• No results found

1.4 Forskning om likestilling i skolen

1.4.3 Er bedret kjønnsbalanse bra for samfunnet?

"I a

izim kuyumculugumuz çok eslcilere

dayanır.

Ba-61

bam, dedem, dedemin babası hep bu meslegi sür-düregelmişler. Öyle ki bir sonra bu kentte adı-mız Kuyumcuzadeler olarak anılmaya başlanmış.

Rahmetli babam benim de bu meslegı sürdürmemi isterdi.

Ne yazık ki babamın bu istegini öldükten yıllar sonra yeri-ne getirebildim. Gençligimde pek de iyi bir oğul sayılmaıdım.

Ailenin erkek çocugu oldugum beni şımartmışlardı.

Yediğim önümde yemediğim ardımdaydı. İstedikIerime ulaş­

mak için çaba harcadıgımı hiç anımsamıyorum. Tahmİn ede-ceginiz çok mutlu bir çocukIuğum oldu, Ama yıllar hızla

MASAL MAsAL İçiNDE

geçiyordu, Babamın saçlarındaki aklar artarken ben de güçlü kuvvetli bir delikanlı oluvermiştim. Babam bir gün beni yanı­

na çagırdı:

'Bak oğlum ben yaşlanıyorum. Artık kuyumcu dükkanına

senin sahip çıkman gerek. Orada burada gezerek vaktini çar-çur etmemelisin, Gel şu düklclnı birlikte işletelim. Mesle~i ög-ren, ben ölünee bu işi sen sürdüreceksin' dedi.

'Allah versin baba, o nasıl öyle?' dedim. Babam

dudaklarında buruk bir gülümsemeyle yüzüme baktı:

u ... ,,""', kaçılmaz oğlum' dedi. 'Ölüm bu, çaresiz bir gün

gelecek. Ama insanın gözü arkada kalmamalı. Onun için

ça-lışmayı, işleri yürütmeyi ögrenmelisin.'

Babamın sanki yarın ölecekmiş gibi konuşması canımı sık­

mıştı. Hiç de öyle hastaya benzer bir

hali

yoktu.

Belki

beni dükkana bağlamak böyle konuşuyordu. Ama benim dük.lclna kapanmaya hiç niyetim yoktu. Ertesİ sabah babam giderken annerne, benim dükkana

gelsin'

demiş. Kahvahıdan sonra annem:

'Baban seni düklclnda bekliyor' dedi.

Bunu duyunca keyfım kaçtı. O gün arkadaşlarla buluşup

kentin aşağı yakasındaki ırmaIna balık tutmaya gidecektik. Bir an duraksadım. Babamın yüzü geldi gözlerimin önüne, Onu

96

Kuyumcu 'nun Anlattıkları

istemezdİm, ama canım düllina hiç iste-miyordu. Evden çıkttgımda hali bir karar verememıştım.

Adımlarımı sürüyerek ilerledim. Düklclna giden yol. arkadaş­

larımın birinin evinin önünden geçiyordu. Kapının önüne yürüyüp gitmek Sonra boş vermiştik

duy-bastı. yarın giderim' vazgeçtim.

Arkadaşımın evİne yöneldim.

O gün gerçekten çok iyi vakit geçirdik. Yüzdük, balık tut-ara yaralı tavşanın koştuk. yaralı

01-karşın bizden yakalayamadık. Akşam

eve döndügümde babam çoktan gelmişti. Canı sıkkın gibiydi.

Sofraya oturdugumuzda:

'Dükkana niye gelmedin?' diye sordu kırgm bir ses tonuyla.

'Arkadaşlarla sözleşmiştik baba' dedim.

'Sözünden kıyamet kopardı?' diye

'Arkadaşlarıma mahcup olurdum. Hem söz verİrsen mutla-ka uymalısın, diyen sen degil miydin?' diyerek üste çıkmaya

ikna ama da bir şey söylemedi.

sabah kalktığnnda, annem dükkana

gerektiği-ni yineledi:

'Bugün çırak da gelmeyecekmiş, mutlaka gelsin, dedi baban.'

