• No results found

Personinntekt i jordbruket og andre næringer

Hizmete  yönelik  liderlik  iki  boyutta  ele  alınmaktadır.  Bunlar:  kahya  liderlik (steward leadership) ve hizmetçi liderliktir (servant leadership). Her iki  liderlik  biçiminin  de  düşünsel  temeli,  Greenleaf’ın  ortaya  koyduğu  kahyalık  felsefesine dayanmaktadır.  

Sergiovanni’ye  (1992:  124;  2000:  273)  göre;  liderlik  hakkındaki  temel  tartışmada  hemen  hemen  hiç  üzerinde  durulmamış  bir  kavram  kahya  liderlik  kavramıdır.  Greenleaf,  liderlikte,  ona  liderlik  etme  hakkını  veren  kişilerin  bağlılığını  kazanma  olarak  tanımlanabilecek  bir  ahlaki  prensibin  ortaya  çıktığını  savunmaktadır.  Greenleaf  Herman  Hesse’nin  “Doğuya  Seyahat  (Journey  to  East)”  adlı  eserini  okuduktan  sonra  kahya  liderlik  kavramını  geliştirmiştir. Bu eseri Greenleaf şu şekilde açıklamaktadır: 

Bu  hikayede  efsanevi  bir  seyahatte  insanların  birliğini  görüyoruz.  Hikayenin  ana kahramanı Leo, hizmetçi olarak ekibe hizmet eder, fakat aynı zamanda canlılığı ve  şarkılarıyla onlara güç verir. O olağanüstü kişiliği olan biridir. Grup karışıklığa düşer 

ve  seyahat  bırakılır.  Onlar  hizmetçi  Leo  olmadan  yapamazlar.  Gruptan  biri  olan  hikayeyi  anlatan  kişi,  belli  bir  amacı  olmadan  geçen  seneler  sonra  Leo’yu  bumak  için  seyahati  düzenleyen  şirkete  gider.  Orada  anlarlar  ki,  hizmetçi  olarak  bilinen  Leo,  gerçekte Order’in itibarî lideridir, rehber onun yüreğidir ve büyük ve asil bir liderdir.  

Bu  hikayeye  dayalı  olarak,  Greenleaf  kahya  liderliği,  liderlikten  önce  hizmetçiliği  düşünen  bir  liderlik  biçimi  olarak  tanımlamaktadır.  Bu  liderlik  tarzına  sahip  olan  lider,  insanlara  hizmet  etmeye  yönelik  doğal  bir  duyguya  sahiptir. Bu duygunun etkisiyle bilinçli olarak insanlara hizmet etmeye çalışır. 

Kahya lider, liderliği bir güç gösterisi ve insanlar üzerinde bir egemenliğe sahip  olma aracı olarak gören liderden açık bir şekilde ayrılır. Hizmete öncelik veren  ve  liderliğe  öncelik  veren  liderlik  anlayışları  iki  temel  liderlik  biçimini  ortaya  koymaktadır.  Bu  ikisi  arasında  insan  doğasına  ilişkin  bakış  açısı  noktasında  felsefi bir ayrım bulunmaktadır (Greenleaf Center For Servant Leadership, 2002; 

Starratt, 2003: 196).   

Hizmete  yönelik  lider,  insanlara  hizmet  etmeyi  etik  bir  değer  ve  sorumluluk  olarak  görmektedir.  Liderliğin  temel  amacı  örgüte,  örgüt  çalışanlarına  ve  topluma  hizmet  etmek  ve  hizmeti  kendi  çıkarlarının  üzerinde  tutmaktır. Bu nedenle geliştirdiği ahlaki değerler sisteminin çerçevesi, örgütün  hizmetlerini kullanan kişilerinin çıkarlarını en üstte tutmayı öngörmektedir. Bu  değerleri örgüt üyelerine benimseterek, örgütünü de hizmete yönelik bir örgüt  yapmaya çalışmaktadır.  

