sigortaları, sürekli hayat sigortaları ve vefat sigortaları olarak da kullanılabilmektedir. Hayat sigortalarının fon yaratma kapasitesi daha yüksek ve uzun vadeli olduğundan bankalar tarafından önem verilen ve satışına ağırlık verilen bir sigorta çeşididir. Özellikle gelişmiş ülkelerde sigorta şirketleri, hayat sigortacılığı ile çok önemli boyutlarda fon birikmesini sağlamaktadır. Bu biriken fonlar mali piyasalarda, mali araçlara
26
yatırılarak, yani mali araçlardan portföy oluşturularak değerlendirilmektedir (Kasapoğlu, 2007, s. 20-21).
Hayat sigortasının belirttiğimiz gibi kişilere olduğu gibi piyasalara da katkısı olacaktır. Hayat sigortaları yastık altında kalan tasarrufları ekonomi içine çekerek, hem kişilerin tek başlarına yapacakları tasarrufların getirisini arttırmakta ve hem de ülke ekonomisine fon yaratarak tasarrufun yatırıma, yatırımın yeni iş alanları ve istihdama dönmesine yol açmaktadır. Böylece ülke kalkınmasına önemli ölçüde katkıda bulunan hayat sigortaları ülkenin gelişmişlik derecesini de arttırmaktadır (Sak, 2007, s. 21).
Hayat sigortaları üç başlık altında incelenebilir. Bunlar;
Risk Ağırlıklı Hayat Sigortaları; sigorta süresi içinde, bu süre genellikle bir yıldır, sigortalının yaşamını kaybetmesi durumunda, belirlenen tazminat tutarı, kanuni varislere yani diğer adı ile lehtar olarak belirlenen kişilere ödenmektedir. Risk ağırlıklı hayat sigortaları kısa vadeli sigortalardır (Çoban, 2009;s. 18).
Birikimli Hayat Sigortaları; sigorta süresi en az 1yıl olan risk ağırlıklı hayat sigortalarının aksine, uzun dönemli sigortalardır. Yaşam kaybı, ferdi kaza ve maluliyet teminatlarının yanı sıra toplanan primlerden risk primi, genel gider ve komisyon kesintileri yapıldıktan sonra kalan tutarın yatırıma yönlendirilmesi teminatı da söz konusudur. Birikimli Hayat sigortalarının çok çeşitli teminatları mevcuttur (Çoban, 2009, s. 18).
Grup Hayat Sigortaları: Hayat sigortasının bir diğer çeşidi olan grup hayat sigortaları; kişilerin, mevcut ve olası rizikolara karşı bireysel olarak değil, grup olarak sigorta edilmesiyle meydana gelir. Grup hayat sigortasında, bir grup insanın sadece bir tek sigorta poliçesi ile sigortalanması olanaklı olmaktadır. Sigorta edilenler, belirli bir işyerinde çalışanlar, bir sendikanın üyeleri, bir meslek kuruluşunun üyeleri ya da belirli bir endüstri dalında çalışan kişiler olabilir (Durmuş, 2011, s. 37).
Hayat sigortalarına özgü olan bazı özellikler söz konusudur. Bunlar (Taşpunar, 2010, s. 21):
Hayat sigortalarında ana teminat konusu, sigortanın geleneksel işlevi olan, poliçe sahibinin ölmesi halinde canla ilgili herhangi bir zararı güvence altına almaktır.
Hayat sigortaları uzun süreli sözleşmelerdir. Poliçe sahipleri tarafından yani sigortalı kişiler tarafından, ödenen primler zaman içinde hayat sigorta fonlarını oluşturur.
27
Hayat branşında ki sigortalarda ölümün gerçekleşmesi ya da belirli sürenin sonra ermesi gerekmektedir.