Kuyumcu 'nun Anlattıkları

sa bize Hırsla çağırmaya başladık.

Hele bahs~ tutuştuktan sonra dövüşe kendimizi iyice kaptır­

dık. Dükld.na gitmem gerektiğini anımsadığımda vakit öğleyi

vV'''-''''U geçmişti. Arkadaşlarım, 'Aman bugün de gitmeyiver'

Ben de uyup dövüşünün

çıkarma-sürdürdüm.

Eve döndüğümde kapıyı babam açtı. Yüzünden düşen bin

parçaydı:

'Nerdesin sen?' bağırdı.

ilk kez bu öfkeli görüyordum.

'Sen ne biçim evlatsın?' diye sürdürdü konuşmasını. 'Senin yüzünden dükkan yarım gün kapalı kaldı.'

'Kusura bakma baba' diyecek oldum, 'Kusuru musuru yok, sabah erkeden birlikte dükka.na' diyerek

kesti-Gururum kırılmışu. Sofraya oturdum. Canım yemek yemek istemiyordu. Hiç alışık olmadığım bir davranışu babamın ki.

kızmaya başlamıştım. İki dükkana diye

ne-rp"lp~l'OP dövecekti

Ertesİ sabah birlikte çıktık sokağa. Arkadaşıının evinin önünden geçerken kederle baktım pencerelere. Şimdi uyuyor

olmalıydı. Babamın dükkanı evimize yakın bir bedestenin

MASAL İçiNDE

içindeydi. Kepenklerini açarak yeni gününe hazırlanan.

kar-şılıklı sıralanmış kuyumcu dükkanıarının arasından geçerek bizimkine ulaştık. İlk kez bu kadar erken geLiyordum düW-na. Babam cebinden çıkardıgı kocaman iki anahtarla iki kilidi açtı. Tozlu kepengi kaldırarak içeri girdik. İçeride genzimi ya-kan bir koku takılan altınları

Babamın sözlerine İnanmak içimden gelmiyordu. Bana sü-pürgeyi göstererek:

'Düklcl.nı temizlememiz gerek' dedi.

Süpürgeye doğru ilerlerken yeniden seslendi:

'Önce yerleri hafifçe ıslat ki, toz çıkmasın.'

Süpürgeyi bırakıp dükkanın arkasındaki atölyeye girdim.

Atölye~e bir Sürahiyi suyla doldurup babamın Dükkanın zeminini .~.~"U,'''''

ladım. Ama kaçırmışım. Pek de düzgün zeminde yer gölcükler oluştu. B~Jmı

da babamın bir ifadeyle beni

düm. O sırada çırak düWndan içeri girdi. Babamın akşamki

100

Anlattıkları

kızgınlıgı geçmemişti anlaşılan:

'Al şu süpürgeyi de sen süpür yerleri' diye ters ters söylendi.

Çırak babama sözünü tekrarlatmadı, yılışarak aldı elimden sü-pürgeyi. Öfke ve utanç duyuyordum. Hemen o anda dükkin-dan çıkıp gitmek istedim, ama kendimi tuttum, kaldım. Dük-kan temizlendikten işler başladı. Babam

ne altın bunları tel fırçasıyla

istedi. başına geçtim.

ründügü Fırça parmaklarımın

yırıyor, kenarındaki deriler tahriş

Onuncu bileı.igi parlaurken sol işaretparmagım kanamaya

başladı. Gerçi aynı işi benden en az beş yaş küçük çırak da

ya-pıyordu ama onun derileri nasır bağlamıştı. Yine de işimi

yap-tım, on

iki

bileziği de parlattım. Sonunda vakit· öğle oldu. Ba-bam:

'Ö~ce sen gidip yemeğini ye, sen gelince de ben giderim' di-yerek beni bulunduğu uoı;;ı;;ıı;;;)ıı;;ı

kar çıkmaz aldım. Hava da . u ... uu,,'" ı::cIUbLo"'.n;u Aydınlık bir bir güneş. Doğruca

nmı bulacağını yöneldim. Bir gitmeye hiç Günün ortasında beni gören arkadaşlarım çok sevindiler. Olanları anlattım.

