• No results found

Trygve Haavelmos avhandling The Probability Approach in Econometrics fra 1944 kom til å spille en betydelig rolle for arbeidet ved Cowles Commission i Chicago for å gjøre

In document 1 0 0 Å R (sider 75-79)

Akif Paşa'nın mevcud eserleriyle hal tercümesini içeren eser, Akif Paşa’nın torunu tarafından yazılır ve derlenir. Büyükbabası ile aynı adı taşıyan yazar, eserin önsözünü 'Mezahib Odası Hülefâsından Akif' namıyla imzalar.

Eserin 'Tercüme-i Hal-i Akif Paşa' bölümünde yazar, ilk olarak büyükbabasının II. Mahmud döneminde Osmanlı'ya hizmet ettiğini söyler. Amcası Mustafa Müzehher Efendi'nin sevkiyle 229 senesinde Divan-ı Hümayun kalemine çerağ olduğunu ancak kendisinde var olan cevher sayesinde kısa sürede Mizan-ı Vükela-yı Devlet sıfatıyla Amedi Odasına memur olarak nakl edildiğini ve takdir gördüğünü anlatır. Büyükbabasının Reisü'l Küttablığa getirildiği yılı detaylı olarak anlatan yazar, onun dört seneye yakın bu hizmette bulunduktan sonra 13 Zilkadde 251 senesinde Cuma günü Hariciye Nezaretine getirilerek rütbesinin yükseltildiğinden bahseder. Tabsıra eserinde Akif Paşa'nın anlattığı bazı olaylardan dolayı Rebiü'l Evvel 52'de görevden alındığını 11 Cemaziyelahir 53 Salı günü Dâhiliye Nezaretine atandığını söyleyen Akif, onun 4 Muharrem 54 senesinde azledildiğini 14 Receb 55 tarihinde Kocaeli Mutasarrıflığına getirildiğini, Bolu, Hüdavendigar, Viranşehir, Karesi sancaklarını idare etmesinin memuriyetine ilave edildiğini söyler. 12 Safer 56'da vüzerattan da çekilip 4 Rebiü'l Evvel 56'dan başlayarak iki sene Meclis-i Vala Azasından merhum Mazlum Paşa ile Selami

51 Akif, Eser-i Akif Paşa, (İst.:Tatyos Divitciyan Matbaası, 1290)

43

Efendi Edirne'ye gönderildiğinden bahseder. 14 Rebiü'l Evvel 58'de Yozgat veya Bursa'dan hangisinde ikamet etmek isterse oraya gitmesi emredilğinden Bursa'da altı ay kaldığından söz eder. 11 Ramazan 58'de İstanbul'a dönerek iki sene kadar kendi işleriyle meşgul olduktan sonra hacca gittiğini anlatır. Abdülhamid'in şereflendirmesine tekrar nail olarak hacca gittiğini söyler. Mısır'a vardığında Mehmed Ali Paşa'nın onu çok iyi ağırladığını belirten yazar, büyükbabasının hac dönüşü Bağdad'tan İskenderiye'ye vapurla gideceği esnada 261 senesinde Rebiü'l Evvel ayının üçünde, henüz 59 yaşındayken, vefat ederek Hz. Danyal'ın kabrinin civarına defn edildiğini belirtir.

Hal tercümesini böylece bitiren Akif, 'Eser-i Akif Paşa' başlığı altında büyük babasının eserlerini derlemiştir. 'Mabeyn-i Hümayuna Tezkiredir', 'Mabeyn-i Hümayuna Tezkire', 'Vüzeradan Bir Zata Tezkire', 'Bir Mektup', 'Ulemadan Bir Zata mektup', 'Akrabasından Bir Zata mektuptur.', 'Ahbabından Bir Zata', 'Bir Ahbabına Yazdığı Mektub-ı Latiftir.' Başlıkları ile Akif Paşa'nın bahsi geçen mektup ve tezkirelerine yer vererek eseri tamamlar.

Akif bu eseriyle büyükbabasının yaptığı hizmetleri göstermek ve yazdıklarını derlemek maksadındadır. Eserin hal tercümesi bölümü kısa olmakla beraber yazar biyografisini yazdığı kişiye akrabalık bağıyla bağlı olduğu için verdiği bilgilerin güvenilirliği yüksektir. Şüphesiz yazar, büyükbabasının biyografisini yazarak onu ölümsüzleştirmeye çaba gösterir. Ancak yazar bunu okuyucuya aksettirmemeye çalışır ve okuyucu ile arasına bir mesafe koyar.