Hayat dışı sigortalar ise, şahısların para ile ölçülebilen, somut, yani gözle görülebilir risklerine karşı; varlıkların teminat altına alınmasını sağlar. Belirli bir bedel karşılığında maddi varlıklar sigorta kapsamına alınırlar. Hasarın gerçekleşmesi halinde hasar tam ise sigorta bedelinin tamamı hasar kısmi ise hasarın onarım bedeli ödenir (Kasapoğlu, 2007, s. 28).
Hayat dışı sigortalar, gerçek veya tüzel kişilerin maddi varlıklarını tehdit eden, genellikle maddi boyutlu risklere karşı sigorta konusu varlıkların güvence altına alınmasını sağlar. Belirli bir prim ödenmesi koşulu ile bu varlıklar sigortalanırlar. Hasarın gerçekleşmesi halinde sigorta bedeli sigortalıya ödenir (Aydınalp, 2012, s. 20).
Hayat dışı sigortalar Türk sigorta sektörünün önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde hayat sigortaları ön planda iken, sigortacılık konusunda henüz çok genç olan ülkemizde tam tersi bir durum söz konusudur. Ülkemiz elementer sigortacılık branşında daha gelişmiş bir yapıya sahiptir (Taşpunar, 2010, s. 22).
Hayat dışı sigortalar; nakliyat sigortası, kaza sigortası, yangın sigortası, mühendislik sigortaları ve tarım sigortaları olarak gruplandırılabilir.
Nakliyat Sigortaları: Nakliyat sigortası, bir yerden diğerine yapılan taşıma sırasında gerek taşıt araçlarının, gerekse taşınan malların uğrayabileceği hasarların sonucunda ortaya çıkacak zararları güvence altına almaktadır. En eski sigortacılık çeşidi olan nakliyat sigortaları emtia ve kıymet nakliyatı sigortaları, tekne sigortaları ve taşıyıcı mali sorumluluk sigortaları gibi çeşitli branşlardan oluşur (Aydınalp, 2012, s. 20). Kaza Sigortaları: Beklenmedik ani ortaya çıkan olaylara kaza denilmektedir. Kaza
sigortaları ise; sigortalının bir kazaya bağlı olarak uğrayacağı her türlü maddi zararları veya bir kaza nedeniyle ödenmesi gerekecek tazminatları karşılamak amacıyla yapılan sigortalardır (Öztaş, 2010, s. 24).
Yangın Sigortaları: Yangın sigortası özel veya ticari amaçla kullanılan her türden bina ve muhteviyatı, kendiliğinden meydana gelen yangın, yıldırım, patlama ile bunlardan kaynaklanan buhar, hararet, duman gibi tehlikelerin neden olduğu fiziki hasarlara karşı teminat altına alan sigortadır. Ayrıca, meydana gelmiş olan yangını söndürmek, dolayısıyla muhtemel hasarı azaltmak amacıyla, su veya başka bir kimyevi madde ile
28
yapılan müdahalelerin sonucunda ortaya çıkan fiziki hasarlar da, bu sigortanın kapsamına dahil edilmektedir (Çoban, 2009, s. 14).
Mühendislik Sigortaları: Mühendislik sigortaları, mühendislik ile ilgili araç- gereçlerde meydana gelen; örneğin, kazan ve benzeri tesisat ile makine ve makine parkının infilak ve kırılmasından ileri gelen hasarları teminat altına alan bir sigorta türüdür. Ülkemizde diğer sigorta branşlarına göre en yeni branş olarak karsımıza çıkmaktadır (Bayar, 2009, s. 28).
Tarım Sigortaları: Tarım sigortaları, dolu sigortası ve hayvan yasam sigortası olarak ikiye gruba ayrılır. Dolu sigortası, dolu tanelerinin vurması ile tarım ürünlerinde meydana gelecek hasarların sonuçlarını, sigorta güvencesi altına alınmasını sağlar. Hayvan sigortaları genellikle tasıma islerin de kullanılan hayvanları, meslek hayvanlarını(sirk hayvanları gibi), ev hayvanları ve spor hayvanlarını kapsar. Hayvanın; ölmesi, çalınması, kazaya uğraması veya sakatlanması gibi hasarlar sonucunda oluşan zararlar, anlaşma sırasında sigorta poliçesinde belirtilen bedel sigortalıya ödenir (Akça, 2010, s. 14).