MASAL MAsAL İÇİNDE

ver, zaten zenginsınız, çalışacaksın?'

davra-nışımda haklı olduğumu belirttiler. Babası ölmüş olan bir

ar-kadaşım vardı; 'İstersen eve gitme, gel bizde kal. Nasılolsa bir çorba pişiyor, sana da yeter, bize de' dedi. İyi bir öneriydi.

M-'-"a.'"a.,;>''U''''' teklifini kabul ettim. akşam eve gitmedim.

Ge-kaldıgım kapısı Gelen Yıkılmı~

bir haldeydi. Beni görünce nasıl sevindi anlatarnam. Sabahki otoriter halinden eser kalmamıştı. Beni eve çagırıyordu.

Aslın-babamın ben de sevinmiştim. gitme.

için bir hissediyordum. Ama babam~

sezdirmedim:

'Ben eve gelmeyeceğim' diye direttim.

Adamcagız üzüntüyle yüzüme baktı:

oğlum' yalvaran sesle. evde mera~

. y •••• _ _ , daha fazla üzme kadıncagız!.'

Ama ben şımarıklığı ele almıştım bir kez:

'Siz zaten beni o evde istemiyorsunuz' dedim.

mu hiç

Sen canımız, , di·

uzun girişecekd

'Eger benim mutlulugumu isteseydiniz, gençliginıi yaşama,

ma izin verir, gezmeme tozmama karışmazdınıı.'

Babam çaresizlik içinde başını salladı:

102

AnlLtttıklLtrı

'Biz ne yaptıksa senin iyiligin için yaptık oglum' dedi.

Babam yumuşadıkça ben edepsizleşiyordum:

'Hayır, siz beni kıskanıyorsunuz' dedim.

'İnsan hiç evladını kıskanır mı? Senin mut1ulugun bizi de se-vindiric.'

'Öyle olsaydı,

'ilerde

yaptık bunu.' 'Allah'a keyim.'

gel diye t~tturmazdınız.' elinde bir meslegin

yerinde, ben ni ye

'Öyle söyleme oğlum. liazıra dag dayanmaz. Bir de bakmış­

sın ne para kalmış elinde ne de pul.'

'Tamam, ben de hiç çalışmayacagım demiyorum

ki,

ama da-ha çok gencim, yaşıtlarım gezip tozuyor. Ben de gönlümce eg-lenmek istiyorum. Zamanı gelince sen istemesen bile gelip otururum dükld.na' dedim.

Babam

'Ah

evlad. sen degilsin biziz.

artık çok geç. Nasıl Babamın demekle neyi kastettigini

dum ama, benim keyfim yerine gelmişti. Ayrılırken

arkadaşı-Kuyumcu 'nun Anlattıkları

babam. istedigim da

unutma-dı. Ben de altı arkadaşımla birlikte paraları harcamayı sürdür-düm.

Bir gün arkadaşlarımdan biri yanıma geldi:

çok Doktora para yok. Eşten

istedik. bulamadık. yardım misin?' diye sordu.

'Sordugun şeye bak! Tabii ki yardım ederim' dedim. 'Ne za-gerekli para?'

sabah' arkadaşım. 'Annemi hemen doktora gö-türmerniz gerek.'

Parayı babamdan istesem vermeyebilirdi. Üstelik bir sürü de laf işitirdim. Ben de anneme gittim. Durumu daha da acıldı

getirerek Sözlerim anında gösterdi.

dolu dolu annem, günler sakladığı

pa-rasını bana verdi. Ben de götürüp arkadaşıma teslim ettim. İki

hafta sonra başka bir arkadaşım geldi:

'Paraya ihtiyacım var' dedi.

ne diye sordum.

