2.2 Utslipp av klimagasser
2.2.2 Lystgass
Konuyu incelemeye geçmeden önce bir noktaya açıklık getirmek gerekmektedir.
Haksız yapıya ilişkin hükümlere gidilebilmesi için ön şart, yüklenicinin yapıyı kendi malzemesiyle meydana getirmiş olmasıdır. Bir başka ifade ile eğer yüklenici meydana getirdiği yapıda kendi malzemesini değil de iş sahibinin kendisine sağladığı malzemeleri kullanıyorsa, burada haksız yapı hükümlerine gitme imkanı ortadan kalkar261. Zira ancak yüklenicinin kendi malzemelerini kullanması durumunda eser sözleşmesinden dönülürse, kendi malzemesiyle başkasının arazisinde haksız yapı hükümlerine başvurma olanağı doğabilir. Aksi takdirde haksız yapıya ilişkin hükümler uygulama alanı bulmaz.
Eser sözleşmesinden dönme durumunda meydana getirilen yapının haksız yapı sayılıp sayılamayacağı ve dolayısıyla bu yapıya haksız yapıya ilişkin TMK. m. 722- 724’ün uygulanıp uygulanamayacağı sorularına verilecek cevap, bir önceki başlıkta ifade ettiğimiz dönme teorilerinden hangisinin benimsendiğine göre değişiklik arz etmektedir.
Yeni dönme teorisi bakımından konuyu inceleyecek olursak: Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, yeni dönme teorisine göre, dönme iradesi sözleşmeyi geçmişe etkili olarak sona erdirmemektedir. Aksine sözleşme varlığını korumakta, yalnızca bir tasfiye
260 ÖZ, s. 136; İNAL, s. 258, dn.: 37; EREN, Borçlar Özel, s. 648- 649; ERKAN, Haksız Yapı, s. 220;
ERKAN, Vehbi Umut, “Eser (İnşaat) Sözleşmelerinde Sözleşmeden Dönülmesi Durumunda Türk Medeni Kanunu’nda Yer Alan Haksız Yapıya İlişkin Hükümlerin Uygulanabilirliği”, AÜHF. 90. Kuruluş Yıldönümü Armağanı, Ankara, 2017, ss. 473- 488, s. 480; SELİÇİ, Özer, İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu, İstanbul, 1978, s. 77.
261 ERKAN, Eser Sözleşmeleri, s. 480; ERKAN, Haksız Yapı, s. 221.
83
ilişkisine dönüşmektedir. Sözleşme geçerliliğini koruduğu için, meydana getirilen yapının haksız yapı olmasından söz edilemez. Zira söz konusu yapı, taraflar arasında akdedilen ve geçerli olan eser sözleşmesine dayanarak meydana getirilmiştir. Bu nedenle yeni dönme teorisinin benimsenmesi durumunda, haksız yapıya ilişkin hükümlere başvurma imkanı ortadan kalkmaktadır262.
Yeni dönme teorisi dışındaki görüşlerin ise ortak özelliği, sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkmasıdır. Özellikle doktrinde baskın görüş olan klasik dönme teorisini yukarıda anlatmıştık. Anlatımlarımızdan da anlaşılacağı üzere, dönme iradesinin kullanılmasıyla sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkacak, yani hiç kurulmamış bir sözleşme söz konusu olacaktır. İşte yüklenicinin böyle bir sözleşmeye dayanarak meydana getirdiği yapı da haksız niteliği taşır. Zira yapının meydana getirilmesine sebep teşkil eden sözleşme ortadan kalkmıştır. Böyle bir durumda da TMK. m. 722- 724’te ifade edilen haksız yapıya ilişkin hükümler, niteliğine uygun düştüğü ölçüde- uygulama alanı bulur263.