Gerek risk kaynaklı gerekse prim hesaplamalarının farklı olmasından kaynaklı olarak sigorta branşlarında daha öncede belirttiğimiz gibi bir ayrım söz konusudur. Bu ayrım hayat ve hayat dışı sigortacılık branşlarını ortaya çıkarmıştır. Hayat ve hayat dışı sigortalarını birbirinden ayıran hususlar aşağıdaki gibidir (Çetiner, 2010, s. 51-52): a) Hayat sigortalarında poliçelerin zamanı uzun dönemlidir, hayat dışı sigortalarında ise bu
süre en fazla bir yıl ya da daha azdır ve dönem sonunda sigortalının isteği üzerine sigortalı tarafından yenilenmektedirler.
b) Sigortada samimiyet prensibi gereğince, sigortalı açısından sigorta süresinde meydana gelen değişiklikler hayat sigortasını etkiler. Hayat sigortaları uzun süreler için yaptırıldığından kişinin süre içinde ki değişiklikleri samimiyetle sigortacıya beyan etme yükümlülüğü söz konusudur.
c) Hayat dışı sigortalarda; sigortalının, meydana gelen değişiklikler sigorta sözleşmesine eklenmedikçe raporlama zorunluluğu yoktur. Çünkü teminata dahil edilmeyen değişikler karşılanmayacağından sonraki süreçte sigortacı açısından herhangi bir probleme sebebiyet vermez, sigortalı isterse değişiklikleri bildirir ve poliçeye dahil edilir. Fakat hayat sigortalarında aynı şekilde yürümesi zarar doğuracağından bu konuda bazı düzenlemeler mevcuttur.
29
d) Hayat dışı sigortalarda dönem sonunda her yenilemede bir takım farklılıklar söz konusu olabilir. Bunun sebepleri kişisel durumlarda meydana gelen değişiklikler, bazı iş dallarında meydana gelen prim oranı değişiklikleri olabilir. Bu genel değişiklikler enflasyonist dönemlerde çok daha belirgin ve kaçınılmaz hale geldiğinden poliçe yenilemelerine bu değişiklikler yansıtılmaktadır.
e) Hayat sigortacılığında ve az sayıdaki hayat dışı branşta, kişisel kaza gibi, hasarların boyutu önceden belirlenmiştir. Hayat dışı sigortacılıkta ise hasarların boyutu değişiklikler taşımaktadır çünkü belirsizlikler söz konusudur. Özellikle hasar boyutunun dağıtımı geniş bir alana yayılmıştır.
f) Hayat sigortacılığında hasarların riski poliçelerin vadeleriyle bağlantılı olarak giderek artar. Bu nedenle sigorta şirketleri, giderek artan hasar ödemelerini gelecekteki yıllarda karşılayabilmek amacıyla prim gelirlerini yatırımlara yöneltmek zorundadırlar. Hayat dışı sigortacılıkta ise bu uygulama farklılıklar taşımaktadır. Çünkü hayat dışı sigortalarda hayat sigortasında olduğu gibi sigorta süresi uzun değildir. Bu sebeple mevcut primler direk yatırıma çevrilemez.
g) Hayat sigortacılığında hasarların ödenmesi ile sigorta süreci tamamlanır ve kontrat sona erer. Hayat dışı sigortalarda ise hasar ödemeleri gerçekleşse bile poliçe dönemi sonuna kadar yani bir yıl bitimine kadar diğer olası hasarlar karşılanma teminatı altındadır poliçeye devam edilir. Önemli nokta elementer branş dediğimiz hayat dışı sigortalarda sigorta dönemi içinde birden fazla hasar ödemesinin mümkün olmasıdır.