<Biliyorsun kumarbazdır. Geçen kumara

sürmüş. Kaybetmiş. Adamlar ya eviniz ya paranız, diyorlar Sokakta kalacagız. Ne olur bana yardım et' dedi.

MAsAL MASAL İÇİNDE

dedim kadar nereden

Arkadaşım gülümser gibi oldu:

'Hayır canım, paranın hepsini senden istemiyorum. Evde zaten biraz paramız vardı, akrabalardan da bul.duk bul

uştur-iki bilezik getirsen tarnamlanmış v.", .... "" ....

bilezik mi?'

'Evet iki bilezik. Babanın dükkanında yüzlercesi var. İki

ta-nesİnİ çalsan ruhu bile duymaz.'

Arkadaşım bana düpedüz öneriyordu. Kendi

baba-mı sayacaktım. dogru Karşı 'Hayır, ben hırsızlık yapamam' dedim.

Arkadaşım kırılmışu:

'Haklısın' dedi. 'Senden bunu yapmanı istememeliydim.'

Yanıından bükük büylik üzÜntü

Az sonra arkadaşlara rastladım.

yanla-rına yaklaşıp, 'Merhaba' dedim. Hiçbiri selamJmı almadı.

'İyi arkadaş kötü günde belli olur' dedi içlerinden biri.

geldi mi

kan demek dedi bir

arkadaşı canını dedi doktora

götürmek için benden para alan.

Demek olayı ögrenmişlerdi. Utançla başımı egdim.

Yanla-106

Anlattıkları

rından uzakl3§arak, reddettiğim arkadaşımın evine yollandım.

Kapıyı çaldım. Şansım vardı, arkadaşım evdeydi. Buruk bir

ettim. Renk vermemeye çalıştım. Sonuçta benim yaptıgım

an-laşılmadı. Çalışan kadın evden uzaklaştırıldı, olay da böylece

kapandı. Ama arkadaşlarımın istekleri hiç bitmiyordu. Hepsi de belirli aralarla paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyerek

geli-yorlardı yanıma. Ben de onların, ailelerini zor durumda bırak­

mamak için yardımlarına koşuyordum. Sonunda babamın

dükkanından b3§ladım. İşte ne

VJlIhU"lL MAsAL İÇİNDE

günden sonra babam benimle hiç konuşmadı. Sanki birden

yaşlanmaya başlamıştı. Bazen annemle fısıldaştıktarım duyu-yordum:

'Ne yapnysak kendimize ettik. Biz iyi ana ba.ba olamadık'

diye derdi dertli söyleniyorlardı.

Babamın biçimde bozulmaya

Bir ay sonra benimle konuşmuyordu.

nem de davranıyordu bana.

azabı duydum. bozulmasında

ğunu düşündüm. olsa aklım biraz

ti. Yörenin en iyi hekimlerını çağırdım. Babama baktılar. ilaç-lar verdiler. Ama sanki babamın iyileşmeye niyeti yoktu. Ne yemek yiyor ne de verilen ilaçları alıyordu. Giderek daha kö-tüledi. Göz göre göre ölüme gidiyordu. Engel olamıyordum.

Ölümünden bir gün önce beni yanına çagırdı. Olanca gücünü

toplayıp konuştu. Sesi fısıhı halinde çıkıyordu:

'Ölümümden değilsin. Sakın kendini

dedi. 'Ama

var. İlki, eğer bir olursa, her . olsan bile ona hak m verme. yaşamda iyinin yanında

de olduğunu kalmak için çalışmak

dUğunu bilsin. İkinci ögüdüme gelince, senin gidişatın iyi

de-108

Anlattıkları

ğil oğlum. Sana büyük bir servet bırakıyorum ama bu kafayla eminim hepsini bitireceksin. har vurup harman savuracaksın.