Konuyu arazi malikinin TMK. m. 722 kapsamındaki yıkım talebi bakımından ele alırsak: Bilindiği gibi, arazi malikinin rızasıyla meydana getirilen yapılarda arazi malikinin yıkım talebi söz konusu olmaz. Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, her ne kadar eser sözleşmesinden dönülmüş de olsa, sonuç olarak yüklenici, meydana getirdiği yapıyı, arazi malikinin rızasıyla meydana getirmiştir. Bu sebeple de kural olarak arazi maliki yıkım talebini ileri süremez. Ancak bu kural her durumda geçerli değildir. Özellikle
262 ERKAN, Haksız Yapı, s. 221. Seliçi yeni dönme teorisini savunmaktadır. Bu nedenle eser sözleşmesinden dönme durumunda meydana getirilen yapının haksız yapı sayılamayacağını, zira sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkmadığını, sadece mahiyetini değiştirdiğini ifade etmiştir (SELİÇİ, İnşaat Sözleşmeleri, s. 77- 78).
263 İNAL, s. 259; ERKAN, Haksız Yapı, s. 222; ERKAN, Eser Sözleşmeleri, s. 480- 481.
84
yüklenicinin ayıplı ifade bulunması durumunda, arazi malikinin ayıplı yapı için rızasının olduğu ileri sürülemez. İşte böyle bir durumda arazi maliki yıkım talebini ileri sürebilir264. Yüklenicinin temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönme durumunda ise arazi malikinin yıkım talebinin olduğu söylenemez. Çünkü burada eserin niteliklerinde arazi malikinin kabul etmeyeceği bir eksiklik yoktur. Sadece zamansal olarak gecikme söz konusudur265.
Yine şartların gerçekleşmesi halinde hem arazi malikinin (iş sahibi) hem de malzeme sahibinin (yüklenici) TMK. m. 724 gereği arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine devrini talep edebilmeleri mümkündür. Burada talepte bulunan kişinin iyiniyetli olması önem arz etmektedir. Arazi maliki açısından bu durum karmaşık değildir. Zira kimse yapının ayıplı meydana getirileceğini düşünerek bir yüklenici ile anlaşmaz.
Malzeme sahibinin iyiniyetli olmaması ise hayatın olağan akışına uygundur. Örneğin binanın ayıplı meydana getirilmesinde ağır kusuru bulunan malzeme sahibinin iyiniyetinden, dolayısıyla TMK. m. 724 gereği talep hakkından bahsedilemez266.
Son olarak arazinin yıkımı talep edilmediği/ edilemediği veya mülkiyetin devrinin söz konusu olmadığı durumlarda, TMK. m. 723 gereği yüklenicinin (malzeme sahibinin) tazminat talebi gündeme gelir267.
264 İNAL, s. 263, dn.: 55; ERKAN, Haksız Yapı, s. 223- 224; ERKAN, Eser Sözleşmeleri, s. 482- 483.
265 Aynı yönde bkz.: ERKAN, Haksız Yapı, s. 224, dn.: 101. Aksi yönde bkz.: İNAL, s. 263, dn.: 55.
266 ERKAN, Haksız Yapı, s. 224- 225.
267 ERKAN, Haksız Yapı, s. 225.
85
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
HAKSIZ YAPI TÜRLERİNE GÖRE HAKSIZ YAPININ HÜKÜM VE SONUÇLARI
§ 6. BAŞKASININ MALZEMESİYLE KENDİ ARAZİSİNDE HAKSIZ YAPI
Başkasının malzemesiyle kendi arazisinde haksız yapının ne olduğunu ve hangi durumların bu tür haksız yapıya yol açabileceğini yukarıda ifade etmiştik268. Bu bölümde ise kişinin başkasının malzemesiyle kendi arazisinde meydana getirdiği yapının hukuki sonuçları incelenecektir.
Kanun koyucu TMK. m. 722- 724’te haksız yapı türlerini ve bu türlere ilişkin hüküm ve sonuçları düzenlemiştir. Haksız yapının meydana getirilmesi durumunda hem arazi malikinin hem de malzeme sahibinin sahip olduğu bazı haklar ve borçlar vardır. Bu başlık altında söz konusu talep hakları, doktrindeki görüş ayrılıkları ve Yargıtay uygulaması çerçevesinde değerlendirilecektir.