• No results found

Bakgrunn om ”Science saken”

Resim 3.62.Floating Apartment House Style, MedievalManuscriptImages, Pierpont Morgan Library, Weltchronik. MS M.769 fol. 23r

Bir eserin doğru anlaşılabilmesinde ve sanatsal değerinin ortaya konabilmesinde hatta alıcının eser karşısında duyumsayacağı estetik hazzın derecesinde, alıcının edinimleri büyük önem taşımaktadır. Eserin ortaya konulabilmesinde ve ortaya çıkmış eserin varlığını sürdürebilmesinde etken olan unsurlar, alıcı için kaçınılmaz bir durumdur. Sanatçının eseri üretmeden önce içinde bulunduğu sosyo-kültürel ortamın özelliklerinden eserin özüne değin geçen süreç, o eserin alımlanmasında bilinmesi gereken kaçınılmaz bir fenomendir. ‘Tufan’ olgusunu resim sanatı açısından incelerken ve analiz yaparken, fenomeni oluşturan hikaye akışını da değerlendirmek gerekmektedir. Yukarıdaki 8. yy. a ait elyazmasındaki sahnenin içeriğini ve buradan da özünü yakalamada biçimsel yönüne ilişkin plastik analiz yeterli olmayacaktır. Bu durumda;“Tufan fenomeninde kuzgun ve güvercinin yeri nedir?”Sorusunun yanıtı bilinmelidir. Tevrat’ta bu konu şöyle bir akışla anlatılır: “ Yağmur sona erdi ve rüzgar başladı. Sular alçalmaya başladı. Sular onuncu aya kadar sürekli azaldı. Onuncu ayın birinde dağların doruğu göründü. Kırk gün sonra Nuh,

yapmış olduğu geminin penceresini açtı. Kuzgunu dışarı gönderdi. Kuzgun dönmedi. Bunun üzerine Nuh, suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini anlamak için güvercini gönderdi. Güvercin konacak yer bulamayıp gemiye döndü. Nuh yedi gün sonra güvercini tekrar saldı. Güvercin bir akşam gagasında yeni kopmuş zeytin dalıyla döndü. Nuh yedi gün daha bekledi ve güvercini tekrar saldı, güvercin dönmedi. Birinci ayın birinde yeryüzündeki sular kurudu. İkinci ayın yirmiyedinci günü toprak tümüyle kurumuştu”.

“Tufan fenomeninde kuzgun ve güvercinin yeri nedir?” sorusunun yanıtını Tevrat’tan edindiğimiz bu bilgiler ışığında çözümleyerek elyazmasındaki resme dönersek, Tufan konusunun ele alındığı bu resimde içerik güvercinin gagasında bir zeytin dalıyla gemiye dönüşü ve müjdeyi vermesi olarak anlaşılmaktadır. Güvercinin bu ikinci dönüşüdür. İlk dönüşünde gagası boştu ve Nuh henüz bir kara parçasının olmadığını anladı. Bir apartman gibi betimlenmiş geminin üst katındaki pencerede portresini gördüğümüz Nuh, güvercini beklerken umutsuz bir yüz ifadesi sergiler. Bu da bize anlatıyor ki uzaklardan gemiye bakışlarını yöneltmiş güvercin henüz Nuh tarafından görülmemiştir. Ayrıca gemi tasviri sularla kaplanmış yeryüzünü anımsatan mavi renkli, birbiri içine geçmiş iki oval biçimin içine resmedilmiş; güvercin kompozisyonun dışından yaklaşır gibidir. Bu nedenle, güvercinin gagasında zeytin dalı ile gemiye dönüşünü ana tema alan resimde, güvercin büyük diğer unsurlar daha küçük resmedilmiştir.

Üç katlı bir apartmanı anımsatan gemi dalgalı sularda yüzmektedir. Alt kat hayvanlara, orta kat Nuh’un oğullarına, üst kat ise Nuh ve eşine ayrılmıştır. Her üç katta da yuvarlak kemerli pencereler vardır ancak Nuh ve eşine ayrılmış olan pencereler daha büyüktür. Buna karşın Nuh’u betimleyen portre daha büyük çizilmiştir. Mekan örtüsü üçgen bir formda olan yapı kiliselerin alınlığına sahip ve basit bir süsleme ile biçimlendirilmiştir. Kompozisyonun alt kısmında dalgalı suların içinde mi yoksa onuncu ayın birinde görünen dağların doruğu mu olduğu biçimsel açıdan anlaşılmayan kara parçası dikkat çekicidir. Ancak güvercinin gagasında zeytin dalı ile döndüğü düşünüldüğünde, bu karaparçasının çekilmekte olan suların sonucunda ortaya çıkan karaparçası olduğu anlaşılmaktadır.