Daha doğrusu arkadaşların bu serveti bitirecek. Sen de çok kötü durumlara düşeceksin. Paran kalmayınca sana saygı da duymayacaklar. Sen de bunu içine sindiremeyecek kendini öl-dürmeyi seç:eCt:KSl

'Böyle itiraz edecek oldum,

olsun babanı dinle'

nuşmasını

'Umarım gerçekleşmez. Ama böyle

sürdürürsen ne yazık ki söylediklerim olacak. Yaşamak yük ge-lecek sana. Dayanamayacaksın. Şimdi bana söz ver. Eğer bir gün kendini öldürmeyi istersen. bak bu odanın tavanınabir

halka yaptırdım. O halkaya as kendini. Ölmekte olan bab~nın hiç değilse bu dileğini yerine getireceğine söz ver.'

Söylediklerine inanmıyordum ama onu memnun etmek için. 'Peki bir gün intihar etmeyi

sem sana söz, halkaya asacağım

Gülümsedi, uzattı. Elini tutturn,

O akşam bir suçluluk duygusu

miriyordu. görüşmemeye başladım,

bam gibi sabah erkenden kalkıp düllinı açıyor, akşama kadar

MASAL MAsAL İÇİNDE

çalışıyordum. sonra arkadaşlarımdan dükld.na geldi. Yarı şaka yarı ciddi sitemlerde bulundu:

'Bu akşam dere kenarına şarap içmeye gideceğiz, sen de gel-sene' dedi. Hemen reddettim. Ama o öyle kO]2Y teslim olacak

degildi. Israr

evde dedim.

'Çok kalmayacağız, öteki arkadaşlar da seni çok özledi, bir iki kadeh İçer dönersin' dedi.

de iyi babam sonra

Arkadaşlarımla konuşmak belki de

kapan-

Akşa-müzeri dükkanı kapayıp dere kenarına gittim. Arkadaşlarımın alrısı da ordaydı. Beni çok sıcak karşıladılar. Babamın ölümü-ne çok üzüldüklerİni söylediler. Yapabilecekleri bir yardım var-sa çekinmeden istediler. İçimdeki duygu-su kayboldu. rahadamış hissettim. Arkadaşlarımla ye-dik içtik, şarkılar söyledik. O akşam eve epeyce geç gittim. An-nem uyumamış, beni beklemişti. Arkadaşlarımla olduğumu da

tabii.

ö~tler Ama dinleyen kim ...

gün eski yaşamı m yeniden Nerede

akşam orada sabah, bir eğlenceden ötekine koşuyorduk.

He-sapları her zamanki gibi yine ben ödüyordum. Ayrıca arkadaş­

larımın bitmek bilmeyen para isteklerini karşılamayı da

sürdü-no

Kuyumcu 'nun Anlattıkları

Üstelik altın da gerek kalmamıştı.

Çünkü hepsi benimdi. Bu arada arkadaşlarım da birer kuyum-cu düklclnı açtılar. İşin tuhaf! bizim düklclndaki altınlar her gün biraz daha azalırken onların sermayesi artıyordu.

neler bittiğini daha

değerlendi-Defalarca beni. basiretim bağlanmıştı bir kez, onu dinlemedim. Ayrıca arkadaşlarımın iş güç sahibi

ol-masında ne kötülük vardı? Benim durumum hepsinden

iyiy-yardım etmemden doğal ne Bir yıl

sonra babamın dayanamayan annemi kaybettim.

Annemin ölümünden sonra beni frenleyecek hiç kimse kalma-mıştı. İyice savurganlaştım. Atalarımın yıllarca çalışarak birik-drdikleri servet bu savurganlığa ancak iki yıl dayanabildi. İki

sonra bir alacaklılar dayandı. bulmak hemen arkadaşlarıma koştum. Ama hiç beklemediğim bir

tavırla karşılaştım. Hepsi de kapılarını birer birer yüzüme ka-pattılar. İnanamıyordum. Sanki her başları sıkıştığında onlara

eden ben degildim. çalmayı sürdür-Evlerinin bekledim. Sanki bulaşıcı hastalık taşıyormuşum gıbi benden kaçtılar. Bir akşamüzeri, her za-man oturduğumuz bahçeli kahveye gittim. Öyle perişan bi~

haldeydim ki cebimde çay içecek param bile yoktu.

