Maslahat-din ilişkisi meselesi aslında kelâmî tartışmaların doğurduğu bir mesele654 olmasına rağmen bu meselenin Fıkıh Usûlü alanında da kök saldığını görmekteyiz. Bu meselenin Allah’ın fiillerinin bir ‘illete bağlı olup olmaması (ta‘lîl) ile ilgili tartışmaların bir neticesi olduğu söylenebilir. Bu nedenle kısa da olsa bu konuya temas etmenin uygun olacağını düşünmekteyiz. Nitekim Allah’ın fiillerinin ta‘lîli meselesiyle ilgili yapılan tartışmalara baktığımızda bu konuda İslam hukuk
654 Şâtıbî, el-Muvâfekât, II/9.
usûlcülerinin genel hatlarıyla ta‘lîli câiz görenler ve görmeyenler olarak ikiye ayrıldığını görmekteyiz:
1. Allah’ın Fiillerinin Ta‘lîlini Câiz Görmeyenler
İslam hukuk usûlcüleri arasında bu görüş genellikle Zâhiri usûlcülerine nispet edilmektedir.655 Bu konuyla ilgili Zâhirî usûlcüsü İbn Hazm (ö. 456/1064)’ın tutumu incelendiğinde ona göre Allah’ın fiil ve ahkâmının herhangi bir ‘illet ile bağdaşmadığı anlaşılmaktadır. Zira İbn Hazm’a göre ‘illet sadece ıztırar durumda kalan (muztar) için geçerli olur. Iztırar durumu ise Allah ile bağdaşmamaktadır.656 Bununla birlikte İbn Hazm, Allah ve Hz. Peygamber’in belirttikleri konular hâriç Allah’ın fiil ve ahkâmının bir sebep ve amaca bağlılığını inkar etmektedir. 657 Bazı hükümlerin sebebe bağlı olabileceğini ifade eden İbn Hazm’a göre bunlar Şâri‘in belirlediği konuların ötesine geçmemelidir.658 Zira ‘‘Allah bunu ne için, hangi sebebe göre yaptı’’ şeklindeki soruları İbn Hazm günah, dinden sapma ve ‘‘O, yaptığından mesûl olmaz’’659 mealindeki âyeti inkâr etmek şeklinde değerlendirmektedir.660
2. Allah’ın Fiillerinin Ta‘lîlini Câiz Görenler
Mu‘tezile, Mâturîdî ve Eş‘ârî ekolleri Allah’ın fiil ve hükümlerinin ta‘lîlini caiz görmektedirler. Bununla birlikte bu ekollerin görüşleri arasında bazı önemli farklılıklar bulunmaktadır.
655 Bkz. Muhammed Nûr, I/61.
656 Ebû Muhammed ‘Alî b. Ahmed b. Sâ‘îd b. Hazm el-Endelûsî (ö. 456/1064), el-İhkâm fî Usûli’l-Ahkâm, (thk. Ahmed Muhammed Şâkir), Dâru’l-Âfâkı’l-Cedîde, Beyrût 1979/1399, VIII/103.
657 İbn Hazm, el-İhkâm, VIII/102-103.
658 İbn Hazm, el-İhkâm, VIII/99, 102.
659 21. Enbiyâ, 23.
660 İbn Hazm, el-İhkâm, VIII/102-103. İbn Hazm’ın ta‘lîl konusundaki tutumunun detaylı bir incelenmesi için bkz. Oğuzhan Tan, Tarihî Bağlam ve Karakteristik Özellikleri Açısından İbn Hazm ve Usûl Anlayışı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara 2007, s. 184-192.
İslam hukuk usûlcülerinin ifade ettiklerine göre Mu‘tezilîler Allah’ın fiillerinin bir ‘illet ve amaca bağlı olduğunu, bundan ise hikmet ve maslahatın kastedildiğini661 ve ayrıca Allah’ın kulları için en iyi olanını (aslah) yapmak zorunda (vucûb) olduğunu ileri sürmektedirler.662
Eş‘ârî/Mütekellimîn usûlcüler, Allah’ın bir şeyi yapmak zorunda olmadığı görüşüne dayanarak O’nun fiillerinin herhangi bir amaca bağlı olduğunu inkâr etmektedirler. Zira onlara göre amaç için bir şeyi yapmak eksikliğin tamamlanması anlamında gelmektedir. Bu ise Allah hakkında düşünülmesi mümkün olmayan bir şeydir.663 Bununla birlikte Eş‘ârîler Allah’ın fiilerinin hikmet ve maslahatları içerdiğini kabul edip bunun da O’nun ihsân ve lütfu gereği olduğunu ifade etmektedirler.