Resim 3.63.Noah, in theHolkhamBible, Miniature, c.1320-30, British Library

14. yy.’ın başlarına ait bir İncil sayfasında yer alan ‘Nuh’ adlı kitap resminde, Nuh Tufanı’nda yer alan olaylar dizisinden bir kolaj betimlenmiştir. İlk olay gemiden çok, evin balkonunu anımsatan bir mekandan Nuh sağ eliyle güvercini, sol eliyle de kuzgunu salarken gösterilmiştir. Bilindiği üzere kuzgun geri dönmemiş ve Nuh bunun üzerine güvercini göndermişti. Resmin sol üst köşesinde ise gagasında zeytin dalıyla dönen güvercin betimlenmiştir. Bakışımızı kompozisyonun alt kısmına yönlendirdiğimizde dalgalı sulara gömülmüş bir çift insan ve bir çift at ile karşılaşırız. Sağ alt köşedeki at henüz ölmemiş, başı suyun yüzeyinde yüzer biçimde gösterilmiştir. Ancak yaşam mücadelesi içindeki at yüzündeki gaga yarasından anlaşılacağı gibi kuzgunun saldırısına uğramıştır. Sol alt köşede ise suların çekilmesi sonucu açığa çıkmış kara parçasında yer alan ağaçtan bir dal parçası koparmak üzere olan güvercin betimlenmiştir.

Kompozisyonun fonunda gökyüzüne yer verilmemiş bunun yerine üzüm yaprakları ile bezeli geometrik bir motif kullanılmıştır. Bu da bize Nuh’un tufandan sonra üzüm bağı oluşturduğu ve elde ettiği üzümlerden şarap yaparak şarhoş olduğu olaylar dizisine bir gönderme niteliğindedir.

Resim 3.64.Noah's Ark Paris, Miniature, c.1411 Royal 19 D. 111, British Library

15. yy.’ın başlarına ait kitap resminde, Avrupa minyatür resim sanatının tipik özellikleri görülmektedir. Bu resimlerdeki ortak özellik insan ve hayvan figürlerinin kendi içlerinde ve birbirleri ile olan orantılarında tutarlılık görülmesine karşın mekan ile olan ilişkilerinde bu oranı göremeyişimizdir. Yukarıdaki resimde de Nuh, ailesi ve hayvanlar orantılı bir biçimde resmedilmiş olmalarına rağmen bu figürlerin mekan ile olan ilişkilerinde oran söz konusu değildir.

Resimde Nuh’un gemisi yine ceviz kabuğu formunda betimlenmiş ancak bu kez geminin üstü kırmızı bir kumaş ile kapatılmıştır. Daha önceki resimlerde bu kırmızı kumaş Nuh’un pelerini olarak karşımıza çıkmışken ve yalnız Nuh’u dini bir karakter olarak gösterirken, burada kırmızı kumaşın rolü tüm gemiyi ve içindekileri dini bir atmosfere sokmaktır.

Resimde Tufan fenomeni ile ilgili tam olarak hangi olayın sahnelendiğini anlamak güçtür. Önce kuzgunun daha sonrada güvercinin gönderildiği tema kompozisyonun merkezinde işlendiği için ilk çağrışım bu olaymış gibi görünmektedir. Ancak çok da kapalı olmayan bir gökyüzünün betimlenmesi, yağmurun olmayışı; ama geminin suda oluşu ve özellikle resmin sol alt köşesinde karaya dayalı bir rampanın oluşu Tufan’ın sona erdiği ve gemiden iniş anının geldiğini de vurgulamaktadır.

