• No results found

3. CHURCH GATHERINGS

3.1 SUNDAY SERVICES

Olarak.Gelmesi

Bu konuda Araplar ihtilafa düşmüşlerdir. Bazıları bunları müennes kabul etmiş bazıları da müzekker. Tıpkı ,

ناسِ للا

kelimesinin kimine göre müzekker, kimine göre müennes olması gibi. Yunus’a göre bunlar müzekkerdir. Delili olarak recez bahrinde yazılmış şu beyit gösterilebilir:

ُ

ًُانِيسوُ ِنْيَمِيموُ ًافَاك

ُ

ًُامِساط

ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ ُ

ُ

ُ

Görüldüğü üzere burada

ًُامِساطُ

diyerek müzekker yapıda kullanmıştır. Er-Ra’i der ki:

وُُ حولتُ ٌفاكُ ْتَنِ ي ب

ُاه ميم

ُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُُ

ُ

َُامك

Görüldüğü üzere burada ,

ُْتَنِ ي ب

ifadesi kullanılmış ve müennes kabul edildiği gösterilmiştir.

َُّنإ

ve

َُتيَل

‘ye gelince bu ikisi, fiillere benzetilirler ve

َُنَاك

gibi sonları fetha harekesi ile harekelenir bu da bu ikisi için en uygun harekedir. İki harften birini isme dönüştürürsen, her durumda o munsarif olur. Eğer onu müzekker bir şeye alem yaparsan, bu isim sarftan men edilir. Tıpkı müennes bir isme alem olarak gelen

ورْمع

kelimesi gibi. Müennes ismi, yine kendisi gibi müennes bir isimle adlandırma seçeneğin var ancak müennes bir ismi, müzekker

yaptığında, isim olmadan önceki hallerini değiştirmiş olursun.

َُلَعَف

vezninden bir kelime ile isim yaptığında, bulunduğu halden başka bir hale dönüşürürek onu isimlerden yaptığın gibi. Yine aynı şekilde,

َُلَعْفأ

vezninden bir kelime ile bir şeyi adlandırırsan da, onu bulunduğu emir halinden başka bir hale değiştirmiş olursun. Ebu Tâlib der ki:

ُُُُ نوزْحملاُُاه لوقيُُ ٌتْيلُُوُُو رمعُيباُنبُ َرِفاس مُُيرْعشُ َتْيَل

El-Halîl’e

َُّنَأ

ile adlandırılan kişi hakkında sordum: Bu

َُّنَأ

‘dir ve kesralanmaz.

ُ َّنإ

ve

َُّنَأ

birbirinden farklıdır.

َُّنإُ

fiil gibidir ,

َُّنَأ

ise isme benzer.,

ُكقلطناُتملع

anlamında ,

ُ تملع

وقلطنمُكَّنأ

dediğini görmez misin ? Eğer böyle dersen sanki ,

برَاض

ile adlandırılan kişiye ,

ُ برضَي

ve

ُ برضَي

ile isimlendirilen kişiye de

برَاض

demişsin gibi olur. Bir kişiyi

َُّنإ

ile isimlendirirsen, isim kesralanır ancak ,

َُّنَأ

ile adlandırırsan fethalı olduğu için fiili nasb eder.

ُْوَل

ve

ُْوأ

e gelince, bunların ikisinin de sonları cezimlidir yani sakindir çünkü son harflerinden bir önceki harf harekelerdir. Bunların her ikisinden biri, isim olursa müennes, müzekker ve munsarif durumda tabii tutulduğu hüküm

َُّنإ

ve

َُتيَل

‘nin ki ile aynıdır ancak bunun sonuna başka bir vâv daha ekleyip, dile ağır gelmediği sürece bu durum böyledir. Bunun böyle olmasının sebebi, arap dilinde sondan bir önceki harfin harekeli ve sonunda da fazladan bir vav olan herhangi bir yapının olmamasıdır. Şair Ebû Zeyd (ö. 215/830) şöyle der:

ُ ءَانعُ ًّوَلَُّنإُوًُُاتْيَلَُُّنإ

ُ َتْيَل

َُىِ نِمَُنْيأُوُيرْعِش

ُُُُ ٌتْيَل

ُُُ

Bir diğer şiirinde de şöyle der:

ُ أ

وُ وَلُىلعُُ مَلا

ًُُاملاعُُ تنكُ ْوَل

ُُ

ُ ولُُِبَانذأب

ُ

ه لئاوأُىنْت فَتُمل

Bazı Araplar,

روؤذلا

kelimesini hemzeledikleri gibi,

ٌُء ْوَل

‘u da hemzelerler. Vâv’ın kendisinden öncekinin fetha ile harekelendiği durumda olan

ُ وَل

harfini tenvinlersen, bu kelamda ağır kabul edilir. Yani

واولا

’dan önceki harf kesreli ya da dammeli ise bu durumda, bu harf dile ağır gelir. Eğer harfin içinde

واولا

var ise ve

واولا

’dan önceki harf dammeli şekilde gelirse, örneğin ;

ُ َو ه

bununla bir şeyi adlandırırsan, Arap Dilinde ağır sayılır;

ُُاذه

ُ و ه

örneğinde olduğu gibi.

ُاه

, harfi dammeli olur, çünkü bunun aslı dammelidir. Derler ki,

bununla bir kişi adlandırılırsa bu tıpkı,

ُ َو ه

‘nın arap dilinde ağır olması gibi kelamda ağırdır. Eğer müennes bir ismi ,

ُ َو ه

ile adlandırırsan, onu sarf etme, çünkü

ُ َو هُ

müzekkerdir. Eğer bir kişiyi ,

ُ وذ

ile adlandırırsan ,

ًُاوذ

اذه

şeklinde olur, çünkü bunun aslı

ٌُلَعَف

veznindendir.

ُ لامُناتاوذُناتاه

dediğini görmez misin ? Bu da,

وذ

‘nun ,

ٌُلَعَف

vezninden olduğunun delilidir. Tıpkı

ُ َناوْبأُُ َّنأ

cümlesinin ,

ًُابأ

‘nın

ٌُلَعَف

vezninden olduğunun delili olması gibi. El-Halîl der ki: “Bu

ُ وَذ

‘dur. Yani zâl harfi fethalıdır. Çünkü aslolan fethadır. Derler ki ;

و وَُذُ,ًُاوَذ

ُْيَك

‘e gelince, sondaki yâ’sı kelamda ağırdır; çünkü kelamda sonu

ي

olup

ي

’den önceki harfin harekesinin fetha olduğu bir harf yoktur. Hikayesi de (gramerde tabii tutulduğu muamele/hüküm)

ُ وَل

ile aynıdır.

يفُ

‘ ye gelince,

ُاي

‘sı dile ağırdır.

َُُيه

‘deki

ءايلا

, ve

ُ َو ه

‘daki

واولا

gibi. Kelamda buna benzer bir isim yoktur.

Eğer bu harf, müennes için bir isim ise yani özel isim ise, hem dile ağır gelir, hem de gayr-i munsariftir. Müzekker olabilmesi için nekra ve isim olması gerekir. Çünkü Araplar, harfin üzerine nekreliği ve müzekkerliği hoş görmezler; aynı durumda vasl’ın da harf yerine isme bitişmesini daha uygun gördükleri gibi. Gayr-i munsarif olan bir isme alem olarak bu yapı üzerine gelir. Eğer munsarif bir isme alem olarak gelirse

ُُيفُ,ُلاُ,َُّم ثُ,ُنم

harfleri gibi

,

sarf edilsin yahut edilmesin, dişil veya eril olduğunda

ُ ْوَلُ ,ُ ْيَكُ

harflerinin tabii tutulduğu hükümlere tabii tutulurlar. Bir isme sahip olduğunda ya da uzatılmadığında, bunlardan herhangi biri eğer müennes bir isim olursa sarftan men edilir. Çünkü bu ikisi müzekkerdir.

لا

‘ya gelince uzatılarak okunur, müzekker olsun ya da müennes olsun , munsarif ve gayri munsarif olsuğu durumlarda dahi ,

يف

ile aynı hükümlere tabii tutulur.

El-Halîl’e,

وف

ile adlandırılan kişi hakkında sordum. Dedi ki; O,

ميملا

ile

واولا

’ın yer değiştirip isme benzetildiği

ٌُمف

‘dur. Bu bedel ise, isimlere benzeyen ve kelamda ağır olan,

ُ وَل

yerinde olur. Bununla bir kişiyi adlandırırsan, Arapların benzettiği gibi bu da isimlere benzer (isimlerdeki gibi yapılır). Eğer sonundaki tenvin olmazsa ;

يف

gibi, senin bu durumda

ٌُه ْوَف

demen gerekir, bunun böyle olmasının sebebi sonundaki hâ’dandır.