Bahçede-MAsAL Bahçede-MAsAL İÇİNDE

ki küçük havuzun başında oturup nargile içen arkadaşlarımı

görünce sevindim. Sonunda onlan bir arada yakalamıştım.

Onlarla konuşacak, bana takındıkları dl.şlayıcı tavrın ne-denini soracakttm. Yanlarına yaklaşttm. Beni görünce suratla~

n Tam yanlarına oturacaktım ki kalktılar.

yokmuşum gibi beni görmezden gelerek, hesaplarını ödeyip kahveden çıktılar. Davranışları çok zoruma [mişti, arkaların­

dan yetiştim. Evi satılmasm diye annemin biLezi~ini çalıp

ver-diğim arkadaşımın yakasına yapıştım:

'Sen ne biçim insaosın, yaptığım iyiliklerin karşılıgı bu diye bağırmaya başladım. Arkadaşım güçlü kuvvetli bir adam~

dı. itti. Yere düştüm. Hırsla düştügiim yerden fırlayarak

yeniden üstüne atıldım. Boş bulunmuştu, suratına okkalı bir yumruk yapışnrdım, Burnu kanamaya başladı. vurmaya devam ettim. Yardımına öteki arkadaşları yetişti, Ben kavgayı yatıştıracaklarını sanırken birleşip saldırdılar. On-lara karşı koymaya çalıştım ama baş edemedim, Yüzüm gözüm

kan içinde

blıncaya kadar dövdüler beni, Kendime geldiğim~

de her yanım sızlıyordu, Duvarlara tutunarak. ayaga kalktım.

Güçlükle yürüyerek evin yolunu tuttum. Babam ne kadar

hak1ıymış şeyi öncesinden görmüştü. Babam

aklıma düşünce ağlamaya başladım. Onun ölümüne de ben

112

MASAL MASAL İçiNDE

un olmuştum. artık bu yapabi-lece~im çok şey vardı. Yaşamımı yeniden kurabilir, en önem·

lisi de beni bu duruma düşüren arkadaşlarımdan intikam ala·

bitirdim.

pazar gün bir altın yumurta alıp esnafının bulundugu gltrım. gören esnaf

fısıldaşıyordu, kimileri halime gülüyor, kimileri ise acıyordu.

Arkadaşlarım da oradaydı. N iyetimi anlamak içjn sinsi

gözler-süzüyorlardı. Kimseye aldırmadan mezar yapılan yere Yüksekçe kaidenin üz.erine beni şaşkın

gözlerle izleyen meslektaşlarıma seslendim:

'Arkadaşlar! Elimde bugüne kadar görmediğiniz büyüklükte

altından bir yumurta var. Altın yumurrayı açık 3rtırmayla sat-istiyorum. isteyenler buyursun, katılsın'

Pazarda bir dalgalanma oldu. Herkes benim çıldırmış oldu-gumu sanıyordu. İnsanlar birbirine sokulmuş, fısıltı ve gülüş­

U'WA'",U,",

beni

konuşuyordu.