Resim 3.65.Dove Returns with an Olive Branch, Miniature, c.1335, National Library, Hollanda

Sanatçısı ve yapım yılı bilinmeyen, ‘Güvercinin Zeytin Dalı ile Dönüşü’ adlı kitap resminde, iki katlı binayı anımsatan bir gemi ile karşılaşırız. Geminin ön ve arka kısmının aynı formda oluşu ve birer ayı kafası ile süslenmiş olması dikkat çekicidir. Güvercinin bulunduğu taraftaki ayı başı figürü diğer tüm figürler gibi bakışını güvercine yönlendirmiş ve mutlu bir yüz ifadesi ile betimlenmiştir. Bu da bize bu figürün geminin baş kısmını süsleyen bir unsur mu yoksa gemide yer alan bir hayvan mı olduğu sorusunu sordurmaktadır.

İki katlı binayı anımsatan geminin alt katı yuvarlak kemerli pencereleri ile hayvanlara ayrılmıştır. Üst kat ise daha süslü kare pencereleri ile Nuh ve ailesi içindir. Bu betimlemeler daha önce analizini yaptığımız resimlerde de görülmekte idi. Ancak burada sanatçı görsel bir espri ile konunun anlatımına yenilik katmıştır. Bu espri de Nuh’un, ailesinin, gemideki hayvanların ve hatta suyun içindeki balıkların yaklaşan güvercine yönelmiş bakışlarında ve yüz ifadelerindedir.

Resimdeki diğer bir espri de şudur; Resmin adının ‘Güvercinin Zeytin Dalı ile Dönüşü’ olmasına ve kompozisyonun bu anı betimlemesine karşın, yaptığımız araştırmalarda resimdeki yaprakların bir zeytin yaprağı formuna benzemediği görüldü. Bu da göstermektedir ki minyatürde konuya realist bir yaklaşımdan çok sembolist bir anlatım sözkonusudur.

Resim 3.66.Alexander Master, Noah Sends Raven - Dove Returns with an Olive Branch, Elyazması KüçükMinyatür, 1430, Koninklijke Bibliotheek Lahey

Alexander Master’ın ‘Nuh’un Kuzgunu Göndermesi - Güvercinin Zeytin Dalı ile Dönmesi’ adlı minyatüründe Nuh’un gemisi ahşaptan yapılmış bir ev biçimindedir. Kutsal kitapta geçen, gemiyi inşa ederken ahşapların tutturulduğu demir çiviler yatay ve dikey dizilişleri ile belirgin bir biçimde betimlenmiştir. Gemide, Nuh’un kuzgunu gönderdiği pencereden başka bir pencerenin olmayışı, tamamen kapalı bir kutu biçiminde olması, geminin içindeki diğer canlıları görmemize engel olmaktadır. Kompozisyonda geminin sağında ve solunda suların çekilmesiyle ortaya çıkmış tepeler ve bunların üzerinde ağaçlar görünmektedir. Siyah beyaz bir çalışma olan minyatürde yalnızca güvercinin gagaları arasındaki zeytin dalı yeşil renkte boyanmıştır.

Suların bitim sınırını belirleyen ve kompozisyonun tam ortasından geçen yatay çizgi resmi ikiye bölmektedir. Geminin sınırlarını belirleyen kenar çizgilerin dikliği ise bu yatay çizgiye karşıtlık oluşturmaktadır. Değinilen dikey ve yatay düz çizgilerin karşısında ise özellikle kendilerini denizin dalgalarında gösteren eğri çizgiler bulunmaktadır.

Resim 3.67. Jean Dreux, Noah Sends off a Dove From the Ark, Minyatür, 1460, Müze MeermannoWestreenianum, Koninklijke Bibliotheek, Hollanda

15. yy.’ın ikinci yarısında yapılmış olan minyatürde, daha erken dönem minyatürlerinden ayrı olarak realist yaklaşımın izleri görülür. Bu da Avrupa’da Rönesans’ın resim sanatına olan etkilerinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kompozisyonun arka planındaki peyzajdan Nuh’un portresine oradan da geminin sudaki yansımasına kadar bu realist yaklaşım kendini göstermektedir. Bu realist biçimsel anlatımlara karşın minyatürde içerik açısından karşıtlıklara rastlanır. Resmin orijinal adı ‘Nuh Gemiden Bir Güvercin Gönderir / Gönderiyor’ olmasına karşın güvercin gagasında bir zeytin dalı ile dönmüştür ve Nuh onu şükranla karşılamaktadır. Ayrıca doğada görünen canlılık, yeşil ve bereketli topraklar, gökyüzünde uçan kuşlar Tufan fenomeninde sonradan göreceğimiz aşamalardır. Bu ayrı zaman dilimleri kompozisyonda birlikte sergilenmiştir. Ölümü sembolize eden kurumuş bir ağacın yanında, leş yiyen kuzgun da ayrı bir mekan ve zaman diliminden sahnedir.