Kahyalık  teorisi,  yöneticiler  ve  liderlerin  kendi  çıkarları  ile  motive  edilmediği, aynı zamanda örgütün ve yöneticilerin ortak güdüleri paylaştıkları  durumları  ifade  etmektedir.  Kâhya  güvene  ve  ahlaki  ilkelere  dayalı  olarak  oluşturulmuş  görev  ve  sorumluluk  üzerine  vurgu  yaparak,  tüm  paydaşların  çıkarlarına  hizmet  etme  peşindedir.  Kâhya  (steward)  lider  “paydaşlara,  bazı  sonuçlara  ulaşmak  için  gerekli  olan  araçlar  olarak  muamele  edilemez” 

anlayışını  kabul  eder.  Kendine,  başkalarına,  geçmişe,  bugüne  ve  geleceğe  ilişkin,  hizmete  yönelik  bir  bakış  açısına  sahiptir.  Aşağıdaki  tabloda  dört  liderlik  biçimi  ve  dünyayı  yorumlamada  kullandıkları  inançlar  verilmiştir  (Caldwell and others, 2002: 161). 

Kaynak:  Caldwell,  C.  And  others.  (2002).  Four  Umpires:  A  Paradigm  For  Ethical  Leadership. 

Journal of Business Ethics. 36, p. 153‐163.        

Tablo 2’de dünyayı algılayış biçimine göre liderlik türleri ve bu liderlik  türlerinin  Schein  ve  Senge’nin  geliştirdiği  beş  inanç  modelindeki  varsayımları  açıklanmaktadır.  Tablodaki  ilk  liderlik  türü  olan  objektif  tarafsız  lider,  yazılı  kurallara  ve  insan  ilişkilerinden  ziyade  objektif  olmaya  önem  vermektedir. 

İkinci liderlik türü olan “tarafsız realist” lider, tamamen yazılı kurallara önem  vermek  yerine,  gerçeği  elinden  geldiği  en  doğru  şekilde  tanımlamakta,  ancak,  dünyayı  algılama  yeteneğinin  eksik  olabileceğine  inanmakta  ve  insan  ilişkilerine ilk liderlik türünden daha fazla önem vermektedir. Üçüncü liderlik  türü  olan  “subjektif  kontrolcü”  lider  gerçeği  yalnızca  kendi  değer  yargılarına  göre tanımlamaktadır. Ayrıca diğerleri üzerinde otorite kurmaya çalışmaktadır. 

Bu  lider,  insan  ilişkilerini  doğru  kararlar  vermek  için  kullanmaktadır.  Dört  numaralı lider olan “kolaylaştıran idealist (hizmete yönelik)” lider ise, herkesin  rahatı  için  çalışmaktadır.  Bu  lider  örgüte,  topluma  ve  insanlığa  hizmet  etmeyi  etik  bir  değer  olarak  görmektedir.  Doğruları  ve  ahlaki  ilkeleri  tanımlamaya  yönelik esnek bir bakış açısına sahiptir. Bu dünyanın karmaşık ortamını kabul  ederek, vereceği kararlarda hizmet odaklı bir yol izlemektedir.    

Kahya  (steward)  ve  hizmetçi  (servant)  kavramları  başlangıçta  yadırganabilir. Kim kimin kahyasıdır? Ya da kim kimin hizmetçisidir? Kahyalık  ve  hizmetçilik  ile  kamu  yönetiminin  ilişkisi  nedir?  Gibi  sorular  akla  gelebilir. 

Ancak  kahyalık  teorisi,  kamu  yönetimi  için  daha  fazla  önem  taşımaktadır. 

Kamu  kurum  ve  kuruluşlarını  yöneten  kişiler,  vatandaşların  vergileriyle  kurulan  ve  yürütülen  örgütlerde  görev  yapmaktadırlar.  Bu  yönüyle  düşünüldüğünde  üstlendikleri  rol,  bize  kahya  kavramının  anlamını  düşündürmektedir.      