44

7.MEHMED TEVFİK'İN (ÇAYLAK TEVFİK) BİYOGRAFİLERİ

Tanzimat döneminde folklor derlemeleri, mizah yazıları ve biyografileri ile tanınan Mehmed Tevfik 1843-1893 yılları arasında yaşar. Yazarın babası yeniçerilikten sonra kahveciliğe kadar uzanan farklı işler icra eden Mustafa Ağa ve müşir şehid Ali Paşa'nın azatlı cariyesi olan annesidir. Halkın içinden bir ailesi olması Mehmed Tevfik'in bir halk çocuğu olarak yetişmesine sebebiyet verir. Halkın örf, adet geleneklerine yakın yetişmesi yazarın folklor derlemelerine yönelmesine sebep olur.52

Eğitim hayatında sadece 1853'te girdiği Beyazıd Rüştiyesinin adı geçen Mehmed Tevfik çeşitli gazetelerde yazılarını yayınlar ve kendisi de pek çok gazete çıkarır. Muhbir Gazetesi ile yazarlığa ilk adımlarını atan Tevfik, bu gazetenin kapanması üzerine İstanbul Gazetesine geçer. Bursa'da yaşadığı dönemde bu şehrin valisi İzzed Paşa'nın emriyle Hüdavendigar gazetesini çıkarmaya başlayan Çaylak Tevfik İstanbul'a dönünce Asır gazetesini çıkarır. Bu gazete kapanınca başka bir mizah yayın organı olan Terakkî'de yazılarını yayınlar. Bir dönem de Basiret Gazetesinde çalışan yazar, haftalık eğlence yazıları ile Türk mizah yayıncılığının öncüsü olur. Bunlardan başka Basiret, Vakit, Tercüman-ı Hakikat ve Tarik gazetelerinde yazılarını yayınlayan yazar, 1876'da Çaylak adlı mizah gazetesini çıkardığı için Çaylak Tevfik olarak anılır.53

Eski ve yeni edebiyat taraftarları içinde yer almayan yazar, daha ziyade mizah yazıları ve folklor derlemeleri ile ilgilenir. Örf, adet, gelenek ve sözlü mirasın derlenip korunması gerektiğine inanan yazar, halk kültürünü yansıtan folklor derlemelerine değer verir.54

52 Ömer Faruk Akün, "Çaylak Tevfik", TDV İslam Ansiklopedisi, (Ankara: Türk Diyanet Vakfı Yay., 1993) Cilt:7, 240

53 Age, 241

54 Age, 240-244

45

Yazarın eserleri şöyle sıralanabilir: Kafile-i Şuara (1873-1875), Meşahir-i Osmaniyye Terâcim-i Ahvâl-i Kapudan-ı Derya Gazi Hayreddin Paşa (1876), Yadigâr-ı Macaristan (1877), Letaif-i Hikayât, Letaif-i Nasreddin (1882), Levamiu'n-Nûr (1882), İstanbul'da Bir Sene (1882-1883), İki Gelin Odası (1884), Hazine-i Letaif (1885)

Mehmed Tevfik'in biyografiye olan ilgisini hem gazetelerde çıkan bu tür yazıları hem de biyografi türünde yayınlanan eserleri dolayısıyla anlıyoruz. Ömer Faruk Akün yazarın biyografiye olan ilgisini şöyle anlatır:

"Mehmed Tevfik tarih düşünüşü içinde ayrıca bir mesele olarak bizde biyografi nevinin yetersizliği üzerinde durur. Eski olsun yeni olsun müelliflerimizce biyografi alanında yazılmış şeylerin, meşhur bir kimsenin doğum ve ölüm yılı ile onun memuriyetlerine ait birtakım mevki, rütbe isimleri ve tarihlerin sıralanmasından ibaret kalan basit bir çerçeveden öteye geçemediğine işaret ederek gerçek anlamda bir hal tercümesinin o kimsenin hayat tarihi demek olduğunu söyler.

Biyografinin asıl vazifesinin, ele alınan insanın şahsiyetini ömrü boyunca yaptığı işlerin sebep, tesir ve neticeleriyle değerlendirip göstermek, o kişinin gerçekleştirdiği iş ve eserlerdeki gaye ve idealleri kavramak olduğunu anlatmaya çalışır. Mehmed Tevfik duyduğu eksikliğe cevap vermek gayesiyle, Barbaros Hayreddin Paşa'dan başlattığı Meşâhir-i Osmaniyye adı altında bir külliyat kurma teşebbüsü yanında Türk tarihinin meşhur şahsiyetlerinin hal tercümeleri üzerinde kalem denemelerine girişir." 55

Akün'ün anlattığı gibi yazarın biyografi türüne ilgisi açıktır. Ancak, yazar bu ilgisini çok sayıda biyografi yazarak göstermez. Eserler arasında biyografi türünde olan iki eser göze çarpar. Bunlardan biri Meşahir-i Osmaniyye Terâcim-i Ahvâl-i Kapudan-ı Derya Gazi Hayreddin Paşa, ikincisi ise Kafile-i Şuarâ'dır. Ancak yaptığımız araştırmalar sırasında bunların birincisini bulamadığımız için yayın yılı 1876 olmasına ve çalışmamızın dönemine girmesine rağmen bu eser hakkında bilgi veremiyoruz. Bu sebeple çalışmamızda sadece Kafile-i Şuarâ hakkında bilgi bulabileceksiniz.

55 Age, 241

46

In document 1 0 0 Å R (sider 75-79)