Resimde egemen olan mavi ve yeşilin ayrı tonlarına, Nuh’un kırmızı kıyafeti bir kontrastlık oluşturmaktadır. Bu sıcak kırmızının, kompozisyonun merkezinde yer alması da resmin nirengi noktasını oluşturmaktadır.

Resim 3.68. John Martin, The Assuaging of the Waters, 143.5x219.1 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya,1840, Legion of Honor Gallery 18

İngiliz romantizminin önemli isimlerinden biri olan resim, gravür ve illüstrasyon sanatçısı J. Martin’in ‘Suların Çekilmesi’ adlı çalışması fotografik bir etki uyandıracak kadar detaylıdır. Tufan sona ermiştir. Yağmur ve fırtına yerini güneşli bir atmosfere bırakmış, karanlık bulutlar çekilmeye başlamıştır. Sularda çekilmiş ve güneşin kızıllığını vurduğu yalçın kayalar gün ışığına çıkmıştır. Nuh’un önceden gönderdiği kuzgun ve sonradan gönderdiği güvercin kayalıklarda konacak yer bulmuşlardır. Kuzgun sakin bir bekleyiş içinde iken güvercin gemiye dönmek için can atar gibidir. Ancak gemi kompozisyon içinde bulunmamaktadır.

Resmin yukarıdan üçte birlik kısmına yerleştirilmiş ufuk çizgisi, kompozisyondaki tek düz yatay çizgiyi oluşturmaktadır. Soldaki yukarıya doğru uzanmış kayalığın kenar dikliği ve güneş ışınlarından kuzguna doğru uzanmış olanı, iki dik yapıyı oluşturmakta ve her ikisi de resmin alt sınırından dışarı çıkmaktadır. Bu iki dik yapı arasında ise kuzgun ve güvercin konumlandırılmıştır. Ayrıca yine bu alan içinde kompozisyonun alt kısmında kaya parçaları arasında birikmiş su havuzunda gövdesi suya gömülü, başının bir kısmı yüzeyde kalmış ölmüş bir insan figürü dikkat çekicidir.

Sıcak-soğuk renk kontrastlığının kullanıldığı resimde kuzgunun koyu, güvercinin açık tonu bakışımızı kendilerine yönlendirerek resme girmemize olanak sağlayan başlangıç noktalarını vermektedir.

Resim 3.69.Gustav Dore, Güvercinin Gönderilişi, Gravür, 1866, Kutsal Kitap Resmi

19. yy. Fransa’sının resim ve baskıresim alanlarındaki ismi G. Dore’un ‘Güvercinin Gönderilişi’ adlı resminin analizine geçmeden önce, yüzyılın Avrupa’sının sosyo- kültürel yapısına değinmemiz gerekir.

19. yüzyıl Avrupa ülkeleri için devrimler yüzyılı olmuştur. Bu devrimlerden ilki, temelleri 18. yüzyılda atılan ve 19. yüzyılda her alanda etkisini hissettiren Sanayi Devrimi’dir… Sanayi Devrimi çok geçmeden etkisini sanat üzerinde de