Hizmete yönelik liderlikte; insanları ikna etme ve onlara rol modeli olma  tercih  edilen  metodlar  olmasına  karşın,  bu  liderlik  biçimine  ilişkin  tek  bir  formül  yoktur.  Hizmetçi  liderin  öncelikle  kendi  önyargılarından  vazgeçmesi  gerekir.  Daha  sonra  diğerlerinin  ihtiyaçlarını  ve  isteklerini  açık  bir  şekilde 

tanımlamak  için  beklemeli  ve  dinlemelidir.  Bir  lider  insanlara  gerçek  anlamda  değer verdiğinde ve önceliği onlara verdiğinde yönetebilir ve yapıyı kurabilir. 

Değişim süreci, ortama hâkim olunduğunda ve ortam yumuşatıldığında başlar. 

Başarı,  insanlara  hizmet  etme  derecesi  ve  onlar  üzerinde  bırakılan  pozitif  etkilerle  ölçülür.  Hizmetçi  liderlik  modelinin  yararları  özgeciliğinde,  kolaylığında  ve  kendi  kendini  bilirliğindedir.  Bu  model,  izleyenlerin  çatışmalarında,  kişisel  istekleri  tanımlayarak  karmaşıklığı  azaltmakta  ve  diğerlerinin moral duygularını vurgulamaktadır (Whetstone, 2002: 389). 

Geleneksel liderlik anlayışında iki tür otorite kaynağı bulunmaktadır: Bu  kaynaklar bürokratik (hiyerarşi, kurallar, yönetmelikler, iş tanımları) otorite ve  psikolojik  (insan  ilişkilerine  yönelik  liderlik  anlayışından  gelen  ödüller,  insan  gereksinimlerinin  karşılanması)  otoritedir.  Bu  iki  otoriteye  de  ihtiyaç  vardır,  ancak  bu  iki  otoritenin  kullanımıyla  ilgili  problemler  yaşanabilmektedir  (Sergiovanni,  1992:  69;  2001:  348).  Bu  problemlerin  yaşanmaması  için  liderin  kendisini önce bir izleyen, daha sonra lider olarak değerlendirmesi ve liderliğin  asıl  amacının  insanlara  hizmet  etmek  olduğunu  unutmaması  gerekmektedir. 

Lider,  otoritesini  izleyenlere  benimsetmek  için  öncelikle  bu  hizmet  ruhunu  onlara hissettirmelidir.    

Hizmete  yönelik  okul  liderleri,  öğrenciler,  personel  ve  aileyle  olumlu  ilişkiler kurmakla kalmazlar, sorumluluk alanlarını genişletirler. Toplum içinde  yaşayan  ve  öğrenen  liderler,  ahlaki  ve  sosyal  sorumluluklarının  liderlik  kavramıyla  derinden  ilişkili  olduğunun  farkındadırlar.  Onlar,  başkalarının  yaşamlarında  bir  fark  oluşturmak  için  derin  bir  isteğe  sahiptir  ve  bu  istek  onların  sosyal  etki  alanlarını  genişletmelerini  sağlar  (Norris  ve  diğerleri,  2002: 

76). 

Okul  yöneticilerinin  ve  öğretmenlerin  hizmete  yönelik  birer  lider  olmaları  gerekmektedir.  Oldukça  zor  bir  göreve  talip  olan  yöneticilerin  ve  öğretmenlerin,  bu  zor  görevi  ifa  etmelerine  karşılık  olarak  aldıkları  ücret  ve 

sosyal  hakların  doyurucu  olduğu  söylenemez.  Bu  nedenle  toplumun  geneline  hizmet  veren  okulların  yapı  taşı  konumundaki  öğretmen  ve  yöneticiler  yaptıkları  mesleğin  kutsallığı  ve  toplumsal  açıdan  önemi  ile  motive  olmaktadırlar.