Eş‘ârîlerin ısrarla inkâr ettikleri konu Allah’ın fiillerinin bir amaca bağlı olmasıdır.664 İbnu’l-Humâm’ın (ö. 861/1456) ifade ettiğine göre bu ihtilâf lafzî olup amaç (ضرغ/ضارغأ) kelimesine yüklenen anlamlarla ilgilidir.665
Mâturîdî/Hanefî usûlcüleri ve Mâlikîlerden Şâtıbi’ye göre ise Allah’ın fiil ve hükümlerinin birtakım amaç, maslahat ve hikmetlerle bağlı olması mümkündür. Yani Allah bir hükmü ortaya koyarken kullarının maslahatını gözetmektedir. Fakat Mu‘tezilîlere karşı bu Allah’a vâcip değildir. Zira bu Allah’ın bir ihsân ve lütfudur.666
661 Bkz. Ebu’l-Hasan ‘Abdulcebbâr (ö. 415/1024), el-Mugnî fî Ebvâbi’t-Tevhîd ve’l-‘Adl, (thk.
Muhammed ‘Ali en-Neccâr, ‘Abdulhalîm en-Neccâr), ed-Dâru’l-Mısrıyye li’t-Telîf ve’t-Terceme, Kâhira 1385/1965, XI/92.
662 Cessâs, el-Fusûl, II/290-291; Sadruşşerî‘a, II/147; İsnevî, Nihâyetu’s-Sûl, IV/97-98; Zerkeşî, V/207;
İbn Emîri’l-Hâc,, III/181; Muhammed b. Ahmed b. ‘Abdilazîz b. en-Neccâr (ö. 972/1564), Şeru’l-Kevkebi’l-Munîr (Muhtasaru’t-Tahrîr), (thk. Muhammed ez-Zuheylî, Nuzeyr Hammâd),
Mektebetu’l-‘Ubeykân, Riyâd 1413/1993, I/312; ‘Alî el-Kârî, Şerhu Muhtasari’l-Menâr, s. 410; Şelebî, Ta‘lîlu’l-Ahkâm, s. 98-99, 196; Bûtî, s. 100.
663 Ebû Bekr Muhammed b. et-Tayyib el-Bâkıllânî (ö. 403/1013), Temhîdu’l-Evâil ve Telhîsu’d-Delâil, (thk. ‘Imâduddîn Ahmed Haydar), Muessesetu’l-Kutubi’s-Sekâfiyye, Beyrût 1408/1987, s. 50-51.
664 Râzî, el-Mahsûl, V/179; İbn ‘Abdisselâm, Kavâ‘ıdu’l-Ahkâm, I/14; İbnu’l-Humâm, et-Tahrîr, s. 432;
Mehmed b. Velî b. Rasûl el-İzmîrî (ö. 1165/1751), Hâşiye ‘ale’l-Mir’ât, Dâru’t-Tıbâ‘ati’-‘Âmira, İstanbûl 1309/1891, II/302-303; Hasan b. Muhammed b. Mahmûd el-‘Attâr (ö. 1250/1835), Hâşiyetu’l-‘Attâr ‘alâ Cem‘i’l-Cevâmi‘, Dâru’l-Kutubi’l-‘İlmiyye, Beyrût (t.y.), I/134; Şelebî, Ta‘lîlu’l-Ahkâm, s. 97;
Muhammed Nûr, I/66.
665 İbnu’l-Humâm, et-Tahrîr, s. 432; İbn Emîri’l-Hâc, III/182; Emîr Bâdişâh, III/304-305.
666 Cessâs, el-Fusûl, II/262; Semerkandî, Mîzânu’l-Usûl, s. 629; Semerkandî, el-Mîzan, s. 409; Karâfî, ez-Zahîra, I/67; Sadruşşerî‘a, II/147; Şâtıbî, el-Muvâfekât, I/221, 311; II/9, 294; İbnu’l-Humâm, et-Tahrîr, s.
387, 432; ‘Alî el-Kârî, Şerhu Muhtasari’l-Menâr, s. 410; İbn ‘Abdişşekûr, II/310-311; Şelebî, Ta‘lîlu’l-Ahkâm, s. 97.
Görüldüğü gibi Zâhirî usûlcülerin dışındaki İslam hukuk usûlcüleri Allah’ın fiil ve ahkâmı ile maslahat ve hikmet kavramları arasında sıkı bağ oluşturmuşlardır. İslam düşünürlerinin açıklamalarına dayanarak İslam dininin, Allah’ın ihsan ve lütfuyla kullara yönelik birtakım maslahat ve hikmetlere dayandığı sonucu ortaya çıkmaktadır.