hissettirmiştir. Sanat, asiller ve rahipler sınıfının yönetiminden çıkarak burjuva sınıfının himayesine geçmiştir… Ucuz sanat kopyaları ve makine üretimi sanat nesneleri el içiliğinin yerini almaya başlamıştır… 19. yüzyıl Avrupa sanatında “sanat koruyuculuğu” kavramı, değişen sosyal ve politik artlara göre değişime uğramıştır. Bu dönemde sanat, kilise ve soylular yerine; burjuvalar, ulusal devlet kurumları ve ulusal akademiler tarafından yönlendirilmiştir. Bununla birlikte, sanatçı kavramında da değişimler olmuştur. Sanatçılar, koruyucularının isteklerini değil, bireyselliklerini ortaya koyan çalışmalar yapmaya başlamışlardır… Avrupa’da 19. yüzyıl sanatında bir üslup birliğinden söz etmek güçtür. Buna karşın, çeşitli akımlar bazen çatışır, bazen de kaynaşır halde karşımıza çıkmaktadır. Bu akımlar içinde Neo-klasizm başta gelmektedir… Pompei’de yapılan kazılar sonucunda, Avrupa sanatçıları gözlerini Antik Sanat’a çevirmiştir… 19. yüzyılda klasik eserleri yeniden canlandıran bir sanat anlayışı ortaya çıkmıştır…19. yüzyıl resminde, yaygın olarak tarih, mitoloji, din, günlük yaşam ve manzara gibi konular betimlenmiştir… Fotografın icadı, bir yandan resim sanatına bir rakip yaratırken diğer yandan birçok fotoğraftan yararlanılarak resim yapılmasına olanak vermiştir. (http://www.sanattarihci.com, 2016).

Böyle bir sosyo-kültürel ortamın eseri olan G. Dore’un gravürünün değinilen nitelikleri taşımaması olanaksızdır. Siyah beyaz bir çalışmanın Rönesans realizmine yaklaşan niteliği ile özellikle ön planda yer alan çıplak insan figürlerindeki Antik insan formu özellikleri değinilen niteliklerle uyum göstermektedir.

Kompozisyonun üst kısmında dağın doruğuna oturmuş Nuh’un gemisi, ulu ve aynı zamanda gizemli bir etki yaratmaktadır. Kompozisyonun alt kısımlarına indikçe karşımıza çıkan vadide suların çekilmesiyle açığa çıkmış çıplak insan ve hayvan figürleri ile karşılaşırız. Karanlık ve aynı zamanda kasvetli bir atmosferde, geminin arkasından süzülen ışık, figürleri kısmen aydınlatmakta ve Tufan trajedisinin insanlık üzerindeki etkilerini açığa çıkarmaktadır. Gemi kayalıklara henüz oturmuş gibidir; çünkü geminin güvertesinden ne Nuh ne de bir başkası görünmektedir.

Kompozisyonun sol üstünden sağ alt kısmına, sağ üstünden de sol alt kısmına uzanan eğri geometrik yapının oluşturduğu çizgilerin kesişim noktasına resmedilmiş, koyu tonların içindeki beyaz güvercin aynı zamanda resmin merkezinde yerini alarak bakışımızı üzerine çekmektedir.

Resim 3.70.Andrei Ryabuskhin, Güvercinin Dönüşü, 42x65.5 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1882, RussianMuseum, St. Petersburg Rusya

Rus ressam A. Ryabuskhin’in ‘Güvercinin Dönüşü’ adlı resminde bir iç mekan ile karşı karşıyayız. Tiyatral bir sahneyi anımsatan bu iç mekan arka plandaki bir pencereden ve özellikle güvercinin girdiği ikinci bir pencereden süzülen ışık ile aydınlatılmıştır. Büyük hayvanların geminin alt katında olduğu düşünülürse ve sahnenin Nuh ve ailesinin kaldığı kat olmadığı görüldüğünden geminin en az üç katlı olarak inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Mekanın üst kısmındaki, güvercinin girdiği bir pencereden sızan güçlü ışık; uzun, beyaz elbisesi ile betimlenmiş Nuh’u aydınlatırken Nuh ellerini uzatarak gagasında zeytin dalı olan güvercini karşılamaktadır.

Kompozisyonda arka plandaki bir pencereden giren ışın, Nuh’un gelinlerinden ikisinin başını yalayarak oğullarından birinin ayakucundan dışarı çıkmaktadır. Bu çizginin karşıtı yine aynı pencereden; ancak sağdaki, Nuh’un eşinden geçerek sağ köşeden çıkan çizgidir ve bu iki eğik, büyük bir üçgen oluşturmaktadır. Bu üçgen içerisinde Nuh, eşi, oğullarından biri, gelinleri ve bir çocuk figürü yer almaktadır. Üçgenin dışında ise solda yüzü pencereye dönük, aydınlatılmış diğer oğul yer almaktadır. Yine üçgenin dışında ama karanlıklara gömülü üçüncü oğul, Nuh’a ihanet eden Kenan’ın babası Ham olabilir.