Eski

arkadaşlarım kahkahalar

ata-benimle alay sürdürdüler. Bu arada elimi

(Or-bama sokup altın yumurtayı çıkarmışttm bile. Güneşin altında

alev gibi yanan yumurtayı avucumda tutarak herkese gösterin-ce, pazarı bir sessizlik kapladı. Bu şaşkınlıktan sonra, esnafın

114

Anlattıkum

arasından hayranlık duyduklarını belirten sesler yükseldi. Bu duruma önce çok şaşıran arkadaşlarım ilk şoku atlattıktan son-ra artık çok iyi tanıdıgım o riyakar gülümseyişleriyle yanıma yaklaştılar. Öyle yüzsüzlerdi ki, reddedecegimden korkmasalar sevgiyle boynuma sanlacaklardı. Ama eski günler geride

kal-mıştı. Onlara mezatı başlattım. Kuyumcu

nın arasında arkadaşlarımda

tın yumurtaya onlardan biri verdi.

yılışık bir uzatıp altını almaya 'Senin gibi parası bu altını almaya

dedim. Arkadaşım çok şaşırdı. Ben de onun fal taşı gibi açılmış

gözlerinin önünde yumurtayı havana atıp toz haline gelinceye kadar dövdüm. Sonra altın tozlarını halkın üzerine savurdum.

Bu cömertligimi gören eski arkadaşlarım acele davrandıklarını

görerek kahroldular. Altına talip olan ise açgözlüıügün verdigi hiddetle yere yıgıldı. O günden sonra her pazar kuruldugunda bunu yapmayı tozlarının havada

gören arkadaşlarımın pişmanlıgı görmek mutlu ediyor <uU'''''"."u

Kuyumcu'yu Padişah ile Vezir

"Peki ne bu iş?"

Kuyumcu muzipçe gülümsemiş:

MASAL MAsAL İçİNDE

"Arkadaşlarım yaptıkları yanlışı anlayıp, kendilerini düzel-tineeye kadar" demiş. "Şimdi mesle~imde epeyce ilerledİm.

Artık atalanının yaraşır kuyumcu oldum. Kazandı­

gım paraların bir kısmıyla ben de babam gibi altın yumurtalar yaptırıyorum. Arkadaşlarımın aklı başına gelinceye kadar altın yumurtaları toz getirip halkın Uzerine savurmaya vam edece~im" demiş.

Padişah ile Vezir Kuyumcu'nun davranışını takdir etmiş,

ona hak vermişler.

"Artık güzel bİr uyku çekmenin vakti geldi" demiş Kuyum-cu ev sahibi oldugunu anımsayarak. Konuklarına kalacakları odaları göstermiş. gün önceden yol yorgunu Padişah

Vezİr yataklarına uzanır uzanmaz uyuyakalmışlar.

Ertesi sabah erkenden düşmüşler yola. Az gitmişler uz git-mişler. iki gün gece gitmişler. İkinci

ulaşmışlar Köradam'ın kentine. Dogruca adamın evine onu kentin meydanınagitmeden yakalamışlar. Padişah ile Ve-zİr'in geldiğini

anlayan

Köradam gülümsemiş:

"Artık kesmiştim. 'Herhalde

öyküsünü ögrenemediler, evlerine döndüler' diye düşünmeye başlamıştım» demiş.

"Hiç öykünuzü dinlemeden döner miyiz?"

Anlattıkları

miş Padişah. Neden gecikeikterini kısaca anlatmış Köradam'a.

"O halde duydu~nuz bütün öyküleri ben de dinlemek iste-rim" demiş.

"Olur" demişler.

"Ama" demiş Köradam, "benim şimdi kentin meydanına

gitmem gerek

kararltlığı hisseden bizimkiler

konuklarının karnını doyurmuş,

ra odalarını go:stermış

derin bir uykuya dalmışlar.

çıkmış. Padişah

Köradam eve döndüğünde bizimkiler

haI:l

uyuyormuş.

Adam onları kaldırmış, birlikte akşam yemeğine oturmuşlar.

Akşam yemeğinden sonra Köradam'a duydukları öyküleri

an-latmışlar. Büyük bir ilgiyle dinlemiş adam anlatılanları.

"İnsanoğlunun başına neler geliyor. Bunlara benzer bir

ola-yı yaşamamış de inanmazdım 4111',U1.1ru

ye başlamış anlatmaya Köradam:

ö

~önrIDım'm

nflU\

nlKınKI