ٌُطاوسأُ ,ُ ٌط ْوَس

dedikleri gibi

ٌُهاوفأ

derler.

افلاُ,ُاظلاُ,ُاطلاُ,ُارلاُ,َُاخلاُ,َُاحلاُ,َُايلاُ,َاثلاُ,َاتلاُ,َابلاُ

isimlerden olursa,

لا

‘nın uzatıldığı gibi uzatılan isimlerden olur. Ancak

َُل ج َر

ve benzerleri gibi gramer hükümlerine tabii tutulan isimlerden olduğu zaman bu hüküm ortadan kalkar. Nekire olduklarında,

ُ ْلا

kendilerine bitişmez;

ُْلا

’ın olmayışı bunların nekire olduklarının

göstergesidir. Bu harfler,

ُ نوبلُِنْباُُ,ُُ ضاخمُِنْبا

kelimelerinin tabii tutulduğu hükümlere tâbi tutulurlar. İlk harfleri de ;

ُِ مَاس

,

َُص َرْبَأ

,

ُِ م أ نيب حُ

ve benzerlerinin tâbi tutulduğu hükme tabii tutulur.

ُْلا

‘ın bunlara bitişmediğini görmez misin? Şunu bil ki, bu harfler hecelendiğinde maksur olur. Çünkü bunlar isim değillerdir. Hecelendiğinde harekesiz olurlar. Buna örnek olarak;

ُ لادلاُ ,ُ داصلاُ ,ُ فاقلا

bunların sonları sessizdir; ancak durulmadığında sonralı harekelenir. Durulduğu yer göz önüne alınarak, burada

ءَابلا

ve benzerlerinde bir silinme söz konusu olur.

Kısalttığın ve cezm ettiğin harekeli harfleri telaffuz etmek istediğinde onları kısaltarak ve cezm ederek okursun. Çünkü sen onları isimler gibi yapmak istemedin. Sen sadece ismin harflerini parçalara ayırdın yani heceledin. Dolayısıyla bunlar kendisiyle ses çıkardığın sesler gibi olur. Bunları hecelerine ayırdığında durmadığın takdirde böyle olur.Eğer

ُ دحاو

نانثا

ve

َُّمشا

َُدحاولا

bu harflerin bu şekilde kullanımı uygun mudur diye sorarsan cevaben uygundur denir. Çünkü bu

دحاولا

savtlar gibi değildir mutemekkin bir isimdir. Araplardan,

ُ

ُ ْهعَب ْرا

َُهثَلثُ

dediklerini duyduklarını iddia ederler.

ُْهعَب ْرأُ

‘daki hemzeyi,

ءاهلا

üzerindeki fethayı da silerek

ُْهعَب ْرا

derler. Çünkü onlar bunu yani he’si sakin yaparlar sakinlik de çoğunlukla değişmez, aynı kalır. Önce

ُْب ِرْضا

derler sonra da

ًُادْيزُُبرْضا

görüldüğü üzere burada da sakinliği değişmemiştir.

ُ

El-Halîl’in harfleri hecelediğine, durumları harekelendiklerinde yahut parçalara ayrıldıklarındaki durumları ile aynıdır;

ُْملاُ,ُ ْفاقُ,ُ ْفلأُ,

ُْمَلا

dediğini bil.

ُىاز

‘a gelince bu dilde iki tanedir. Bazıları bunu

ُْيَك

gibi heceler bazıları da bunu

ُْواو

yerine koymuştur ki bu görüş ötekine nispeten daha yaygındır.

ُْذ مُ,ُ ْنإُ,ُ ْنِمُ,ُُْمَأ

dilde harf-i cerdir.

ُْنَأ

ve

ُْنَع

eğer zarf olurlarsa ve

ُْمَل

ve benzerleri de bu gruba girer. Bunların hepsi eğer isim ise değişmezler; çünkü bunlar

ُ دَي

,

ُ مَد

örnekleri gibi isimlerdendir. Eğer ,

ُْذ مُ,ُْنإُ,ُْنِمُ,ُْمَأ

ve

ُْمَل

müennes için bir isim olurlar ise bunların tabii tutulduğu hükme tabii tutulurlar.