Resimde Nuh, oğul ve torun üçlemesi ile karşılaşıyoruz. Tufan fenomeninde böyle bir üçleme yoktur. Bu da sanatçının resmine kattığı bir espri olarak algılanabilir. Ancak Tufan’dan sonra insan neslinin devam edeceği düşünüldüğünde resimdeki çocuğun buna bir gönderme olduğu varsayılabilir.

Resim 3.71.James Tissot, The Dove Returns To Noah, Gouache on Board, 1896-1902, Jewish Museum New York State, USA

Realizm ve Naturalizmin etkisiyle Fransız sanatındaaşırı gerçekçi bir ortam oluşmuştur. Bilimsel ilerlemeler, makineler, yeni buluşlar insanoğlunu mutlu kılma şöyle dursun, bir bunalımın eşiğine getirmiştir. Hele 1870 bozgunu Fransa'daki bu karamsarlığı büsbütün arttırmıştır. Genç kuşak da bu bunaltıcı ortamı değiştirmek için bazı siyasal ve toplumsal girişimlerin gerekliliğini öne sürmeye başlar. Bu gereksinim sanat içinde ortaya atılmaya, tartışılmaya başlar. İşte bu tartışmaların sonunda Sembolizm doğar. Simgecilik olarak da adlandırılan sembolizm, hem gerçeği gösteren hem de onun sınırlarını aşma isteğine cevap veren bir sanat akımıdır(http://www.turkcebilgi.com/sembolizm, 07.04.2016). Böyle bir kültürel ortamın sanatçısı olan Fransız J. Tissot’un sembolist çalışması güvercinin gagasında zeytin dalı ile Nuh’a dönüşünü konu almaktadır. Tufan sona ermiş ve gemi kayalıklara oturmuştur. Geminin burnunda Nuh ellerini açmış kendisine doğru yönelen güvercini karşılar durumda betimlenmiştir. Nuh’un kırmızı kıyafeti Hristiyan dininde kutsal bir anlamı sembolize eder ki bu üçlemede ‘baba’ anlamına gelmektedir.

Resmin geometrik kurgusunda karşılaştığımız yapı Nuh ve gemisini ön plana çıkarmaktadır. Bu geometrik yapı güvercinden başlayarak Nuh’un uzanan kollarından devam eden geminin burun kısmından aşağıya süzülen ve ölümü sembolize eden kurumuş ağaçlardan geçen kompozisyonun sol alt köşesinden çıkan büyük ‘S’ hareketidir.

Resim 3.72.Marc Chagall, Ark of Noah,236x234 cm. Oil in Canvas, 1966, Saint-paul-de-vence, France

Yahudi bir aileden gelen ressam M. Chagall’ın ‘Nuh’un Gemisi’ adlı resmi, sanatçının dini inanışının net bir göstergesi olarak karşımıza çıkar. Geminin güvertesinden güvercini salmakta olan Nuh, Yahudi erkeklerin uzun kollu ve siyah kıyafeti ile betimlenmiştir. Ayrıca Nuh figürünün başında ‘kipa’ denilen yine Yahudi erkeklerin kullandıkları bir bere bulunmaktadır. Resimde egemen olarak kullanılan ‘mavi’ renk de Yahudi inancında önemli bir yer tutar. İnanca göre bu renk vahiy ile eşdeğerdir, on emir ile bağdaştırılır ve mavi gökyüzünü ve onun üzerinde olan cennetteki Tanrı’yı anımsatmaktadır. “Chagall, yapıtında mutluluk ve iyimserliği parlak canlı renklerle ifade etmiş. Temsil ettiklerinden kopmuş olan bu renkler çocuksu bir eğlence havası taşıyor” (Buchholz ve diğerleri, 2012, s. 435). Elbette burada temsil ettiklerinden kopmuş olan renkler özellikle sol alttaki sarı keçi ve üst ortadaki kırmızılı keçi için söylenebilir. Çocuksu bir eğlence havası ise eserin Primitivist bir üslupla yapılmış olmasından kaynaklanmaktadır. İlkel insanlar arasında yaşamın çok daha iyi, dürüst ve etik olduğunu savunan, uygarlığın gelişmesi

ile bu değerlerin bozulduğunu öne süren Primitivist görüşün esere yansıyan biçimsel anlatımı, çocuksu saflığın da bir yansıması olarak karşımıza çıkar.